Menü

Yaratıcılığa Yelken Açma…


28 Kasım 2008 - Zeynep Oral -

“ 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul”a doğru:

Yaratıcılığa Yelken Açma…

“2010 Avrupa Kültür Başkenti  İstanbul”…   Bu başlık, şu yan yana gelmiş  birkaç sözcük bile  kulağa harika geliyor.  Tarih boyunca üç İmparatorluğa başkentlik etmiş bu koca kent, Avrupa Kültürüne haydi haydi başkentlik eder, hem de en alasından! demek geliyor insanın içinden!

Ama hemen ardından, İstanbul gerçeklerini düşününce, eyvah yanmışız biz demekten kendimi alamıyorum. Yıllardır alt yapı sorunları halledilemeyen  İstanbul… Değerleri eroyana uğratılan İstanbul… Ha bire sökülüp yeniden yapılan yollar kaldırımlar,  trafik işkencesi… Yeşilin yok edildiği; beton, çelik duvarlarla parsellenen, ranta kurban edilen; denize küs yaşayan İstanbul… Ama hayır,  güç olduğunu bile bile umutsuzluğa yer vermemeye kararlıyım.

“Sahne Senin İstanbul”

Birkaç gün önce  “Sahne Senin İstanbul” sloganıyla  İstanbul 2010’un tanıtım kampanyası başladı (Önceki gün Cumhuriyet’de okudunuz.) Yaşamın her alanında birbirinden harika projeler hayata geçirilecek. 

Yenikapı’da kurulacak arkeolojik parkı… 1910-2010  Mimarlık Kültürünü yücelten İstanbul Kent Müzesi…Kartal’da başlayıp İstanbul’un 39 ilçesine yayılacak  taşınabilir sanat projesi…  AKM dahil olmak üzere, onarılacak, yenilenecek, yeni işletmelere kavuşacak  kültür yapıları , müzeler… Sayısız festivaller, etkinlikler…   Saymakla bitecek gibi değil. Yalnız başlıklar bile bu köşeye sığmaz.  

Bence önemli olan,  gerçekleştirilecek her olayın,   bu kentte yaşayan insanların yaşamına, onuruna, mutluluğuna ve de yaratıcılığına  katkıda bulunabilmesi…  (Bir an için karakola sağ girenin ölü çıktığı, kadınların şiddete uğradığı  bir kentte yaşadığımızı unutun!) Tüm kültür ve sanatın amacı aslında bu bir önceki tümcede söylediğim şey değil mi? 

Bu kentte yaşayan insanların yaşamına, onuruna, mutluluğuna ve de yaratıcılığına  katkıda bulunmak…

Ama bunu gerçekleştirebilmek için önce  kentlilik bilincini edinmek, sahiplenmek gerekiyor. Sivil örgütlenmelerle bu bilinci  toplumun tüm katmanlarına yaymak gerekiyor. Sanat ve kültürü yaşamımızın ayrılmaz parçasına dönüştürmek … Kalıcı ve sürdürülebilir  olabilmesi  için sivil l toplum kuruluşlarıyla  iç içe çok çalışmak, çok çalışmak, çok çalışmak…

Hele bu ekonomik kriz döneminde, bilmez değilim, bu söylediklerimi gerçekleştirmek daha da zor. Ama unutmayalım ki, bizim müthiş bir avantajımız var: Bu kent hala çok kültürlülüğün izlerini taşıyor.  Damarlarında binlerce yılın bilgelini ve birikimi  saklıyor. Çok katmanlı kültürel kimliklerimizden düşmanlık değil  bir güç oluşturabilirsek, başarabiliriz.  Çağdaş ve evrensel değerlere yönelirsek, başarabiliriz. Yeter ki bu işi de seçim yatırımına, oy avcılığını, rant peşkeşine dönüştürmeyelim!

İlhan Koman’dan Sevgilerle

İstanbul 2010’da beni  çok heyecanlandıran sayısız proje var elbet. Zaman zaman sizlerle paylaşacağım. İşte  Koman Vakfı’nın projesiyle başlıyorum. 

“Hulda’nın Sanat ve Bilim Yolculuğu” ,  benim için heyecan verici bir tasarı. Nasıl olmasın ki: Hem sanatı hem bilimi içeriyor. Geçmişin değerini , yarının değerlerini yaratmakta kullanıyor. Kültürler arası, toplumlararası ilişkileri güçlendiriyor. İnteraktif  etkinliklerle  çok geniş bir alana yayılıyor.  

Hulda, dünyaca ünlü heykel sanatçısı  İlhan Koman’ın ( 1921 Edirne- 1986 Stockholm)  yaşadığı  teknenin adı.  İlhan Koman hem sanatçı hem bir bilim adamı. Eserlerini bu teknede tasarladı, bu teknede çalıştı, bu teknede yarattı.   Hulda  yüz yıllık,  iki direkli görkemli bir yelkenli. Halen  Stockholm’de Kraliyet limanında demirli duruyor. İsveç’te resmi olarak “tarihi eser” olarak sınıflandırılmış… Söz konusu proje sonunda Huda, sürekli bir Sanat ve Bilim Merkezi olarak Türkiye’de kalacak   (İstanbul şart değil,)

Hulda gemisi, Stokholm’den İstanbul’a geliş rotasında Avrupa’nın önemli 10 limanında festival etkinliklerine merkez olacak.  Zaten teknenin kendisi özellikle çocuklara ve gençlere yönelik  çekici bir altyapı sunuyor.  Önce Stockholm’de, sonra uğradığı kentlerde Amsterdam, Anvers, Bordeaux, Lizbon, Barcelona, Napoli, Malta, Selanik ‘de, en sonunda Eylül 2010’da İstanbul’a vardığında  her limanda iki ay  kalmış olacak. Bu iki ay içinde sanat ve bilimle ilişkili Türk kültürünü tanıtacak sergiler, gençler ve çocuklara yönelik  atölyeler düzenlenecek…On ülkedeki  yerel yönetimler, devlet ilköğretim okulları,  önemli sanat, kültür, bilim kurumları  projeye ortak olacak!  

Koman Kültür ve Sanat Vakfı’nın başkanı Ahmet Koman’la konuşuyorum. Hem yurt dışından hem Türkiye’den 200 bin katılımcıyı  doğrudan  çeşitli etkinliklere katabileceklerine inanıyor. Ancak  limanda kurulacak sergiler, yerel ortakların katılımıyla  gerçekleşecek etkinliklerle ,basın yayın tanıtımlarıyla,  milyonlarca insana ulaşabileceklerini  belirtiyor. Onu asıl heyecanlandıran  İstanbul 2010’dan sonra teknenin Türk sularında kalıp, bir Türk kurumu yönetiminde  bilim ve sanatın hizmetine verilecek olması… Bu proje sayesinde, İlhan  Koman teknesinin  Türk kültür yaşamında sürekli bir yer alabilmesi için en büyük ilk adım atılmış olacak.

Nasıl? Heyecan verici değil mi!

Cumhuriyet- 28 Kasım 2008

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.