Menü

Niğde'de güneşin batmadığı gün (1)


07 Haziran 2003 - Zeynep Oral -

O kız çocuğunun sesini, soru soran, anlamaya çalışan sesini günlerdir içimde taşıyorum. Belki kız çocuğu değil, bir genç kızdı. Bilmiyorum... Arada bir sütun vardı. Onu göremiyordum. Sadece duygu yüklü , titreyen sesini duyuyordum.

"Biraz önce sizin piyanoda çaldıklarınızı dinlerken, ben ağlıyordum," diyordu kız çocuğu sesi. "O kadar güzel, o kadar duygu doluydu ki ağladım. İçinizdeki o duyguları nasıl bana geçirdiniz? Nasıl bunca duygu yüklü olabiliyorsunuz? İçinizde nasıl bir güç var? Bu güç nereden geliyor? O gücü nereden buluyorsunuz? Kimden alıyorsunuz? Tanrıyla mı bütünleşiyorsunuz?"

Müzikle özgürleşmek

Fazıl Say, soruyu yanıtlarken sanatın gücünden , sanatın en önemli niteliği olan özgürlükten söz ediyordu. (Ne çok duydum ondan "Piyano çalarken özgürleşiyorum" sözlerini...) Eğer içinde bir güç varsa, bu gücün özgürlükle bütünleşmekten , müzikle bütünleşmekten doğduğunu açıklıyordu...

Niğde'deydik. Niğde'de Sabiha Şahenk Kütüphanesinde... Doğuş Otomotiv'in sunduğu "Türkiye Yollarında Bir Virtüöz" projesinin sekizinci durağında...

Daha önce Samsun, Edirne, Gaziantep, İstanbul, Ankara, Erzurum, Adana'da yaşanmıştı aynı program. Öğleden sonra öğrencilerle sohbet, Fazıl Say'ın açıklamalı piyano çalması ve genç yetenekleri dinlemesi ; aynı günün akşamı daha geniş bir dinleyici kitlesine konser... Niğde'den bir gün sonra ise Kayseri'de gerçekleşecekti benzer dakikalar, saatler. Sonra Bodrum, Aspendos, Malatya ve Diyarbakır'da...

Fazıl Say , müziğiyle gençleri, öğrencileri büyülüyor, onlarla sohbet ediyor, sorularını yanıtlıyordu.

Soruların sonu gelmiyordu: " Neden piyano? Çok mu seviyorsunuz? Ben sizi dinledikten sonra daha çok sevdim."... "İyi bir virtüöz olmak için günde kaç saat çalışmalıyım?" (yanıt güzeldi: "Sevdiğin kadar çalış, nefrete yönelmeyecek kadar...") ..."Bize Chopin tekniğini biraz açabilir misiniz?" ... "Sizin hızınıza yetişemem ama ben de Türk Marşı'nı çalmak istiyorum size, çalabilir miyim.?"

Yerel yetenekler


Bu kez Mustafa geçiyor piyanonun başına, o çalıyor, sonra Ekin çalıyor, sonra Özlem, sonra diğerleri... Fazıl Say dinliyor. Herhalde Özlem birkaç akşamdır heyecandan uyumuyordur. Çünkü Fazıl ona, "Çok iyisin. Sen mutlak sürdür çalışmayı... Çok çok iyisin" dedi...

(Yerel yeteneklerin keşfi başlı başına bir olay: Edirne'de 12 yaşındaki küçük klarnetçi, Fazıl Say'la duet yaptıktan sonra şimdi , onun katkılarıyla eğitimini İstanbul Konservatuarında sürdürüyor... )

Orada olup görmeliydiniz ! O çocukları, o gençleri dinlemeliydiniz! Niğde Güzel Sanatlar Lisesi, Müzik öğretmen Okulu , İlk öğretim okulu öğrencileriyle iki saat boyunca nitelikli müzik dinlendiği, müzik konuşulduğu, tartışıldığı, gençlerin heyecanı ve sabırsızlığıyla, Fazıl Say'ın sabrı ve özverisiyle yoğunlaşan atmosferi tatmalı, özgürlükle bütünleşip kanatlanmayı yaşamalıydınız!

Hepimizi etkileyen çocukların coşkusu üzerine, Niğde'ye sonsuz katkılarda bulunmuş Ayhan Şahenk'in eşi Deniz Şahenk, Niğde'ye daha çok müzik öğretmeni sağlamak için kolları sıvıyordu.

Müzikten öte

Hemen belirtmeliyim: Bir müzik olayının çok ötesinde anlamlar taşıyordu. tanıklık ettiğim olay. Toplumsal bir olaydı. Geleceğin politikasını etkileyecek bir olaydı. İnsana yaşama sevinci veren, yalnızlık çemberini kıran, yarının daha güzel olacağına inancı pekiştiren bir olaydı. Çağdaştı, evrenseldi. Umut doluydu. İnanıyorum ki, o gün o salonda bulunan gençlerin ve gepegenç öğretmenlerin içlerindeki güç, Sabiha Şahenk Kütüphanesi'nin ve Niğde sınırlarının içinde kalmayacaktı.


Özgürlüğe kanat çırpmaya hele bir başlamasın insan...
O gün Niğde'de güneş, sanki hiç batmadı. (Devamı yarına)

                                  X


Sonsuzluğa yolculuk

Korkunç haber, beni Kayseri'de yakaladı.
Ercan Arıklı...
Onunla hiç çalışmadım. Onunla hep arkadaş oldum.
Üretken, çalışkan, yaratıcı, yenilikçi, çağdaş, evrensel nitelikli bir aydın...

Yaşadığı nice trajik olaya karşın, hayata böylesine efendice ve zerafetle sarılması, üretkenliğinden, yaratıcılığa duyduğu heyecandan , gençlere olan inancından, dostluklara duyduğu sevgiden kaynaklanıyordu.

Yokluğu, ondan çok, geride bıraktığı dostlarına zor...
Onunla paylaştığım o efsanevi "Hürriyet" teknesindeki Mavi Yolculuk kadar özgür artık...
Sonsuza dek...

07 Haziran 2003

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.