Leyla Gencer Heykeli Maçka'ya...
08 Şubat 2008 - Zeynep Oral -
Kadınları örtmenin kapatmanın "özgürlük" diye sunulduğu bir süreçte yaşıyoruz. Bu örtmeyi kapatmayı meşrulaştırıp, yaygınlaştırmayı, giderek dayatmayı hedef edinmişlerin egemenliğinde bir süreç... Kimi "aydınlar" da buna "demokrasi" diyorlar...
Ülkemizde bir yandan bunlar olurken, bir yandan da kültür sanat ve bilim adına, çağdaş ve evrensel değerler adına, insanı "İnsan" yapan değerler adına, yaratıcılık adına, didinip çalışanlar var. İçinde yaşadığımız bu ortamda "ölmemek" için, bunalmamak için, mücadeleyi sürdürebilmek için bu çabalara, emeklere sığınıp, bunları sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. İşte bunlardan biri daha:
Önce bir rastlantı
"Tutkunun Romanı" kitabımda Leyla Gencer'i anlattığımdan beri her yaştan pek çok insan, bu eşsiz sanatçıya ulaşabilmek için bana başvurur oldu. Bu başvuruların kimilerini karşılayabilir kimilerini karşılayamam...İsteklerin dileklerin sonu gelmez... İşte genç heykeltıraş ve içmimar Huşper Akyürek'in onun heykelini yapma isteğini bilirdim ama aynı zamanda arkadaşım olduğundan "iltimas" "kayırmacılık" yapmamak adına susar dururdum...
Rastlantı bu araya giriverdi: Leyla Gencer'le yemek yediğimiz bir lokantada bu gençle karşılaştık. İkisini tanıştırdım. Huşper Akyürek, bir yaprak gibi titreyerek, bir çırpıda Leyla Gencer'e hayranlığını dile getirdi ve yine bir çırpıda heykelini yapmak için izin istedi.
Leyla Gencer, saçları bir isyan bayrağı gibi uçuşan, kılığı kıyafeti tüm normlara meydan okuyan, görüntüsüyle sözleri alabildiğine çelişen bu genç sanatçıyı tepeden tırnağa süzüp (bence en çok da o heyecanından ve yaprak gibi titremesinden etkilenip) gülerek ve her zamanki Tanrıca edasıyla, "izin veriyorum" dedi. Huşper yanımızdan ayrıldı. Ancak o denli heyecanlıydı ki, Leyla Gencer'in yanıtını duymamıştı bile, izin verdiğini ancak ertesi sabah bana telefon ettiğinde öğrenecekti.
Aradan aylar geçti. Leyla Gencer yeniden Türkiye'deydi. Huşper Akyürek kolunun altında müthiş profesyonelce hazırlanmış bir dosya ile çıkageldi. Hiç unutmuyorum, o sırada Dış İşleri Bakanlığı Kültür Müdürü olan Büyükelçi Şule Soysal'da oradaydı. Dosyanın sayfalarını çevirdikçe başta Leyla Gencer olmak üzere hepimiz neye uğradığımızı şaşırdık. Müthiş çarpıcı, çok etkileyici bir anıt tasarımıydı karşımızda duran... Bence yıllarca İlhan Koman'ın asistanlığını yapmış, onunla çalışmış bir sanatçıdan başka türlüsü beklenemezdi zaten!
Mustafa Sarıgül sahip çıktı
Sonrasını kısa kesmeliyim. Huşber Akyürek'in tasarımına ilk büyük destek Prof. Metin Sözen'den geldi. Onun aracılığıyla, İstanbul'a dikilecek heykel için yer ve olanak aranmaya başladı. Kimi belediyeler ilgi gösterip oyalama taktiği güttü...
Sonunda Şişli Belediyesi, Mustafa Sarıgül projeye sahip çıktı. Yıllardır Leyla Gencer'i izleyen, sanatçıya sonsuz saygı ve hayranlık duyan, onu Nişantaşı'nda evinde ziyaret eden Mustafa Sarıgül, bu projeye Türkiye'nin aydınlık yüzü olarak bakıyor.
Mustafa Sarığül'ün özellikle vurguladığı bir nokta: Sanatçılara saygının ölümlerinden sonra değil, yaşarken yerine getirilmesi...
Derhal kolları sıvadı, görev dağılımı yapıldı. Çeşitli seçenekler arasından yer belirlendi. Saptanan yer: Nişantaşı'nda Maçka Parkı'nın caddeye en yakın ucu. ( İtfayeninin karşısı. ) İşin mali portresi ortaya çıktı. Belediyenin tek başına altından kalkması zor, o nedenle sponsorlarla çalışılacak.
Leyla Gencer'in heykeli 15 metre uzunluğunda, müzikteki fa anahtarı formunda granit bir kaide üzerine oturuyor. Heykelin kendi paslanmaz çelik... Huşper Akyürek, "Bu malzemeler Leyla Gencer'in kişiliğiyle son derece iyi örtüştüğü için seçtim" diyor. Heykelin toplam yüksekliği altı metre.
Şimdi ben buradan potansiyel sponsorlara sesleniyorum. Paslanmaz çelik üreticilerine, granit işindekilere de sesleniyorum. Haydi kolları sıvayın. İstanbul'a ancak ve ancak saygınlık kazandıracak, çağdaş, evrensel değer katacak bu eser için seferber olun!
Cumhuriyet – 8 Şubat 2008
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler