Menü

Yaşama Saygı


14 Ağustos 2004 - Zeynep Oral -

"Yaşama Saygı" başlıklı bir toplantıda konuşmak üzere bir çağrı aldığımda , konuşmaktan çok dinlemeyi seven ben , öteki konuşmacıların ne diyeceklerini çok merak ettiğimden ; hele hele konuşmacılar arasında İonna Kuçuradi ve Talat Halman'ın da bulunacağını öğrendiğimden ; üstelik toplantı yeri "Çınaraltı Çay Bahçesi" diye belirtildiğinden hiç düşünmeden, tamam katılırım dedim…

Siz bu yazıyı okuduğunuzda Altınolukta , "10. Antandros 'Yaşama Saygı' Kültür ve Sanat Festivali"nde olacağız. Bir gün önceki "Yaşasın Edebiyat" toplantısının da katılımcılarıyla Cumhuriyet meydanında kitap sohbetlerinde, imza günlerinde , sonra da Çınaraltı Çay bahçesinde…

Yola çıkmadan , "Yaşama Saygı' üzerine neler söyleyebileceğimi düşünüyorum. Daha doğrusu düşünmeye çalışıyorum. Ama aklıma yalnızca yaşama saygısızlıklar doluyor:

Yağmur yağdığı için, patlayan asfaltlara, tıkanan mazgallara alışmıştık, kanıksamıştık. Ama İstanbul gibi bir mega kentte yağmur yağıp apartmanların bodrum katını su basması ve bu su baskınında çocukların ölmesi…

Yaşama saygı mı dediniz?

Altyapısı olmadan üstünü alladığımız pulladığımız ve hızlandırdığımız trenler devrilip ölüm vagonlarına dönüştüğünde, ve sebebi "Allah"ta arandığına , hem yaşama hem Allah'a saygısızlık ettiğimizi bilmiyorsak…

Başlarına doladıkları türbanlar, bedenlerini bohçaladıkları çarşaflarla, yüzme bilmeden denize giren genç kızların boğulmasını önleyemiyorsak; bedenlerine erkek eli değmesin diye onları kurtaramıyorsak… Ve bu olay anlı şanlı büyük medyamızda , "taş fırın erkeğinin" çapkınlıklarının binde biri kadar yer bulamıyorsa…

Yaşama saygı mı dediniz?

Birkaç gün sonra 17 Ağustos. Beş yıl önceydi… Ölümün nedeni , fay hattındaki kırıktan çok, yaşama karşı saygısızlık, doğaya karşı saygısızlık, insana karşı saygısızlıktı. Hala bilmeyenimiz var mı?

Yok, hayır böyle sürdürmemeliyim…

Yaşama saygı ne olabilir ki?

İlk aklıma gelen yanıt: Var olmanın bir parçası olabilir.

Yaşama saygı, yaşamı sürdürebilmek olmalı… Cahillikten bilgisizlikten, aptallıktan ölmemek, öldürmemek, öldürtmemek olabilir… İnsanın cehaletini kullanarak onları ölüme itmemek olabilir..

Ama bunların dışında, çıkar ilişkileri, mal mülk edinme hesapları, şan şöhret tutkusuyla, daha çok daha çok "kazanç"; daha çok daha çok "para" ; daha çok daha çok "güç" hırsıyla insan yaşamını tehlikeye atmamak, riske sokmamak, aşağılamamak, engellememek , sonlandırmamak olabilir.

Yaşama saygı, yani yaşamı sürdürebilmek...

Doğada var bu. Doğada yaşama yönelik tutkuyu, yaşama saygıyı görebiliyoruz. Yani doğayı sömürmek için bakanlar değil, görmek için bakanlar görebiliyor…

"Yaşam , amino asitlerin var oluş biçimidir" diyen Engels miydi? Maddenin yaşama, yaşamın zekaya yönelik olduğunu ; yaşamla bilginin iç içeliğini vurgulayan…

Doğanın, yeryüzünün dört milyar yıllık yaşam macerası, galiba yalnızca ve yalnızca "yaşama saygı"yı dile getirir

Tarih boyunca filozoflar, düşünürler de işte bu macerayı açıklamaya çalıştı… Felsefe kitaplarının binlerce sayfada anlattıklarını , sanatçılar fark edip, ayırımına varıp bize sunarlar. Gerçek sanatçılardan söz ediyorum, yoksa bizde "sanatçı" sıfatıyla anılanlardan değil.

Nazım Hikmet'in tüm şiirini düşünüyorum, ("Yaşamaya dair" şiirlerini buraya almanın tam zamanı ve yeridir ama köşe sınırlı!) Sait Faik'in öykülerini düşünüyorum… Anlattıkları buydu.

Yaşamın kaosunu "anlayarak", kendi duyarlılıkları ve zekalarıyla bize sundukları, anlamamızı, algılamamızı, fark etmemizi sağladıkları belki de yalnızca yaşama saygıydı.

İnsan varlığına verilen değeri, temel değer olarak savunmak… Bunun, çağdaşlığın olmazsa olmaz koşulu olduğuna inanmak…

Yaşam tutkusunun, akıl, zeka, duyarlılık ama aynı zamanda özgürlük, emek, yaratıcılık ve yapıcılıkla bütünlendiğine inanmak…

Zaten bunlara inandınız mı , insanlık onuruna sahip çıkıyorsunuz ve yaşama saygılısınız demektir.

Yaşama saygıya inanmak, bence tanrıya inanmaktan farklı olmasa gerek.
Eyvah, "Yaşama Saygı" panelinde söyleyeceklerime geçmeden, yerim bitti!


14 Ağustos 2004

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.