VERA FEONOVA- Bilgeliğiyle Yaşamı zenginleştirdi.
09 Haziran 2003 - Zeynep Oral -
Türk edebiyatının ve sanatının önce Sovyetler Birliğindeki sonra Rusya'daki dili, gözü, kulağıydı... Benim ise, bilge ve emekçi bir kırlangıçtı...
Bir gün , Sanat Dergisi odamızdan içeri saçları omuzlarına, kakülü kaşlarına düşen , yumuk ve çekik gözleri zekice ve gülerek parlayan , tombul yusyuvarlak bedenini tüy hafifliğinde taşıyan genç bir kadın girdi. Sözcükleri çok açık seçik seçerek, birbirinden ayırarak ve her heceyi vurgulayarak konuşuyordu Türkçe'yi: "Buyrun efendim, ben Vera Feonova... Nasıl yardımcı olabilirim size?"
70'li yıllardaydı. Sovyetler Birliğinde izlenen, okunan Türk edebiyatı, Türkiye'de yaygın olan Rus edebiyatı üzerine bir araştırma yapıyorduk...
O gün odamdan içeri girdi sanıyordum. Oysa , bir daha çıkmamak üzere yüreğimden içeri girmişti.
Vera Feonova'yı geçen hafta kaybettik.
Türk yazarlarının çeşitli eserlerini Türkçe'ye çevirmişti. Orhan Pamuk'tan çevirdiği "KaraKitap" ve "Benim Adım Kırmızı"yla ödüller kazanmıştı. Osmanlı Tarihini Ruçsaya kazandırmıştı. Uzun yıllar boyunca Türkiye'den Sovyetler Birliği'ne , sonra Rusya'ya giden tüm yazarların ve sanatçıların arkadaşıydı, yol göstereniydi.
Babayev'den Aziz Nesin'e
Vera Feonova : Sadece bir başarılı bir çevirmen, usta bir Türkolog değildi. Türk edebiyatının, önce Sovyetler Birliğindeki, sonra Rusya'daki eli kolu, gözü, diliydi. Yalnız Türk edebiyatının değil, Türk sinemasının da ve Türkiye'deki tüm sanat alanlarının da ... (Daha geçen yıl, Moskova Radyosu'a bir dizi Leyla Gencer programı hazırlamıştı.)
Sovyetler Birliği'nin Türkiye'nin "korkulu rüyası", "öcüsü" , "düşmanı" sayıldığı günlerde o tek başına Türkiye'nin edebiyatı, sanatı ve kültürüyle, bu dünyanın insanlarıyla dostluk, barış , sevgi ağalarını örerdi.
Moskova Üniversitesi Şarkiyat Bölümünü bitirdiğinde ufacık bir kızdı. Türkçe öğrendiğini sanıyordu. "Hocam, babam" dediği Ekber Babayev "okulda Türkçe değil, Osmanlıca öğrenmişsin sen" dediğinde dünyasını şaşıracaktı. O günden sonra yaşayan Türkçe'yi öğrenmek geliştirmek, tüm inceliklerine egemen olmak için amansız bir çabaya girdi ve emek verdi. Bu yolda en büyük desteği de Aziz Nesin'den gördü.
Genç Yaşta, Sovyet Yazarlar Birliği'nin, Türkiye, İran ve Afganistan edebiyatları Masası'nın başına getirilmişti. Önemli bir pozisyondu.
Günün birinde Sovyet Kültür Bakanlığı'nın bir üst yetkilisi kendisini çağırmış. "Çok ciddi bir sorun var "diye söze başlamıştı. " Siz Komünist Parti üyesi değilsiniz ve böylesi önemli bir görevdesiniz...Bunda bir yanlışlık var. Lütfen hemen partiye kaydınızı yaptırın."
Vera'nın , yetkiliye yanıtı şöyle olmuştu: "Evet partili değilim, çünkü zaten tüm kurumlarda çalışan herkes partili. Ve ülkemizde Komünist Partisi öyle büyük, öyle güçlü ki, bana ihtiyacı yok. Ama Tanrı korusun , komünizm tehlikeye , parti zora girecek olsa, o zaman söylediğinizi yaparım, partiye kaydolurum!"
Ve durumu geçiştirmişti. Partiye üye olmadan görevinin başında kalabilen ender insanlardan biri olmuştu.
Sahiciydi
Vera Feonova çok çalışkan bir emekçiydi. Kendisini değil, yaptığı işi önemserdi. Rus ve Türk edebiyatı kadar, dünya edebiyatını da özümlemişti. Belki daha da önemlisi , edebiyatla yaşam arasındaki o sımsıcak, canlı, soluk alıp veren ilişkiyi her hücresine sindirmişti. O nedenle ayakları sağlam yere basıyordu. O nedenle dostluklarda bunca sahiciydi. O nedenle yaşamla bunca içiçeydi.
12 Eylül darbesinden sonra Sovyet Yazarlar Birliği ile Türkiye Yazarlar Birliği arasında tüm ilişkiler dondurulmuştu. Gidişler gelişler, bilimsel toplantılar, konferanslar kongreler yasaklanmıştı. O sıralar uluslar arası bir kuruluşun (Uluslar arası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin) ikinci başkanıydım ve Türkiye'deki kurumlardan bağımsız olarak, yasakları aşabiliyor, gazeteci kimliğimle Sovyetler Birliği'ne sık sık gidiyordum. Ve her seferinde "Vera gel, Yakutistan'a gidelim... Azerbaycan'a gidelim..."... İşlerini ayarlıyordu ve gidiyorduk.
Altay dağlarında, kayaları , ağaçları, akarsuları birkaç yudum suyla kutsamayı ondan öğrendim... Letonya'da Sovyet tanklarına karşı nümayişlerde , kalabalıkta ezilmekten beni kurtaran oydu... Estonya'da "Dilimiz kimliğimizdir" mitinginde yüzlerce çocuğa benim önderliğimde Türkçe şarkı söyleten oydu... Kar altında kalıp 41 derece ateşle kıvrandığımda, içi kara biber dolu votka içirip beni ayağa kaldıran oydu...
Rus atasözlerini çevirip yaşamıma katardı. "Anneler babalar, bebek bir an önce uyusun ister. Büyük anneler büyük babalar ise, bir an önce uyansın..."
İmgelerimi zenginleştirirdi: Artık nerede çiçek açmış bir kestane ağacı görsem, Vera'nın deyişiyle "mumları yanan şamdanlar" görürüm...
Tombul Kırlangıç
Sevgili, biricik, eşsiz arkadaşım Vera Feonova ... Benim tombul kırlangıcımdı.
Neden mi kırlangıç? Onunla orda burda, Moskova'nın geniş bulvarlarından, İstanbul'un dapadar sokaklarına öyle çok kanat çırptık ki ... Ve dünyanın neresinde olursak olalım , tıpkı kırlangıçlar gibi, olduğu her yeri bir "yuva"ya dönüştürmeyi öyle güzel başarırdı ki...
Zekasıyla, kelebek kanadından ince duyarlılığıyla, eşsiz mizah anlayışıyla, engin evrensel kültür birikimiyle, bilgeliğiyle, emek vere vere ördüğü dostluklarla, ama en önemlisi o kocaman yüreğindeki sonsuz sevgiyle, kurardı bu "yuvayı" ... Öyle bir yuvaydı ki bu, ondan ayrılsanız da, aylarca görüşmeseniz de, o yuvada ocak yanar, ateşi hiç sünmezdi.
Benim canım arkadaşım. Bu kez bana kötü oyun oynadın
Bak yaz geldi, kırlangıçlar uçuştu. Ve sen yoksun. Benim ise kolum kanadım kırıldı. Ama benden kurtuldun sanıyorsan yanılıyorsun. İçimde yaktığın dostluk ateşi artık sönemez ki...
Ve ben ne zaman bir kırlangıç sürüsü görsem, içlerinden en tombulunun sen olduğunu bileceğim. Sana el sallayacağım, sen de bana göz kırpıp , kahkahalarınla karşılık vereceksin...
09 Haziran 2003
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler