Menü

Tanbay ve Say'dan Dansın ve müziğin gücü..


01 Şubat 2008 - Zeynep Oral -

Zeynep Tanbay ve Fazıl Say'ın muhteşem buluşması, yaratıcılığı, yeteneği, çağdaşlığı, niteliği, duyarlığı ve İnsan olmayı  harmanlıyor...

-x-

Gençtiler. Güzeldiler. Aydınlıktılar.  Gözleri  ışıl ışıldı,  bedenleri  sıcak ve saydam...  Akarsuların  devinimini, rüzgarın ritmini taşıyorlardı bedenlerinde.  Dudaklarında dostluğun, sevginin coşkusunu... 

Arkadaştılar. Dosttular. Kardeştiler. Sevgiliydiler...

Bir bakışla güneşi doğduruyor, bir dokunuşla sevinci, neşeyi çoğaltıyorlardı.   Aralarında müthiş bir dayanışma vardı.  Sevgi vardı, uyum vardı. Anlayış vardı, şefkat vardı...

Çocuktular, oyun oynuyorlardı. İnsandılar, birbirlerini  dinliyorlardı.
Gönül gözüyle bakıp birbirlerini  kucaklıyorlardı...

Vivaldi, tüm bu müzikleri, çalgılar için, ses için bestelediği bu parçaları sanki onlar için  bestelemişti.  Onlar  bu müzikle dans edebilsinler diye bestelemişti.  

Onları izliyordum. Onları izlerken yeryüzünün harikalığıyla, insanın muhteşemliğiyle  kanatlanıyordum. Dünya güzeldi. İnsanlar iyiydi. Haksızlık yoktu. Şiddet yoktu. Çok renkli, çok sesli bu dünyada sevgi, uyum, dayanışma vardı. En çok, en çok umut vardı.

Sonra... Sonra ...  Sonra  savaşı gördüm. Öldürmeleri, katliamları, bombaları ve mayınları gördüm.  Her patlamada düşen çocukları...

İşte bir çocuk daha öldü. Bir çocuk daha, bir çocuk daha... Irak'ı gördüm. Bosna'yı gördüm. Lübnan'ı  Afganistan'ı, Gazze'yi gördüm. Kenya'yı gördüm.  Yurdumu gördüm. 

Yurtlarından, evlerinden sürülenleri gördüm. Terk edişleri, yok edilişleri gördüm.

En çok şiddetin  doğurduğu şiddeti gördüm.  

Her savaşın en mağduru kadınların debelenişini gördüm. Kadınlara tacizi, kadınlara  tecavüzü gördüm. Kadınların  bağışlayıcılığını gördüm...

En çok işkenceyi gördüm. Guantanamo'daki ya da dünyanın her yerindeki...

Korkuyu, baskıyı gördüm.  İnsanın insana uyguladığı vahşeti, zulmü gördüm. İnsanoğlunun çılgınlığını gördüm.

Stravinsky'nin "Bahar Ayini"nde  tek kurban olabilirdi baharın gelebilmesi için... Ancak  bu "şeytansı" yorumda kurban bendim, sizdiniz, hepimizdik! 

Gerçekleşen mucize

Ah, daha sayfalar boyu  paylaşabilirim sizlerle,  dün akşam sahnede gördüklerimi, sahnedekilerle birlikte yaşadıklarımı.  Ancak artık toparlamam gerek:

Zeynep Tanbay Dans Projesi'nin   CRR salonundaki  "Vivaldi - Stravinsky"  adlı gösterisi bir mucizeydi.

Zeynep Tanbay'ın, bir anı bile boş ya da sıradan olmayan  koreografisiyle mucizeydi.  Bu koreografi   düşünce ürünüydü.  Düşüncenin  devinime dönüşmesi, kişiliğe bürünmesi, ilişkilerle  köprüler, ağlar kurması, çoğalması, yayılması, zenginleşmesiyle sürüyordu.

Mucize, Fazıl Say'ın Stravinsky'nin "Bahar Ayini" ni kendisi için üretilen "bilgisayar endeksli" konser piyanosuyla tek başına dört elle yorumlarken, koreografiyle, dansla, dansçılarla böylesine bütünleşmesindeydi.

Mucize,   aynı devinimlerin  bunca farklı anlamlar  taşıyabilmesindeydi.  Vivaldi'deki bir uzanışın  dayanışmadan, sevgiden,  Stravinski'deki  düşmanlığa, kine, öfkeye dönüşebilmesiydi.

Mucize, topu topuna iki yıl önce kurulmuş bu topluluğun, bu 14 genç insanın  "mükemmele" ulaşan ritminde, hızındaydı. Eşsiz duyarlığındaydı. Bugüne dek sahnelerimizde hiç mi hiç görmeye alışık olmadığım disiplinindeydi. 

İnsan Olmayı anımsamak

İlk bölüm Vivaldi  ile barış içindeki insan halleri sonsuz bir yumuşaklık, duyarlık, sevinç  "gençlik", "dinamizm" içinde ilerlerken,   ansızın içime işleyen müthiş etkileyici bir an: İnsan sesinin araya girdiği  "Sit nomen domini" vokal müzikle  (Zeynep Tanbay'ın kendi dans ettiği bölümle)   "ötekini", "farklı olanı" da kucakladığımız  bir geçiş... Belki de ikinci bölüme bir işaret...

Derken ikinci bölümde, şeytan mı melek mi olduğuna bir türlü karar veremediğim Fazıl Say'ın  "Bahar Ayini" yorumu...Sahnede onun varlığı ve çalış biçimi de performansın bir parçasına dönüşüyordu.

Bu bölüm ilerledikçe,   gerilim  arttı, tehdit arttı, ritim hızlandı,  baskı  ve şiddet, çılgınlık boyutlarına çıktı ve o  gençler bütün bunları  bedenlerinin, soluklarının  bir parçası kıldı.  Ne çok, ne çok çalışmış olmalılar! Hepsini kucaklamak geçiyordu içimden.

Her geçen an, soluğumu tutmuş,  gözümün gördüğünü, kulaklarımın duyduğunu, yüreğim  çağrışımlarla donatıyor, beynim anlamları çoğaltıyordu. İzlediklerim,  insan olduğumu bana yeniden yeniden anımsatıyordu! 

Akbank Sanat'a teşekkür eder, bu projeye emeği geçen herkesi kutlarken,  içimden geçen  tek düşünce şuydu: Böyle yaratıcı sanatçıları olan  bir ülkeden, kolay kolay vazgeçilmez! Öyleyse çalışmaya devam! Umutsuzluğa geçit yok!

Cumhuriyet- 1 Şubat 2008

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.