Menü

Örtünün örttükleri...


17 Şubat 2008 - Zeynep Oral -

Demirel'in "fevkalade üzgün"  ve  de "ıztırap içinde" olduğu günlerle, Başbakan'ın  "Bir takım medyaya" kin, öfke, şiddet ve  tehdit savurduğu günler üst üste örtüştü!

Bu örtüşmeden benim payıma kahkahalar düştü...   Bugüne gelinceye dek Demirel'in dini referansları kendi politikalarına nasıl alet ettiğini hatırladıkça  "Günaydııııın" ya da "sabah şerifler hayır ola" diye avaz avaz haykırmak  geldi içimden.   

İnsan yaşlanınca mı unutuyor? İşine geldiği için mi unutuyor?  İstediği için mi unutuyor? Yanlışını  örtmek için mi unutuyor? Yanıldığını  unutturmak için mi unutuyor?

En çok İmam Hatip  Lisesini açan,  Türkiye'nin "laikliği dinsizlik olarak  algıladığını" ileri süren, her fırsatta  dini  siyasete alet eden Demirel de,  bir zamanlar kendisini ve politikalarını eleştiren basın ve yayın organlarına ateş püskürürdü! Tıpkı bugün Erdoğan'ın yaptığı gibi!

Acaba çok yıllar sonra Erdoğan ve Gül de Türkiye'ye bakıp bakıp  "fevkalade üzgün" ve de "ızdırap içinde" olduklarını mı açıklayacaklar? Onlar da unutacaklar mı? Ya siz?

"Örtü bir ima"

Önceki  gece,   Murathan Mungan'ın  2004'de  Metis Edebiyat  tarafından yayınlanan "Çador" adlı kitabını yeniden okudum.  Kimi zaman, (kimi değil çoğu zaman), edebiyat   güncel gerçekler üzerine düşünmemizi, derinlemesine  kavramamızı, yorumlamamızı, yaşadıklarımız karşısında değer ölçüleri oluşturmamızı sağlayan en büyük güç olup çıkıyor!  Hele Murathan Mungan'ınki gibi Türkçe'nin zenginliğini şiirle yoğuran,  oluşturduğu atmosferle  yepyeni dünyalar yaratan, onları sorgulayan  ve duyarlığın tüm inceliklerine egemen  bir ustanın kaleminden yüreğinden çıkan edebiyat...

Annesini, kızkardeşini, sevgilisini aramak üzere yurduna dönen Akhbar'ın   peşine takıldığım roman boyunca, kadınları örten örtünün  göze görünenden öte daha neleri ve neleri örttüğünü görebiliyordum.  

Örtünen kadınlık imgesiydi. Giderek tüm imgelerdi:  "Anne olarak, kardeş olarak, sevgili olarak, bir erkeğin dünyasını kuşatan, sahip oldukları, kadınlığın bütün imgeleriyle hayattan çekilmişlerdi. Kaderi kilit altında tutulan mühürlü bir surettiler yalnızca.    Bir imge olarak kadının, hayatın doğal akışı içindeki bütün varlığı, büyüsü, gizi, şiiri eksilmişti..." 

Ancak imgelerle birlikte asıl üstü örtülen gerçeklikti:  "Gövdenin kaybolabilirliği, gerçekliğin de kaybolabilirliğine işaret ediyor. Bir imaya dönüşüyor her şey. Örtü bir ima, çador bir ima, burka bir ima... İma güçlenirken, görünmezlik kutsanıyor.  Allah kadar görünmez kılınmak isteniyor her şey.  Görünenler bile, yalnızca görünmezlerin işaretleri yerine kullanılıyor. "

(Şu son cümle, bana başı açık olup da illaki her yerde  türban görmek isteyenlerin  nasıl da kullanıldıklarını anımsatıp duruyor bana!)

Bellek kaybı

Murathan Mungan'ı okuyorum: "Burkaların altında yalnızca kadınlar kaybolmuyor. Erkeklerin bütün hayal güçleri, imgelemleri de tükeniyor. (...) Dünyadan boşalmış kadınlarla birlikte  erkeğin gözleri siliniyor, zihninde kaybolmaya başlayan kadın imgesiyle birlikte geçmiş yok oluyor, gelecek ümitsizleşiyor, bellek ve hayal gücü bulanıyor..."

İşte erkek egemen iktidarın  örtmek istedikleri...  En çok da bellek...   Bu nedenle bu kadar çabuk unutuyorlar! Hep unutuyorlar! 
Bugün   "fevkalade üzgün" ve de "ızdırap içinde" olduğunu  açıklayan Demirel gibi... Hep unutuyorlar... 

Akhbar bir kadından duymuştu: "Çador annelerimizin, ninelerimizin geleneksel ve masum başörtüsü değildir yalnızca. Kafalarımızdaki köprüdür. Örtünmek bir ahlak haline getirildiğinde, arkası mutlak gelir; karara karara gelir.  Örtünmenin sonu yoktur. Kadınlar kefene kadar örtünmek zorunda kalırlar."

Yeniden yeniden okumanın tam zamanıdır "Çador"u...

Cumhuriyet- 17 Şubat 2007

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.