Menü

'Kurtuluş Son Durak' sadece bir film!


13 Ocak 2012 - Zeynep Oral -

"Efendim, hamile kız çocuğunun kemik yaşı 11 değil 17!"

Bunu adeta savunma niyetine Bolu Valisi söylediğinde, tepkimi anında ortaya döktüm. (8 Ocak Pazar yazım). O erkektir; yaptığı "özrü kabahatinden büyük" hatayı, yanlışı hadi farkında değil ya da o bilinci, o vicdanı yok diyelim...

Peki, ama çalışmalarını uzun süredir ilgiyle ve saygıyla izlediğim Bakan Fatma Şahin'in de aynı tümceyi sanki suçu hafifletir gibi dile getirmesine ne demeli? Z.Ç'nin, çocuk gelinlerin durumu, 13 değil de 16 yaşında hamile bırakılınca değişiyor mu? Onlar çocuk değil mi? Onların geleceği çalınmıyor mu?

Bu aynen karakolda şiddet gören kadın için "Evet ama o kadın konsomatristi" denmesine benziyor. Yuh olsun! Ayırımcılığın bin kez daha vahim hale getirilmesine yuh olsun!

Kadına yönelik şiddet, ülkemdeki genel şiddet ortamının bir uzantısı olarak da, insan hakları ihlali olarak da, yaygınlaşırken, derinleşirken... Aile içi cinayetler, "ensest" olayları, tecavüzler çoğalırken... Bütün bunlar üzerine kadın kuruluşları, insanüstü bir çabayla giderken... Şeker şurup gibi bir film çıktı karşıma: "Kurtuluş Son Durak!"

Eyvah n'olacak bu erkeklerin hali?

Senaryosunu Barış Pirhasan'ın yazdığı, yönetmenliğini oğlu Yusuf Pirhasan'ın yaptığı filmi nasıl eğlenerek izledim anlatamam!

Bu film, "Pembe-mor bir komedi"... Bu deyiş, filmin tanıtımlarında çok kullanıldı ama doğrusu "cuk oturuyor". Tıpkı filmin baş karakterleri kadınlarımızın kullandıkları eşarplar gibi...

Film, ülkemizdeki en yaygın soruna, kadına yönelik erkek şiddetine odaklanıyor. Şiddetin her türüne dikkati çekiyor: Psikolojik, fiziksel, sözel, aile içi, aile dışı, dayak, işkence, aşağılama, yok sayma, sömürme, ayırımcılık... Her tür şiddeti yaşayan farklı kadınlar, bir apartmanın farklı dairelerinde...

En ciddi biçimde başlayan film, kadınların birbirleriyle dayanışması arttıkça, müthiş bir kara mizaha, sürprizlerle, şaşırtmacalarla gelişen öykülere ve giderek "absürd-saçma-uyumsuz" yollara sapıyor.

Ancak gerek bu kara mizah, gerek "İnsaf artık, yok deve!" dedirten gelişmeler ve film boyunca yüzünüzden eksilmeyen gülümseme, sizi olayın (erkek şiddetinin) vahametinden koparmıyor. O vahşet, o tehdit, o gerçek her an ense kökünüzde... Film dayanışmanın gücüyle sona eriyor. (Keşke final sahnesi bunca uzamasaydı!)

Oyuncuların mükemmelliği, ayrıntıların zenginliği, çizilen tiplerdeki insan sıcaklığı filmin artıları.

Sıradan, hafta içi bir gün, matinede izledim filmi. Salon yarı yarıya doluydu. Ve inanın, filmin sonunda hiçbir erkek izleyici ne kendisi için ne de hemcinsleri için endişe duydu; eyvah n'olacak bu erkeklerin sorunları demedi...

Şiddete karşı şiddet mi?

Filmi henüz görmemiş olanların seyretme tadını kaçırmamak için, hiçbir ipucu vermeden bir konuya açıklık getirmek istiyorum:

Yoksa, erkek şiddeti karşısına kadın şiddetini mi koyuyor bu film? Birkaç gün önce Alper Turgut bu soruyu soruyordu bu sayfalarda... Ancak yalnız o değil, başkaları da bu yolun yol olmadığını vurguladılar.

Elbet, şiddetin çaresi şiddet olamaz.

Bence bu film erkek şiddetinin karşısına kadın şiddetini koymuyor. Nedenlerini şöyle sıralayabilirim:

- Şiddete karşı şiddetle karşı çıkılmasının yanlışlığı her an vurgulanıyor. Bu bir...

- Olaylar öyle bir "absürd" - "gerçekdışı bir uyumsuzluğa" yöneliyor ki, eylemleri ve sonuçları değil, olsa olsa dayanışmaları örnek oluşturabilir durumuna geliyor.

- Bir an için durumu tersinden "okumaya" bakın: Filmdeki kadınlarla erkeklerin yerlerini değiştirin, o zaman kimsenin aklına böyle bir soru sormak gelmezdi. Öyle değil mi?

- Bugüne dek sinema dünyasında öyle çok erkek şiddetine alışmışız ki, acaba hiç sorgulamamamız ondan mı?

- Son olarak: Gülmecenin gücü, kimi zaman en ciddi soruna dikkat çekmekte çok daha etkili ve başarılı oluyor...

- Daha da son olarak, gülümseyerek içimden şöyle demek geliyor: Sevgili erkekler, korkmayın, bu sadece bir film...

"Kurtuluş Son Durak"a emeği geçenleri kutlarım!

Cumhuriyet- 13 Ocak 2012

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.