Menü

Yürümek Yetmez, Koşmak Gerek!


07 Mart 2010 - Zeynep Oral -

Klara Zetkin, 2. Enternasyonal’e bağlı Kadın Konferansı’nda “her yıl kutlanacak uluslararası emekçi kadın günü” önerdiğinde yıl 1910’du. Amaç sadece çalışma saatleri, doğum ve emzirme izni vb. gibi değil, yaşama hakkı, oy kullanma hakkı gibi temel hak ve taleplere de dikkat çekmekti.

Aradan 100 yıl geçti. Yarın yalnız 8 Mart’ı değil, 8 Mart’ın yüzüncü yılı da kutlanıyor tüm dünyada. Yüz yılda ne çok şey değişti... Yüz yılda ne kadar az şey değişti ya da hiç değişmedi!

Dünya tarihini bırakıp, kendi kişisel tarihime bakıyorum... Yüz yıl değilse de, bundan 30-40 yıl önce, kadın hakları, kadın sorunları diyecek olsam / yazacak olsam, aman tanrım ne tepkiler... Cahiller bir yana, okumuş, bilgili, sevgili meslektaşlarımdan bile umulmadık tepkiler... Düşman kesilenler, öfkelenenler... Alay etme, dalga geçme, küçümseme... Yok saymalar...

Bir de şu: “Hele önce devrim yapalım, sosyalizm gelsin, ondan sonra nasılsa kadın sorunu diye bir şey kalmaz!” Politikaya egemen ağabeyler, buna inanır, emir komuta hiyerarşisi içinde “bacıları” bol bol işe koşar, çalıştırırlardı!.. Tıpkı son yıllarda “İslamcı”, “dinci” politikacıların “baaayanları” kullandıkları, sömürdükleri gibi.

Nerelerden nerelere geldik... 80’li yıllardaydı, kadına yönelik şiddete karşı sokaklara dökülüp “Bağır herkes duysun” kampanyasını başlattığımızda millet çok şaşırmıştı... Çünkü o güne dek şiddet uygulayan değil, şiddete maruz kalan ayıplanırdı!

Bugünlerde Türkiye’nin her yerinde, her köşesinde etkinlikler, talepler, kampanyalar sürüyor. Her alanda, her yerde sayısız kadın örgütünün seferberliği var! Hem de öyle renkli basının ileri sürdüğü gibi, tek günlük kutlama, kadınlara çiçek böcek verin gibi tüketime yönelik değil... Tam tersine kadınlar emeğe sahip çıkıyor. Demokrasiye, özgürlüğe ve barışa sahip çıkıyor!

Diyarbakır “Kadın-Kent” ilan edilirken; İstanbul, en az üç çocuk doğurun diyen, kadını eve kapamak isteyen zihniyete karşı, o zihniyete inat “Geceler de bizimdir, sokaklar da bizim” eylemi düzenliyor.

KESK, DİSK ve Türk Tabipleri Birliği 8 Mart’ın resmi tatil olmasını istiyor. Haklılar!

Kimi şeyler de hiç ama hiç değişmiyor! Kadınların hâlâ iş güvencesi yok. Kadın emeği hâlâ yok sayılıyor, görmezden geliniyor! Kadınlar emeğinin karşılığını istiyor. Eşit işe eşit ücret istiyor. Sendikasını, sigortasını istiyor. Sömürü ve ayrımcılık hâlâ devam ediyor.

Şu kriz döneminin faturası bile kadınlara çıkarılıyor. Kadınların işgücüne katılmasını önlemek için her şey yapılıyor. Kadın istihdamında dünyanın en gerilerindeyiz.

Kadınlar çalıştığı için, iş aradığı için, işsizlik oranının yükseldiğini söyleyen ekonomiden sorumlu devlet bakanı bile var bu ülkede! Daha ne olsun!

8 Mart Kadın Platformu’nun şu açıklaması bile değişen ve değişmeyeni sergiliyor:

 

“16 yaşında diri diri gömülen Medine için, toprağın altından duyuracağız sesimizi. Havan mermisiyle katledilen Ceylan Önkol’lar için, kendi diline ve kimliğine yasaklı Kürt kadınlarıyla birlikte haykıracağız barışı. Hapsedilse de susmayan Seher Tümer ve Olcay Kanlıbaş için büyüteceğiz mücadelemizi. Tutsak edilmeye çalışılan Pınar Selek olacağız 8 Mart’ta. Güvenceli iş için TEKEL olacağız sokaklarda.”

Yarın Türkiye kıpır kıpır. Siz de katılın! Kadınlarla dayanışmak iyidir! Daha kat etmemiz gereken çok yolumuz var! Demokrasinin, özgürlüğün, barışın sesi olacaksak, karanlıktan aydınlığa çıkacaksak, yürümek yetmez, koşmak gerek!

Cumhuriyet- 07 Mart 2010

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.