Menü

Reichstag


22 Temmuz 2002 - Zeynep Oral -

Berlin'in gecelerini ve gündüzlerini, kentin orta yerindeki, o kocaman cam kubbe aydınlatıyor sanki. Cam kubbe tarihi Reichstag, yani parlamento binasının tepesinde. Berlin Duvarı yıkıldıktan, iki Almanya birleştikten, başkenti Berlin'e taşıma kararı aldıktan sonra Berlin dev bir şantiye halindeydi. Şimdi ise modern mimarinin şaheserleri yükseliyor eski kentin ortasından.
Geçen hafta "Bin Tanrılı Halk: Hititler" sergisinin açılışı için Berlin'e gittiğimde yenilenmiş Parlamento binasını gezme fırsatım oldu. Dünyanın sayılı mimarlarından Lord unvanlı, İngiliz, Norman Foster'ın dehası burada harikalar yaratmış. Yapının 19. Yüzyıldan kalma görkemli dış cephesi olduğu gibi korunmuş, içi sıfırdan baştan yapılmış...

Kullanılan, cam, çelik, ayna gibi modern malzeme şeffaflığı yoğunlaştırırken, bu iç mekanı taçlandıran en üstteki dev boyutlu cam kubbe, sanki gökyüzüne asılmış gibi, havada duruyor gibi... Bu cam kubbenin içine, yumuşak eğilimli, helezon bir rampayla çıkılabiliyor. Döne döne kubbenin içinde yürürken aşağı baktığınızda Meclis toplantı salonunu, salonun içini görebiliyorsunuz, çevrenize baktığınızda, Berlin'i tepeden seyrediyorsunuz... Kubbenin yalnız altı değil, üstü de açık. Gökyüzüne, havaya, bulutlara açık... Buradan aşağıya (meclis salonuna) sarkan ve üzeri meyilli 360 ayna parçasıyla kaplı "ışık heykeli" aynı zamanda tüm havalandırma ve ısıtma işlevlerini görüyor, yapay ışık ekonomisi sağlıyor.

Almanya'nın ve dünyanın her yerinden yapıyı görmeye geliyorlar. Ziyaretçiye açık. Bizi gezdiren rehber, yapının mimarisini, Meclisin çalışmasını harika anlattı ama gezinin ilk anından beri içimi tutuşturan çağrışımlara, toplum belleğine, dünya tarihine mal olmuş olaylara hiç mi hiç değinmedi...

Bu yapının önünde yakılmıştı Nazilerin ilk büyük kutlama ateşi. 1933 Yılının 30 Ocak akşamıydı. O akşamın gündüzünde Almanya'nın yeni hükümetini kurma görevi Adolf Hitler'e verilmişti. Birkaç ay önceki seçimlerde Komünistlerle Sosyal Demokratlar, birbirleriyle çatışıp, bölünüp parçalandıklarından; ortadakiler, tehlikeyi fark edemediklerinden, Hitler'e karşı birleşememişlerdi. Ve işte o akşam kutlama ateşini büyüten, Thomas Mann, Erich Maria Remarque, Freud, Hemingway, Jack London, Maxim Gorki, Dos Passos, Marx, Engels, Einstein ve daha nicelerinin kitaplarıydı... Tam Reichstag'ın önündeydi... Şimdi ziyaretçi kuyruklarının uzadığı yerde...

Modern mimarinin şaheserine bakıyorum. Cam kubbenin ortasına inen sayısız ayna, yakaladığı ışığı binlerce kez çoğaltarak geri yansıtıyor. Akşamları, kent ışıklarını çoğaltıyor, gündüzleri, gün ışığını... Tam günbatımında ise kıpkızıllığı ...

Reichstag yanıyordu. Alev alev yanıyordu. 1933 Yılının 27 Şubat gecesiydi. Hitler ve kurmayları bu yangını "komünist ayaklanmanın ilk işareti" saydı. Artık tüm komünistleri yok etmekten başka çareleri kalmamıştı! . Avrupa'yı komünizm tehlikesinden Hitler kurtaracaktı! Hemen ardından insan avı başladı, tüm özgürlükler askıya alındı. Komünistlerin parlamentodaki liderleri dahil olmak üzere tutuklamalar birbirini izledi. Almanya'daki Bulgar komünistlerden, ileride Bulgaristan Başbakanı olacak Georgi Dimitrov, Reichstag'ın kundakçısı olarak mahkemeye çıkarıldığında o ünlü savunmasını yapacak ve tüm faşist tezleri çürütecekti...

Evet Reichstag yangını bir işaretti. Ama komünist ayaklanmanın değil, Avrupa'yı kasıp kavuracak faşist terörün işaretiydi.

Gökyüzünde sanki asılı duran o cam kubbenin içinde yürürken, bir yandan da bu çağrışımlarla doluydu içim. Ortadaki yüzlerce aynadan yansıyan yalnızca günün son ışıkları değildi. Rehber eşliğindeki gezilerde hiç sözü edilmese de, o aynalardan insanoğlunın hem en çirkin, en acımasız, en hain, hem de en güzel, en yaratıcı en harika yüzleri yansıyordu. İnsanlığın yükselişi ve alçalışı, o ışık heykelin içinde kayda geçmişti sanki.
Norman Foster'ın eseri, geleneksel klasik çevre ve çerçeve üzerinde yükselen bu modern mimari, çarpıcı buluşlarıyla, radikal çözümleriyle, eşsiz estetiğiyle, dünü unutmayı engellerken, yarını umutla kucaklamaya yönlendiriyordu insanları. Ne müthiş bir sanat şu mimarlık!

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.