Öteki Yol : Barış Eğitimi…
14 Kasım 2004 - Zeynep Oral -
Yeryüzü hiç bu kadar kanamamıştı. Savaş makinesinin çarkları kana doymuyor. Daha çok kan, daha çok ölüm , daha çok katliam diye diye ilerliyor.
Felluce’deki caminin kubbesinde yankılayan sesler , gelip her gece beni buluyor. “Bu daha ölmemiş, nefes alıyor” sözlerine bir küfür karışıyor. “Ölü numarası yapıyor”… Nefes alan insan ölmemiş sayılıyor… Oysa öldüler. Ben biliyorum hepsi öldüler. Çoktan öldüler. Bombaları beklerken öldüler. Açlığa mahkum edildiklerinde öldüler. Hastanelerde ilaç bulamadıklarında öldüler. Seyreltilmiş uranyumu soluyup öldüler. Kucaklarında bebekleri , eteklerinde çocukları öldüğünde, onlar da öldüler. Kitle imha silahları aranıp da bulunamadığında ama yine de cezalandırıldıklarında öldüler. İnsanlık onurları ayaklar altına alındığında öldüler.
“Bu daha nefes alıyor” diye kafaya sıkılan bir kurşun. Tamam, yaralı, silahsız, savunmasız, kanlar içindeki Iraklı artık nefes almıyor. Amerikan deniz piyadesinin kurşununa eşlik eden cümle: “İşte şimdi öldü.”… Oysa onlar 19 aydır hep ölüyor. Bush ve Blair ortaklığında Irak “kurtarıldığından” beri, Irak’a “özgürlük ve demokrasi” getirilme operasyonundan beri ölüyorlar. Saddam dönemini arayacak kadar çok ölüyorlar.
Ve şiddet şiddeti doğuruyor.
Kahin olmaya gerek yoktu olacakları görmek için.
İşgalden çok kısa bir süre önce Tarık Aziz’le, Irak dışişleri Bakanı Sabri Naci’yle konuşmalarımızı anımsıyorum. Dünyayla bir diyalog kurabilmek için çırpınışlarını anımsıyorum. İşgalle birlikte dünyanın içine sürükleneceği kaosa işaretlerini, şimdi yaşadığımız kıyımı, vahşeti tüm ayrıntılarıyla anlatışlarını anımsıyorum. Bu işgali durduramayan dünyanın aczine tanık olurken , bu işgale karşı çıkmayan herkesin suçlu olduğuna inanıyorum.
Bugün Irak, ya yarın? İran, Suriye, Kuzey Kore, Çin, Rusya, Birleşmiş ya da birleşmemiş Avrupa ?
Yeryüzü hiç bu kadar kanamamıştı. Savaş makinesinin çarkları kana doymuyor. Daha çok kan, daha çok ölüm , daha çok katliam diye diye ilerliyor.
Hristiyan- İslam çatışması Hollanda’dan Belçika’ya sıçrarken, dünyanın öbür ucunda Japonya anayasa değişikliğiyle “savaşa hazırlık” dönemine geçmenin yollarını arıyor. Rusya , yeni füzeler geliştirirken, ABD , imparatorluğunu güçlendirmek için dünyaya meydan okuyor. Ve artık “dünyanın öbür ucu” diye bir şey kalmadı. Küresel şiddet, savaş, terör girdabında yuvarlanıyoruz.
Toplumsal, ekonomik, siyasal sorunlar , şiddet , savaş ve terörle çözülmeye çalışıldıkça girdap büyüyor , insanları ve kaynakları tüketiyor.
Başka bir yol yok mu? Olamaz mı? Var. O da, şiddet hegemonyasını, şiddet zincirini kırmak. Bu da barış eğitimiyle mümkün.
Şiddetin hızla tırmanmasıyla, ekonomik gelir uçurumun büyümesi arasındaki ilişki , “Barış Eğitimi”ni şimdi her zamankinden daha acil ve daha önemli kılıyor.
Bugün dünya nüfusunun neredeyse yarısı , üç milyar insan, günlük iki doların altındaki kazançla geçinmeye çalışıyor. Bir milyar insanın günlük geliri ise bir doların altında.. .
Savaşlara ve silahlara bir yılda yapılan harcama, yeryüzünde açlığın kökünü kazıyabilir. Hangi silaha yatırılan paranın, kaç okul, kaç hastane kurmaya yaradığını artık bilmeyenimiz yok. Ve yine biliyoruz ki, bugün dünyadaki toplam silah satışlarının yüzde 75’i yoksul ülkelere yapılıyor.
Tüm sorunların kaynağında ekonomik dengesizlik, toplumsal adaletsizlik, gelecek korkusu, endişesi olduğunu kavramamız ; silahlanmaya ve savaşlara harcanan paranın , bu dengesizliği, bu adaletsizliği , bu endişeyi gidermeye ayırmamız , inanın olmayacak şeyler değil.
Tüm sorunların, savaşsız, silaha sarılmadan, şiddet dışı yollarla da çözülebileceğini kavramanın yolu barış eğitiminden geçiyor. Kendi güvenliğimizi sağlamanın en garantili yolunun, başkalarının, ötekilerin güvenliğini sağlamak olduğunu kavramanın yolu da barış eğitiminden geçiyor.
Öyleyse ?
Geçen hafta sizlere, WINPEACE – Türkiye- Yunanistan Kadın Barış Girişimi olarak, projeler üretip bunları yürüttüğümüzü ; örnek olarak ta Karaburun köylerindeki kadın kooperatifini anlatmıştım.
Hayata geçirmeye çalıştığımız projelerimiz arasında en önemsediğimiz hiç kuşkusuz “Barış Eğitimi” .
İki ülkenin eğitim müfredatına “Barış Eğitimi” konmasını sağlamak için çok yönlü bir çalışmaya giriştik. Dünyadaki barış eğitimi irdelendi, sayısız kaynak kitap tarandı, Türkçe’ye ve Yunanca’ya çevrildi. Sonunda ortaya geniş kapsamlı bir müfredat programı çıktı.
Programı oluşturan iki öğretim görevlisi üyemiz - Jennifer Sertel ve Güliz Kurt- bu ders programını bir sömestre boyunca İstanbul’da iki okulda , Robert Kolej‘de 9. sınıfta ve Mef Okullarında , 6. sınıfta uygulandılar. Bu pilot programın başarısı üzerine geçen yıl İzmir yaz kampında da yinelendi .12-20 yaş arasındaki hedef kitleye seslenen bu eğitim, iki ayrı “çalıştay” ile Türkiye’nin çeşitli illerinden gelmiş 75 kadar eğiticiye tanıtıldı. Barış Eğitimi müfredatını yaygınlaştırmak için, Eğitim - Sen ve Türkiye’nin çeşitli yörelerinden yedi üniversiteyle ilişkiler sürmekte. Aynı çabalar Yunanistan’da da devam etmekte.
Bugün, siz bu satırları okuduğunuzda, WINPEACE’in Margarita Papandreu başkanlığındaki Yunanistan’dan gelen delegeleri de aramızda olacak ve Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle Boğaziçi Üniversitesinde bütün bir gün boyu Barış Eğitimini tüm eğitim kurumlarına yerleştirmenin yollarını arıyor olacağız…
Ben şiddet , savaş, silahlanma zincirinin kırılabileceğine inanıyorum. Yeter ki, bunu isteyelim. Bunu istemenin yolu da, beşikten mezara sarmalandığımız şiddet kültüründen arınmaktan, barış eğitiminden, şiddetsiz çözüm kültüründen geçiyor.
Bu yolu denemek zorundayız. Bu yol, gelecek kuşaklara borcumuz…
20 Kasım 2004 - Cumhuriyet Gazetesi.
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler