Menü

S.O.S. Divriği... S.O.S... Divriği... S.O.S...


13 Ağustos 2005 - Zeynep Oral -

Prof. Doğan Kuban’ı tanır mısınız?

Onun İTÜ Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Anabilim Dalı Emekli Başkanı ; Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyesi; Amerikan Mimarlık Enstitüsü Şeref Üyesi, Gayrimenkul Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu üyesi (1967-1983), Türkiye ICOMOS kurucu üyesi ve Mimarlıık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü kurucusu olduğunu belki biliyorsunuz, belki bilmiyorsunuz...

Ama ben Doğan Kuban’ı tanır mısınız diye sorarken bütün bu unvanlarını ya da adının uyandırdığı ülkemdeki ve dünyadaki saygınlığını değil, kişiliğine ilişkin soruyordum...

Bu bilimadamımız, sakin yaradılışlıdır. Ağırbaşlıdır. Ciddidir. En heyecanlı konuyu bile sakin sakin, anlatır ya da tartışır. Alçakgönüllüdür. Kendisini değil, işini önemser. Öfkelendiğine, sinirlendiğine, daha doğrusu bunları dışına vurduğuna ben hiç tanık olmadım. (yani şimdiye kadar.) Bana hep, dıştan çok içine dönükmüş duygusunu verdi.

Bu nedenlerle , ondan ‘’S.O.S. Divriği- Ulu Cami’’ başlıklı ‘’İmdat’’ çağrısını alınca gerçekten telaşlanmak için bir neden olduğuna inandım. Onunla konuştuğumda ise, ilk kez onu bu denli öfkeli gördüm.

Kültür Hazinesi ölüyor!

Neden mi öfkeli?

Divriği’deki Ulu Cami ölüyor da ondan!

Unesco’nun Dünya Mimari Mirası’na dahil , 777 yıllık bir anıt yapı, bir kültür hazinesi... Doğan Kuban’a göre Divriği Ulu Cami yeryüzünde tek. Türk Uygarlığında da İslam Uygarlığında da tek .... Eşi benzeri yok...

Nedir onu böylesine ‘tek’’, eşsiz benzersiz kılan özelliği diye soruyorum. Yanıtı ‘’Taş işçiliği , süslemeleri, bezemeleri .‘’ diye geliyor

‘’İslam ve Türk sanat tarihinin yontusal nitelikte en büyük taş oyma bezeme örneğidir. İslam’ın figüratif sanata karşı olan sanat geleneği içinde dünyanın diğer kültürlerindeki özgün yontu geleneklerine eşdeş bir sanat niteliği taşıyan, üç boyutlu bir özgün yaratmadır. Yerleşmiş toplumlarla göçer toplumların simbiyotik yaşamlarından kaynaklanan bir kültürel çok kaynaklılığın, en önemli gösterilerinden biridir.’’diyor Doğan Kuban ve ekliyor:

‘’ Bu taş eseri yaptığını kabul etmemiz gereken Ahlat’lı Hürremşah dünyanın en büyük sanatçıları arasında sanat tarihine girmesi gereken bir yaratıcıdır. Sinan büyük mekan sanatında nasıl yapıtlarıyla dokunulmazlık kazandıran bir yaratıcı ise Hürremşah da aynı değerde bir yontucudur’’

(Eğer Ahlat’ı gördüyseniz, süregelen taş işçiliği ustalığını fark etmemiş olamazsınız! )

İşte tılsımlı sözcük: ‘’ Dokunulmazlık’’!

Ancak bu kez, yüzsüzlerin dokunulmazlığından değil , bir sanat eserinin 777 yıllık bir kültür mirasının dokunulmazlığından söz ediyoruz!

Bugüne dek havanın etkisinden, soğuktan, kardan, yağıştan, dondan, insanlardan, gecekondulardan, çevredeki fabrikalardan yeterince hasar görmüş zaten. Ancak asıl tehlike çanları şimdi çalıyor, ölüm fermanı şimdi veriliyor! Çünkü anıt yapının restorasyonu için Sivas Valiliği restorasyon ihalesi açıyor!

Eyvah! Bu yap sat inşaatı değil, yol değil, tesis değil ki en ucuz teklif veren işi alsın! Sivas Valiliğinin kötüniyetli olmadığına inanmak istiyorum. Belki de bunu iyi niyetten, bu eşsiz sanat eserini ‘’kurtarmak’’ için bu yola başvuruyordur ama Tanrı bizi ‘’kurtarıcılardan’’ korusun!

Geçen Pazar, Oktay Ekinci,’’ÇED Köşesi’’nde aynı konuyu işlerken, ‘’restorasyon’’ adı altında mahvedilen kültürel tarihi eserleri sergiliyordu. İşte Doğan Kuban’ın tüm Türkiye’ye ‘’İmdat’’ çağrısı da burada devreye giriyor.

 

Ne yapmalı?

Dış etkenlere açık bu yapının restorasyonuyla ilgili güçlükleri dile getiriyor konunun uzmanı Prof Kuban: Divriği taş oyma bezemesi, hiçbir tekrar içermeyen küçük boyutlu, dokunulması olanaksız motiflerden oluşan bir dokuya sahiptir. Bozulan taş ve dokunulmaması gereken biçimler Divriği restorasyonunu sıradışı bir koruma sorunu olarak karşımıza çıkartmaktadır. ‘’

Peki, ne yapmalı?

‘’Önce özel bir yasa çıkarılmalı. Haydarpaşa’da 7 gökdelenli düzenleme için özel yasa çıkarılıyor da buna neden çıkarılmasın! Özel bir kurum, özel projeler gerekli. Burası müze olmalı. Yapıyı çağdaş, çelik ve cam, şeffaf bir müze yapısının içine bir mukaddes emanet gibi yerleştirebiliriz. En yeni müze teknolojisini kullanarak koruma için en uygun klima koşulları yaratılabilir. Bunun için uluslararası bir yarışma da söz konusu olabilir. Yeraltı suyunun drenajını deneyimli mühendislere çözdürebiliriz. Yıllarca restorasyon ady altında yapılan çirkin çatıları kaldırıp, yapının özgün örtü malzemesini, koruma altında, yineleyebiliriz. ‘’

Hepsi bu kadar değil: ‘’Bu mucize yapının çevresi gecekondular, apartmanlardan arındırılıp bir yeşil alana dönüştürülmeli. Divriği Ulucamisi, eskiden kasabaya egemen bir konumdaydı. Bunu yine gerçekleştirmek olasıdır. Kentin Belediyesi de bunu gerçekleştirmek istemektedir. Bunların gerçekleştirilmesi için modası geçmiş, zararı bin kez kanıtlanmış yasal engeller kaldırılmalı. Divriği için özel bir yasa gerekli. ‘’

Meclis, hükümet, başbakan, Sivas Valiliği! Duyun bu çığlığı! Çok geç olmadan duyun! Duymanız gerek! Gelecek kuşaklar için duymanız gerek:

S.O.S. Divriği- Ulu Cami.... S.O.S. Divriği Ulucami... S.O.S. Divriği... S.O.S Divriği... S.O.S.... S.O.S...

 

13 Ağustos 2005- Cumhuriyet

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.