Teşekkürler Müşfik Kenter
23 Mayıs 2004 - Zeynep Oral -
Uluslar arası İstanbul Tiyatro Festivali , her yıl yurt içinden ve yurt dışından seçtiği iki sanatçıya "Tiyartro Onur Ödülü" veriyor. Tiyatro dediğimiz, insanoğlunun yaratıcılığını kamçılayan, düş gücünü kanatlandıran, alınteri, emek, sonsuz çaba ve çalışma , sabır ve inanç gerektiren mesleğe gönül vermiş ustalara saygısını ve şükranlarını dile getirmek için…
Bu yıl Tiyatro Onur Ödülleri, Müşfik Kenter ve Yunan Tiyatrosu'nun önde gelen yönetmenlerinden Theodoros Terzopoulos'a verildi.
Çoook gerilere gidiyorum…
Müşfik Kenter'i ilk kez sahnede izlediğimde 12, 13 yaşlarındaydım. ..
Okul tatilinde, İzmir'den İstanbul'a gelmiştik. İzmir'de tiyatro yoktu. İstanbul'da vardı. Tiyatro, İstanbul'a gelmek için başlı başına bir nedendi. Geldik ve "Salıncakta İki Kişi " oyununu gördüm. Büyülenmiştim, çarpılmıştım, o güne dek ben böyle bir şey görmemiştim . Karaca Tiyatrosu'nda oynuyordu. Ve gişenin önündeki kuyruklar taa Tünel'e kadar uzuyordu.
O gün galiba hem Müşfik Kenter'e, hem Yıldız Kenter'e aşık oldum. Bir de karar verdim. Bundan böyle hiçbir oyunlarını kaçırmayacaktım. Nitekim, Kent Oyuncuları kurulup, her yıl İzmir'e turneye geldiklerinde kararımı uygulama fırsatını bulacaktım. Sonra meslek yaşamım boyunca da yakın takipçisi olacaktım.
Bunca yıl sonra kendime soruyorum :Nedir Müşfik Kenter'i bunca özel, bunca özgün , bunca farkı kılan ? Yetenek, ustalık, yorum gücü , çalışma disiplini , sürekli çalışma? Elbet, bunlar var ama… …Hayır hayır bilimsel bir araştırma, ya da labarotuvar incelemesine girişmeyeceğim.
Bence onun yeteneği ve ustalığı, içgüdüsel. (Kendisine sormadım, bu konuda onunla hiç konuşmadım… Ama bana öyle geliyor.) İçgüdüleriyle oynuyor. İÇ güdüleriyle canlandırdığı kişiye ve duruma yaklaşıyor. İçgüdüleriyle "havayı kokluyor" , soruyor, arıyor, araştırıyor… Sonra canlandıracağı kişiye ilişkin yakaladığı, daha doğrusu "bulduğu" bir doğruyu, bir gerçeği, yine içgüdüleriyle çoğaltıyor, büyütüyor ve onu özbenliğiyle buluşturuyor.
Şunu demek istiyorum: Müşfik Kenter oynamıyor, oluyor. Sahnedeki var oluş biçimiyle, bir oyunda canlandırdığı kişi bir ve tek oluyor.
"Salıncakta İki Kişi"den sonra bir çırpıda yüreğimi dolduranlar: "Öfke", "Nalınlar", " Çöl Faresi", Hamlet", "Çicu", "Mikado'nun Çöpleri", "Vanya Dayı", "Martı", "İnsan Denen Garip Hayvan", "İhtiras Tranvayı" , "Cyrano", "Bir Garip Orhan Veli", "Van Gogh, "Konken Partisi"… Ve bu köşeye sığmayacak kadar uzun bir liste…
Her bir oyun adı gözümün önünde binlerce perde açıyor, duyarlığımı, düş gücümü, düşüncelerimi kanatlandırıyor, içimdeki tiyatro coşkusunu körüklüyor.
Teşekkürler Müşfik Kenter! Yaşamımızı nasıl da çoğalttınız, zenginleştirdiniz! İyi ki varsınız.
Yurt Dışından bu yılki Onur Ödülünü alan Tiyatro Festivali izleyicisinin yakından tanıdığı Theodoros Terzopoulos'du. Bundan önceki tiyatro festivallerinde onun sahnelediği "Bakhalar", "Quartet", "Zincire Vurulmuş Promete", ve "Medea" oyunlarını izledik. Onun sıra dışı yorumlarıyla klasik ve çağdaş repertuarın sınırlarını zorlayan farklı yöntemlerle anlamları çoğaltan uygulamalarına tanık olduk. .
Attis Tiyatrosu'nun ve Attis oyunculuk okulunun kurucusu olan Terzopoulos aynı zamanda kültürler arası iletişime gönül ve emek vermiş bir sanatçı . 1999'da Tiyatro Festivali ortak yapım çalışmalarını onunla başlattı ve onun yönettiği "Herakles Üçlemesi"nde Türk ve Yunanlı sanatçılar birlikte rol aldı. Sanatın tiyatronun , barışa yönelik işlevini en iyi bilenlerden biri…
Doğrusu bu yılki seçimden ben çok keyif aldım.
23 Mayıs 2004- Cumhuriyet
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler