Menü

Marş, marş, suç ortaklığına !


12 Ekim 2003 - Zeynep Oral -

(Bugün sizlerle, 25 yıl önce şu günlerde dünyadan ayrılan , şair, şarkıcı , besteci, oyuncu Jacques Brel'i paylaşmak istiyordum. Yüreğinden kopan her sözcüğün, her notanın bedelini fazlasıyla ödeyen ; her gözyaşının, her kahkahanın , her ter damlasının hesabını veren o insanın…Gelin görün ki…)

Meclisten karar çıktı. Irak'a asker yolluyoruz.

Birleşmiş Milletler'i falan beklemeden, Irak'ta batağa saplanan, her gün daha çok kayıp veren işgal güçlerine yaranmak için , 8.5 milyar dolar kredi almak için, daha çok Amerikan askerinin ölmemesi için, adeta efendi-köle ilişkisi içinde , bu insanlık suçuna ortak olmaya gidiyoruz.

(Brel, dizelerinde ve şarkılarında "savaş bezirganları"na, "kahraman" olabilmek için savaşı gözleyenlere, "uygarlık adına silahları, gaz odalarını, idam sehpalarını, elektrikli sandalyeleri, atom bombasını keşfeden arsız maymunlara" öfkesini kusuyordu… "Hiçbir düş, savaşı, bombaları, cinayetleri haklı kılmaz" diyordu.)

Geçen Mart ayında Meclisten çıkan onurlu karar hükümete ağır geldi. O günkü koşullarda neydi ileri sürülen savlar?

1)Irak'taki kitle imha silahları, biz de dahil olmak üzere tüm dünyayı tehdit ediyordu. 2) Irak'ın, terör örgütü El Kaide ile ilişkileri vardı. 3)Diktatörlük yıkılacak yerine demokrasi gelecekti. 4) Korkulu paranoyamız "Kürt Sorunu" halledilecekti. 5)Asker yollarsak Ortadoğu'nun geleceğinde söz sahibi olacaktık…

O gün belki herkes bilmiyordu. Ama bugün bunların tümünün yalan, koskoca bir yalan olduğunu biliyoruz. Hükümet de biliyor. Meclise yalan söyleyerek, halka yalan söyleyerek, asker gönderme iznini Meclis'ten aldı.

(Jaques Brel, "Kolayı seçenlere" savaş açmıştı. Yani, "Savaş bittikten sonra bu sonuncuydu deyip, geçmiş ve gelecekteki ölümleri görmezden gelip ahkam kesen militaristlere"; yani "Bağışlamak için, gözlerini kapayan din adamlarına", yani "yaşlandıkça daha çirkinleşen burjuvalara" ; yani dillerinden "asla" ve "sonsuza dek" sözcüklerini düşürmeyen yalancı aşıklara … Kısacası , "sanki… gibi" yapanlara, "kendinize gelin!" diye haykırıyordu.)

Irak'a asker yolluyoruz. Hükümet yalanı sürdürerek, yardakçısı olduğu ABD sayesinde iktidarını sürdürmeye; ABD'ye çok önce vermiş olduğu ve seçmeninden gizlediği sözü yerine getirmeye ; alacağı ekonomik katkıyla durumu "kurtarmaya";çalışıyor…

Irak halkı Türk askerini topraklarında istemiyor. Kuzeydeki Kürtler Türk Askerini topraklarında istemiyor. Irak geçici hükümeti Türk askerini istemiyor. Şiiler de Türk askerini istemiyor, Suniler de. Ve bunların hiçbiri karşı koyacaklarını gizlemiyor. Başbakan her ne kadar askerimizin oraya "huzur ve mutluluk" götürmek için gideceğini açıklasa da, bu saydıklarımın tümü de, Türk askerini "işgalci" olarak değerlendireceklerini açıkladı.

( Brel,kimi zaman af diliyordu: "Bozuk para gibi harcadığımız sözcükler, attığımız nutuklar, verdiğimiz vaazlar" için , "yeryüzünde yüzbaşılardan oluşan ülkeler"için tüm insanlardan özür diliyordu. Doğduğu o dümdüz ülkenin- Belçika'nın, klasikleştirdiği Fransız şarkılarının, en çok ta kendi sınırlarını aşmak için uçmayı-pilotluğu- ve bilinmeyen denizlere yelken açmayı öğrendi. "Serüvene koşmak için trenler bekliyorsan, güneşi yakalayıp gözlerine yerleştirmek için, beyaz yelkenlilerin seni gelip almasını bekliyorsan… Yarına inanmak için günbatımın görmen gerekiyorsa, umudu yaşatmak için yarınları bilmen gerekiyorsa… Derin görünmek için can sıkıntısına, iyi kalpli görünmek için zayıflığa ve güçlü görünmek için öfkeye ihtiyacın varsa… Demek ki hiçbir şey anlamadın" diyordu.Mutluluğu dostluklarda ve aşkta buluyordu.)

Bakmayın kimi çok satışlı gazetelerin manşetlerde Kerkük -Musul özlemlerini tüttürerek, "büyük devlet" olmamız gereğiyle asker göndermeyi körüklemelerine! Onlarınki çıkar ilişkisi, yardakçının yardakçısı olma meselesi. Büyük devlet önce kendi sorununu halleder , işgal güçlerinin sorunlardan önce…

7 Ekim'de Hükümetin aldığı karar, belki sonlarının gelmesini hızlandıracak ama ülkeye çok pahalıyla mal alacak. Bu kararın karşısında ödeyeceğimiz bedel, beni korkutuyor.

(Tüm kötülüklere, yozluklara, kin ve öfkeye karşı "Neyse ki aşk var" diyordu Brel. "Sabahları giydirmek, yürekleri zenginleştirmek, her yol ayırımında yolumuzu bulabilmek için yalnızca aşk varsa… Silahlara karşı durmak için tek sığınağımız, aşksa… Birbirimize sunabileceğimiz, paylaşabileceğimiz yalnızca aşksa…" korkmamamızı öneriyordu. Bugün için nafile bir öneri…)


12 Ekim 2003 - Cumhuriyet

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.