Menü

Taormina


13 Nisan 2000 - Zeynep Oral -

Taormina - Arte
ya da
Tarihle tiyatro arasında

Taormina, Sicilya'da bir kent. Etna Yanardağının gölgesine sığınmış, Ortaçağdan kalma kaleleri, kuleleri, Rönesans kiliseleri, taş basamaklarla inip çıkan dapadar sokaklarıyla , sardunya ve begonvilya saldırısına uğramış balkonlarıyla Akdeniz'e tepeden bakan bir kent... Ancak Taormina'nın en büyük özelliği, her yıl burada, "Avrupa Tiyatro Ödülü"nün , bir sanatçıya verilmesi... Ve bu olay çerçevesinde üç, dört gün boyunca dünyanın her yerinden gelen tiyatro insanlarının burada buluşması , çeşitli etkinliklere katılmaları...Yani "Taormina- Arte"yi yaşamaları..

Sekiz yıl önce Taormina Belediyesi, İtalyan Kültür Bakanlığı , Avrupa Birliği'nin girişimi ve katkılarıyla kurulan bu ödül, dünyada bildiğim en önemli tiyatro ödülü. Bir sanatçıya, tüm yapıtları ve Avrupa Tiyatrosu üzerindeki etkileri nedeniyle veriliyor. Seçimi, her yıl değişen uluslar arası bir jüri yapıyor. Önceki yıllarda sırayla bu ödülü alan sanatçılar şöyleydi: Ariane Mnouchkine, Peter Brook, Giorgio Strehler, Heiner Muller, Robert Wilson, Luca Ronconi, Pina Bauch...

Bu yıl büyük ödül Rus tiyatro yönetmeni Lev Dodin'e verildi. Doğduğu Sibirya'dan başlayıp, bir zamanların Leningrad'ı , günümüz St. Petersbourg'una uzanan, orada Maly Tiyatrosu'nun yönetmenliğine uzanan serüvende, Lev Dodin, her çalışmasında derinlerdeki "Rus ruhunu" ortaya çıkarmıştı.

Lev Dodin ve tiyatrosunu , ayrıca günümüz Avrupa tiyatrosundaki yeni girişimleri, meraklılar, 1 Mayıs Sanat Dergisi'nde okuyabilecekler. Benim üzerinde durmak istediğim Taormina- Arte'de verilen iki özel ödül. Biri Belgrad'daki BİTEF Festivalinin yöneticisi Jovan Cirilov'a , öteki Bosna Hersek'deki Kültür ağı ve "Bosna Belleği" hareketinin yöneticisi İbrahim Spahitç'e verildi.

İkisinin de önemi, savaşa, şiddete, diktatörlüğe tüm baskılara karşın sanatla, tiyatroyla , müzikle, dansla dimdik ayakta durmaları. Ayakta durmak ne söz! Savaşa, şiddete, diktatörlüğe ve tüm baskılara sanatla direnmeleri! Sanat aracılığıyla, ölüme karşı yaşamı savunmaları! Ölüme karşın yaşama sımsıkı sarılmaları ve yaşamaları!

Varlığını 1967'den beri , hiç kesintisiz sürdüren BİTEF (Belgrad Uluslararası Tiyatro Festivali) dünyanın iki süper gücü ABD ve SSCB liderliğinde ikiye bölündüğü , birbirini yok etmek üzere soğuk savaşı sürdürdüğü 60'lı, 70'li, 80'li yıllarda bu iki düşman dünya arasında bir köprü oluşturdu. Birbirine düşman iki dünyanın tiyatro topluluklarını, sanat insanlarını bir araya getirirken, diyalog kapılarını açarak iletişim ağlarını güçlendirdi. 90'lı yıllarda ise Miloseviç'e rağmen "düşman"la Hırvat, Sloven, Bosna'lı ve Makedon sanatçılarla ilişkileri güçlendirdi. Uluslararası yaptırımlara karşın sanatsal niteliğinden ödün vermeden yoluna devam ediyor.

Uluslararası yaptırımlar deyince ... Ambargoların, Saddama mı yoksan Irak halkına mı, Castro'ya mı yoksa Küba halkına mı, Milesoviç'e mi yoksa örneğin BİTEF'li sanatçılara mı daha çok zarar verdiğini , ve bu yaptırımlardan hep ama hep diktatörlerin kazançlı çıktığını herhalde birileri düşünüyordur!

İbrahim Spahitç ise savaşla parçalanan bir ülkede , yokluklar, yıkıntılar , ölümler arasında , temsilcisi olduğu "Halk Forum"unda sanat ve sanatsal yaratıcılık aracılığıyla yaraları sarma, ruhen sağlıklı bir toplum yaratma yolunda çalışıyor."Bosna Belleği", bütün bu acılı yıllar boyunca dünyanın her yerindeki sanatçıların dayanışması, desteğiyle , güç birliğiyle , toplumu ayakta tutuyor, gelecek için umut veriyor. Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da bugün her sokak, her meydan anında sahneye dönüşebiliyor ve sanatçıları konuk ediyor. Yıkıntılar onarılırken, konser salonları, tiyatro salonları inşa edilirken, biyenaller düzenlenirken, sanatsal yaratıcılık güncel yaşamı farklı bir boyuta taşıyor.

Bosna Hersek'in kaderini tayin eden "Dayton Antlaşmasından" çok daha önemli bir anlaşma , savaşın en kızgın döneminde Avignon Tiyatro Festivalinde imzalanmıştı. Dünya çapında binlerce sanatçının katıldığı "Bosna'ya destek bildirgesi"...

"Yalnız değiliz" düşüncesi Bosna'da da, Belgrad'da da kuşkusuz , savaşa, diktatörlüğe, şiddete, baskıya direnmek için en temel güç olmuştu.

Taormina'da, "yalnız değilsiniz" in onaylanmasına tanık olmak , tarihle tiyatro arasındaki ipe bir ilmik daha atmak gibi bir şeydi...

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.