Menü

THY ya da Gösterişle nitelik arasındaki fark…


16 Ağustos 2009 - Zeynep Oral -

İki gün önce sizlerle paylaştığım İtalya’daki Rossini Festivali’ne ulaşıncaya dek başıma gelenleri bir “Opera Bufa” ya da bir fars ya da bir “Commedia dell’Arte” biçiminde anlatıp sizleri gülümsetmeye niyetliydim. Ama sonra vazgeçtim. Çünkü o anlatım, beni derinden endişelendiren bir sorunu gölgeleyecekti…

Mesleğim gereği çok uzun yıllardır çok yolculuk ediyorum. Bir konferans, ya da festivale mi davetliyim, bir panele kongreye mi çağrılıyım? İlk lafım, “THY ile uçmak şartıyla” olurdu… Neden ? Çünkü güvenim tamdı.

Ne zamandır bu güvenimin azaldığını hissediyorum. Hayır ,Amsterdam’daki o kahredici kaza nedeniyle değil. Tanzanya ve Uganda Hava Yolları, Bucumbura Express’le uçmuş, motoru yanan İber Hava Yollarının uçağından atlamış adamım… Hayır bu güvensizlik duygusunun uçak kazalarıyla ilgisi yok, çok önceden gelişen, daha basit, daha sıradan ayrıntılarla ilgisi var…

Belki apronda deve keserek kutlama işlemi… Belki kan gölüne dönüşen Atatürk Hava Limanı’nda gülümseyerek kameraya poz verenleri görünce… Belki gazetelere yansıyan terlikli ayaklarla karşılaşınca… Yer hosteslerinin cak cuk sakız çiğnediklerini, pejmürde kılıklarını, darmadağınık üst başlarını izledikçe… Uçaklarda ve havaalanı salonlarında sadece “dinci” diye bilinen gazetelerin dağıtıldığını gördükçe; ama örneğin Cumhuriyet Gazetesine ulaşabilmenin imkansızlığını fark edince… Böyle yüzlerce ayrıntı…

Dikkat ettim uçak yolculuklarında yeni huylar geliştirmeye başlamışım. Örneğin servis sırasında mutlaka önüme bir gazete ya da dergi yayıp okuyormuş gibi yapıyorum, kendimi garantiye alıyorum. Çünkü üç yolculuktan ikisinde hostesler (hele erkekse) üzerime mutlak bir şeyler döküyor.

Bu arada kimi gazetelerde ha bire THY’nin ne denli başarılı olduğu anlatılıyor. Benim gördüğüm, hiçbir ucuş gecikmesiz yapılamıyor… Basın bültenleri, reklamlar , THY ile uçmanın insanı harika, adeta bir “yıldız” gibi hissettirdiğini söylüyor, sorun sağınıza solunuza, tam tersini duyacaksınız…

Bunları içimde biriktirirken, İstanbul - Roma uçuşunda yalnız benim değil, 30 yolcunun bavulunun kaybolması…( Üstelik aktarma falan yok, direkt uçuş) … Roma Havaalanında THY’den tek yetkili bulunamaması; saatler boyu tek açıklama yapılmaması… Günlerden Cumartesi olduğu için iki gün boyunca tek muhatap bulunamaması… İnternette belirtilen tüm telefon numaralarının yanlış olması… Uzatmayayım, ben şanslıydım: Dördüncü günün sonunda bavulum bana teslim edildi. Ama bavuluna ancak on gün sonra İstanbul’a dönünce de kavuşanları biliyorum… (Rivayet o ki, 1 ve 2 Ağustos günleri İstanbul Atatürk Hava Limanında Bin iki yüz bavul sahibini arıyormuş - “bavulzedelerin” yalancısıyım!)

Telefon ve internet başında geçirilen saatleri, sadece üzerinizdekilerle kalmanın sıkıntısı bir yana, ben yine de şanslıydım, çünkü en azından THY Basın Müşaviri Ali Genc’e ulaşıp bir açıklama alabildim.

Ali Genç terminal hizmetlerinin THY değil TAV (Tepe Afken Holding) tarafından verildiğini anımsattıktan sonra, konuyu araştırdıklarını, TAV’dan açıklama istediklerini belirtiyordu.

TAV’ın açıklamasından, özetle ve teknik terimler arasından benim anladığıma göre, otomatik bagaj ayırma hattında bir adet valizin sıkışmasıyla taşıma sistemi durmuş; sıkışan bagajın tüm sistemde yarattığı mekanik etki nedeniyle bagajlar “otomatik sorter” yerine elle ayrıştırılmış… Aynı arıza ertesi gün de nedense tekrarlanmış…

Diyeceğim o ki, teknik ilerlemenin baş döndürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Ancak o tekniğe egemen olan insan yetiştirmedikçe, en ileri teknik bile bizi yaya bırakır. Tekniğe yatırım yapmak elbet iyi ama artık biraz da insana yatırım yapsak! Nitelikli insana!

Bana öyle geliyor ki, son birkaç yıldır gösterişe öylesine saplandık ki , niteliği önemsemez olduk. Gösterişi , niteliğe yeğler olduk. Belki de ikisi arasındaki farkı bilmez olduk.

Başkalarına gösteriş yapmak için değil, kendimiz için, uygar bir yaşamı hak ettiğimize inandığımız için, insana önem verdiğimiz için niteliği kolladığımız gün, inanıyorum ki bir bavulun sıkışması tüm taşıma sistemini durdurmayacaktır!

Cumhuriyet –16 Ağustos 2009

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.