Niğde'de Güneşin Batmadığı Gün (2)
08 Haziran 2003 - Zeynep Oral -
Dün sizlere, "Türkiye Yollarında Bir Virtüöz" projesi çerçevesinde Niğde'li çocuklar, öğrencilerle Fazıl Say'ın buluşmasında yaşanan coşkuyu aktarmaya çalıştım. Bugün çocuklardan, büyüklere kaydırıyorum dikkatimi.
Bu projenin sahibi olan Doğuş Grubu için Niğde'nin özel bir anlamı var. Niğde, Ayhan Şahenk'in doğduğu ve son istirahat yeri. Bu nedenle bu buluşmada tüm aile fertleri, grubun genç patronu Ferit Şahenk ve tüm üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Yabancısı olduğum bu çevrenin insanlarını izlerken sponsorlukla sanat arasındaki ilişkiyi düşünmeden edemiyordum. Türkiye'nin on üç ilini kapsayan bu projeyi benimsemek, finanse etmek, bu zor organizasyonu gerçekleştirmek, belki daha çok Volkswagen sattırmayacak, Garanti Bakansına fazladan katkı sağlamayacaktı. Ancak uzun vadede bir dönüşüme yol açacaktı. Çağdaşlaşma yolunda bir dönüşüme... Zaten sponsorluğun ana hedefi buydu, bu olmalıydı. Niğde'de "büyükleri" izlerken bu inancın egemenliğine tanık oldum.
Kütüphaneden Sağlığa
Fazıl Say'la, Niğde'de müzik eğitimi gören öğrencileri buluşturan toplantının yapıldığı Sabiha Şahenk Kütüphanesi, aynı gün bir törenle Niğde Üniversitesi'ne devredildi. Doğrusunu isterseniz, kütüphane 2000 yılında tamamlanmış, Kültür Bakanlığı'na devredilmişti. Ama o gün bugün, Kültür Bakanlığı , çok amaçlı bir tiyatro/ konser / sinema salonu, sergi salonu, okuma ve araştırma mekanlarını içeren bu kütüphaneyi işletememiş, yaşama katamamıştı. Şimdi Üniversiteye devriyle yaşama yeniden döndürülüyor.
Bu arada belirtmeden geçmeyeyim : 350 bin nufuslu Niğde'de 18 bin üniversite öğrencisi var!
Kütüphanenin önünde iki yepyeni , tam teçhizatlı , başında doktoru , sağlık arabası... "Türkiye Yollarında Bir Virtüöz" projesinin , konser bilet gelirleri Ayhan Şahenk Vakfı tarafından sağlık taraması için kullanılıyor. Bu hizmet yalnız okullara veriliyor sanıyordum. Oysa ben içine girdiğimde, yaşlı bir teyze muayene oluyordu...
Mücevher müze
Niğde'den ayrılmadan önce müzesini görmem gerektiğini biliyordum. Anadolu'daki yüzlerce müzeden çok farklı olduğunu duymuştum ama böylesi bir mücevherle karşılaşmayı beklemiyordum.
"Mücevher" diyorum çünkü küçük ama eşsiz değerde... Farklılığı ve eşsizliği yalnız içindeki eserlerden kaynaklanmıyor. Neolitik çağdan başlayan Tunç Çağı, Asur Ticaret kolonileri, Geç Hitit, Frigya , Hellen Roma, Bizans Selçuk , Osmanlı dönemleriyle devam eden ve etnografik bölümle sona eren bir müze. Kronolojik sırayı izleyen salonlarda, büyük çoğunluğu bölgedeki kazılardan gelmiş buluntular sergileniyor. Özenle seçilmiş. , en güzel örnekler. Az ve öz.
İlk salonda M.Ö. 5000'yılının Köşk Höyük kazılarından "Kalkolitik Ev " inin birebir kurgusu sergileniyor. Tüm ayrıntılarıyla . Müthiş aydınlatıcı... Şimdiye dek gördüğüm en güzel ana tanrıça heykelciklerinin kimilerini de burada bu salonda görüyorum. (Tahtta Oturan Ana Tanrıça heykeli muhteşem.)
Tutkuyla bağlanmak
Olağandışılık, müzedeki sergileme biçiminden , buranın temizliğinden, ışıklandırılmasından, açıklama panolarında, vitrinlerin etiketlenmesinden de kaynaklanıyor. Ama asıl önemlisi buraya aşkla , tutkuyla bağlanmış iki insanın, Müze Müdürü arkeolog Erol Faydalı ile eserlerin restorasyonundan sorumlu arkeolog restoratör Fazıl Açıkgöz'ün gösterdikleri özenden de kaynaklanıyor.
Erol Faydalı 30 yıldır, Fazıl Açıkgöz 25 yıldır buradalar. Çocuklarının üzerine titrermiş gibiler. Bize müzeyi gezdirirken , seslerinde , parlayan gözlerinde her an görüyorum o bağlılığı ve tutkuyu.
Anadolu'nun irili ufaklı bir çok ilinde nice müzeler gezdim böylesini görmedim. Aşkla bağlılığın karşılığı olsa gerek...
Niğde'de geçirdiğim sürede hep aklımda Behçet Kemal Çağlar'ın bir dizesi dolanıp duruyordu: "...Ve bir elma kokusu gelir ruha Niğde'den..."
Elma kokusu değilse de aydınlık bir koku hiç terk etmedi beni.
Dedim ya, o gün Niğde'de güneşin batmadığı gündü.
08 Haziran 2003
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler