Menü

Yaşar Kemal… “Legion d'Honneur"


17 Ekim 2004 - Zeynep Oral -

Zeynep Göğüş'ün önerisiydi. Uzun yıllar Türkiye AB ilişkileri üzerine çalışmış, emek vermiş gazeteci Zeynep Göğüş, Tempo Dergis'ndeki yazısında, Fransız politikacıların Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı tutumunu irdelerken, kimi olası tepkilere yer veriyordu. Eğer 17 Aralık'ta Fransızlar yüzünden Türkiye 2005 için müzakere tarihi alamazsa, Yaşar Kemal'in Legion d'Honneur'ü -Fransa'nın bu en değerli şeref madalyasını geri vermesini öneriyordu. Bu nişanı alan herkesin bu tepkide birleşmesini istiyordu. “Tam da Fransızların anlayacağı dilden bir tepki olur.” diyordu.

Zeynep Göğüş'e yüzde yüz katılıyorum. Yalnız anlayacakları dilden değil, aynı zamanda Fransa'daki kamu oyunu da etkileyecek güçlü bir tepki olur.

Şu sırada ne kadar kızarsak kızalım, Fransızlar okuyan bir millet. Onların büyüklük komplekslerine ya da şoven duygularına değil de, okuma tutkularına , entelektüel algılamalarına yönelik bir eylem daha etkili olacaktır.

Ancak o güne , 17 Aralık tarihine dek Fransız aydınlarla uzun ilişkileri olmuş Türkiye'deki aydınların da boş durmaması çeşitli projeler üretip bunları yaşama geçirmeleri gerek.

Bu arada günlerdir telefonlara “hayır, benim Legion d'Honneur'üm yok, ” demek durumundaydım. Zeynep Göğüş, dil sürçmesi ya da gönül sürçmesi, benim de adımı, bu şeref madalyasını alanlar arasında anmış. Ondan alıntı yapanlar da beni Legion d'Honneur sahibi yapıp durdular… Fransız devletinden iki nişanım var. Biri Eğitim Bakanlığı'nın verdiği “ Palmes Académiques” , öteki Kültür Bakanlığının verdiği “Chevalier de L'Ordre des Arts et des Lettres”. Her ikisini de almaktan onurlandım. Her ikisini de, benzer nişanları alanlarla birlikte iade etmeye hazırım.

 

Dün sizlere Brüksel'de “Avrupa Birliği İçin Türkiye Kadın İnisiyativi”nin düzenlediği “AB Kadın Diyaloğu”nu anlatırken, hep dilimin ucuna gelen, içimi acıdan bir şeyi, bir anı unutmaya çalıştım. Bugün paylaşıyorum:

Brüksel , Palais des Beaux Arts- Güzel Sanatlar Merkezi'nde malum, Anadolu'nun on bin yıllık kültür birikimini gözler önüne seren “Analar, Tanrıçalar, Kadın Sultanlar” sergisi var.

Daha önce gezmiştim, (6 Ekim-Cumhuriyet) yeniden gezdim. Doyamadım.

Kültür Merkezi'nin Belçikalı müdürlerinden biriyle sohbetteydim. Ne büyük ilgi olduğunu, milletin kuyruğa girdiğini anlatıp duruyordu. Okullar, Parlamenterler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları grup halinde geziyorlarmış. Grup gezisine ancak 20 kasımdan sonrası için randevu verebiliyorlarmış… Bir ara durdu, ne dedi biliyor musunuz?

“Yalnız dikkatimi çekti, buradaki Türkler pek gelmiyor, galiba ilgilenmiyorlar!”

Yüreğime bir hançer saplandı.

Belçika'da, yanılmıyorsam, 100 bin Türk yaşıyor. Bırakın Türkiye'de, hiçbir ülkede göremeyecekleri nitelikte, sayısız müzeden toplanılmış eserlerle oluşturulmuş bir sergi… Onlara, kendi geçmişlerini anlatacak bir sergi… Ve “Galiba ilgilenmiyorlar!”

Bütün gün , Boğaziçi Üniversitesinden Binnaz Toprak'ın yönettiği kolokyumda, Adalet eski bakanı Aysel Çelikel'in tarihsel açıklamalarıyla; Şirin Tekeli'nin Türkiye'deki kadın hareketini anlatmasıyla; Fatmagül Berktay'ın, kadın konusunda Avrupa'nın çifte standarlığını vurgulamasıyla; Nebahat Akkoç'un Diyarbakır'da başlattığı ve Doğuda, Güneydoğuda yaygınlaştırdığı Kadın Merkezleriyle ; Engin Özendes'in gerçekleştirdiği tanıtım filmiyle gururlanmıştım…

Kolokyumun sonunda tüm katılımcılar ve dinleyicilerle birlikte sergiye yönelirken, duyduğum o cümle…Türkiye'den gelip Belçika'ya yerleşmiş birkaç kuşağın, birinci, ikinci üçüncü kuşakların kendi geçmişlerine ilgisizliğini belirtmekten öte bir anlam taşıyordu, o cümle… Bu ilgisizlik, daha pek çok şeyi, düşünce yapısını, dünyaya bakışı, yaşam standardını, değer ölçülerini ve bir zihniyeti ortaya koyuyordui… Evet, “galiba ilgilenmiyorlar”…

AB ülkelerinde Türkiye'ye karşı kimi tepkilerle bu “galiba ilgilenmiyorlar” arasındaki bağı görebiliyorsunuz, değil mi…

17 Ekim 2004- Cumhuriyet

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.