'Yaşamak, İnsan Kalarak...'
03 Haziran 2010 - Zeynep Oral -
Yaşamak bu yangın yerinde /Her gün yeniden ölerek
Zalimin elinde tutsak /Cahile kurban olarak
Savunmak gerçeği, çoğu kez /Yalnızlığını bilerek
Korkağı, döneği, suskunu/ Görüp de öfkeyle dolarak
Toplanıyor ölü arkadaşlar/ Her biri bir yerden gelerek
Kiminin boynunda ilmeği/ Kimi kanını silerek
Kucaklıyor beni Metin Altıok/ “Aldırma” diyor gülerek
"Yaşamak görevdir bu yangın yerinde/ Yaşamak, insan kalarak"
Sahnede, Zülfü Livaneli… Ataol Behramoğlu’nun “Yangın Yeri” şiirinin yüreğime yer etmiş sözlerini, kendi bestesiyle söylüyor… Kırmızı Yayınları’nın, Metin Altıok Şiir Ödülü törenindeyiz… Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nin güzelim tiyatro salonundayız.
Sahnenin en arka fonunu boydan boya kaplayan tuvalde Metin Altıok, her zamanki gibi parmaklarının ucunda sigarası, gözlükleri burnunun üzerine düşmüş, gülen muzip gözleriyle bize bakıyor, kızı Zeynep’i kıvançla izliyor…
Törenin başladığı ilk andan beri ölü arkadaşlarımız toplanıyor salonda. Behçet Aysan, Ümit Kaftancıoğlu, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Onat Kutlar, Metin Göktepe… Kiminin boynunda ilmeği, kimi kanını silerek yanımıza geliyorlar: Abdi İpekçi, Sabahattin Ali, Bahriye Üçok, Musa Anter, Bedrettin Cömert, Tütengil… Fazıl Say’ın bestesi, Güvenç Dağüstündağ’ın bariton sesiyle söylediği türküyle her biri geldi yanımıza oturdu…
Şairlerin hası ve ası, şiirini hem geçmişle hem gelecekle çoğaltan Hulki Aktunç, Füsun Akatlı’nın elinden ödülünü alırken… Tuluğ Tırpan piyanosuyla, Özcan Ulucan kemanıyla, Erman İmayhan viyolonseliyle bizi müzikle ve ölülerimizle buluştururken… Altan Erkekli Metin Altıok’un şiir dünyasında bizi dizeler arasında dolaştırırken… Hep tuttum gözyaşlarımı.
(Ah, ben Doğan Hızlan gibi usta değilim ki, birkaç sözcükte Zülfü Livaneli’nin, Metin Altıok’un ve Hulki Aktunç’un tüm olağanüstülüklerini bir araya, bir çırpıda getirivereyim… Harika bir konuşa yaptı. İşte izleyiciler arasında Yaşar Kemal’in, Leyla Erbil’in, Bedia Akarsu’nun da gözyaşlarını sildiklerini görüyorum…)
Tören boyunca tuttum gözyaşlarımı… Ama gelin görün ki, Zülfü başlayınca “Yaşamak bu yangın yerinde / Her gün yeniden ölerek…” diye…
Askerlik görevi, nöbet değişimi sırasında öldürülen o gencecik çocukların ölümü geldi yerleşti salona… Dağlarda daha öldürülecek olan çocuklar da geldiler… Her gün yeniden ölerek yaşayan aileleri de geldi…
İsrailli komandolar sivilleri katletmişti uluslararası sularda… O gemidekiler, ölmeyenler zalimin elinde tutsaktılar artık… Ama bence aynı zamanda cahile kurban… Çünkü tepemizdeki cahiller bal gibi biliyordu o geminin saldırıya uğrayacağını… Ah oy avcılığı uğruna milleti tahrik etmek kolay; ama barışçı ve insancıl politikalar üretmek zor…
Korkağı, döneği, suskunu görüp de öfkeyle dolarak bu yangın yerinde yaşamak zor…
Zülfü’nün hepimize armağan ettiği şarkılara hafiften ve derinden katılarak faşisti, fesadı, celladı, korkağı, döneği, suskunu lanetledik…
Yaşamak, insan kalarak yaşamak, görev olsa da inanın çok zor…
Zülfü’nün, Nâzım’ın, öldürülen arkadaşlarımızın, “yiğitlerimizin” şarkılarına katılarak umudumuzu biledik… İşte bir tören böyle geçti…
Bu yazıda adı geçen herkese sonsuz teşekkürler! İnsan kalarak yaşamamıza yardımcı oldukları için…
Cumhuriyet- 3 Haziran 2010
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler