Yiğit Arkadaşım: Seçkin Selvi!...
10 Ağustos 2008 - Zeynep Oral -
Ne zamandır size ondan söz edeceğim ama fırsatları ha bire kaçırıyorum. Geçen yılın sonunda çeviri dünyasında , meslek yaşamında 50. yıldönümüydü. Halen editörlük görevini de sürdürdüğü Can Yayınları onun için bir “50. Yıl kutlaması” düzenledi, tam sırası dedim ama yine başka konular araya girdi, onu yazamadım! (Ah ne kıskanıyorum her gün yazma fırsatı olanları!)
O, arkadaşım. Seçkin Selvi. Tiyatro eleştirmeni, çevirmen, yayımcı. Rivayet o ki, eğer dünya yazarlarını yalnız Türkçe okuyan biriyseniz ve evde bir kitaplığınız varsa, mutlak onu tanıyorsunuzdur; onun cümlelerini, sözcüklerini okumuşsunuzdur! Çünkü o kitapların birkaçını mutlak Seçkin Selvi çevirmiştir!
Benim ondan , onun çevirisinden okuduğum ilk kitap, 60’lı yılların ikinci yarısında Herbert Marcuse’ün “Tek Boyutlu İnsan” adlı kitabıydı. O tarihlerde yalnız bizim ülkemizde değil , hem Avrupa hem de Amerika kıtalarındaki ülkelerde kapitalizme öfkelenen , komünizmin totaliter uygulamalarını sorgulayan her gencin koltuğunun altında bu kitap vardı! Herbert Marcuse , 68 kuşağının en önemli esin kaynağıydı. Türkiye’de bu kitabı çeviren Seçkin Selvi’ydi elbet! O zamanki imzası Seçkin Çağan’dı.
Türkiye’nin gelmiş geçmiş en usta oyun yazarlarından Sermet Çağan’ın eşiydi Seçkin. “Ayak Bacak Fabrikası” ve “Savaş Oyunları” fırtına gibi esmişti sahnelerimizde. Estiği her yerde de yurt içinde, yurt dışında tüm ödülleri toplamıştı. Hep inanmışımdır ki, Sermet Çağan’ın 50 yaşında, kalpten o erken ölümü (sene 1970’di) Türk Tiyatrosunda giderilmesi olanaksız bir boşluk, bir eksiklik bırakmıştır.
Düşünen, yazan, emeği her şeyden çok yücelten insanlar için kabul edin ki ülkemiz bir “cennet” sayılamaz! 12 Mart faşizminden başlayarak baskılardan elbet Seçkin de nasibini aldı!
Hiç boyun eğmedi! Başını hep dimdik tuttu! En büyük güçlüklerde, en karanlık anlarda bile yılmadı! Zekası, çalışkanlığı, bitmez tükenmez enerjisi, dünyaya ve çevresine eleştirel bakışı , belki en önemlisi hiç yitirmediği mizah duygusuyla örnek oluşturdu.
“Tiyatro 70”, “Edebiyat 81” gibi dergiler çıkarması… Hiç bıkmadan usanmadan ödün vermeden, tiyatro eleştirisi yazması… Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nde, Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde öğretim görevlisi olarak tiyatro eleştirisi dersleri vermesi… Zaman zaman köşe yazarlığı…
Bunlar bir yana, bir de Jack London’dan James Baldwin’e, Marquez’den İsabel Allende’ye, Charlotte Bronte’den Paul Auster’e; Lawrence Durell’den Nadine Gordimer’e , hangi birini saysam ki , 150’yi aşkın kitap çevirisi… Zengin ve keyifli bir Türkçeyle , dünya edebiyatını dil bilmeyenlere kazandırdı. Karınca çalışkanlığıyla, hani bir zamanların “Tercüme Bürosu” gibi, adeta tek başına bir “Çeviri Bakanlığı” işlevi gördü!
Türkiye’de Tiyatro Eleştirmenler Birliği’ni kurduğumuz andan başlayarak ( ah ne zor ne sancılı olmuştur onu kurmak darbeler Türkiye’sinde bir bilseniz!) Birliğin en çalışkan neferlerinden biri oldu Seçkin!
Şimdi durup dururken neden mi Seçkin Selvi’yi yazıyorum? Bir haftadır aklım fikrim yalnızca benim yiğit arkadaşımda ve en az annesi kadar yiğit ve azimli kızı Emine Çağan’da da ondan! Emine’ye oyun oynayan bir kan pıhtısı, Amerikan hastanesinde ameliyatla başarıyla bertaraf edildi. Şimdi Emine yeniden ayaklarına hükmedebilmek için çalışıyor!
İşte… Sonunda mutlak galip geleceğine inandığım bu savaşta Emine’ye ve annesi Seçkin’e, yalnız benim değil, birçok insanın da olumlu enerjisini, olumlu düşüncelerini ve sevgimizi iletmek için yazdım bu yazıyı!
Cumhuriyet- 10 Ağustos 2008
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler