Menü

Kültürel Miirasta Suç ve Ceza...


03 Temmuz 2004 - Zeynep Oral -

Aklıbaşında, sevip saydığım bir büyüğüm, şaşkınlık içinde hop oturup hop kalkıyordu: Cumhurbaşkanı Sezer'in , ABD Başkanı Bush'a yaptığı laiklik uyarısı nasıl olur da ertesi gün tüm gazetelerin manşetinde birinci haber olmaz diye! Ben ise, onun bu kadar şaşmasına, şaşırıyordum.

Cumhurbaşkanının , bu ülkenin bir İslam Devleti olmadığını ; Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin İslam ülkelerine model olarak gösterilmesinin yanlışlığını Bush'un yüzüne vurduğu konuşma. . . Ertesi gün yalnız Cumhuriyet gazetesinin manşeti'nde yer alıyordu… Ötekilerde alamazdı çünkü onlar Erdoğan'ın Türkiye'ye biçtiği rolü ve imajı yüceltme yarışındalardı. Eh, Cumhurbaşkanının uyarısıyla, Başbakanın gönlündeki "Türkiye imajı" birbiriyle çeliştiğine göre, her gazete elbet seçim yapma durumundaydı…

                            x x x

Geçen hafta bu köşede İstanbul İnisiyatifi'nin düzenlediği "Geçmişimiz İçin Bir Gelecek " başlıklı Uluslararası Sempozyumu dile getirmiştim. O günden beri, birçok okur ve birçok izleyici, sonuç bildirgesini yayınlamamı istedi. Hemen belirteyim. Kültür Mirasının korunması ve hukuksal yollarla farklı ve etkili yaptırımlar sağlamaya çalışan Sempozyumun sonuç bildirgesi ya da "İstanbul Deklarasyonu" henüz son şeklini almadı. Tüm katılımcıların önerileri doğrultusunda oluşturulan metin, katılımcıların tartışmasına açıldıktan ve her biri tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacak.

Sempozyumun sonuncu gününde söz hukukçulardaydı.
Türkiye'den katılan Avukat Murat Cano (onu kültürel ve doğal mirasın korunması konusunda ülkemizde verdiği savaştan , özellikle Ilısu, Munzur vadileri ve Hasankeyf'den tanıyorsunuz) kimi önemli noktalara açıklık getirecekti.

Murat Cano'ya göre, "Hangi zamanda ve nerede üretilmiş olurlarsa olsunlar, önceki uygarlıklar tarafından meydana getirilen ve o uygarlıkları temsil eden, günümüzde ve gelecekte insanlık için evrensel düzeyde istisnai veri niteliğindeki taşınır-taşınmaz, maddi-manevi bütün varlık, eser ve değerler, kültürel mirastır."

Başlıca engeller

Bu tanımlamadan sonra halen süregelmekte olan düzenlemeleri belirtti. Çok özetleyerek aldığım bu genellemelerin her biri, koruma açısından bence başlı başına birer engeldi.

Bu mirasın korunması için bugüne dek etkin, işleyen, cezai ve hukuki yaptırım uygulayabilen uluslarüstü kurumsal bir yapı bulunmaması…

Ancak ulusal taleplerle bir eserin "Dünya Mirası Listesi"ne alındığını ve alındıktan sonra UNESCO ve Avrupa Konseyi komitelerinin tek yaptırımının ulusal devletin imajını zedelemeyi 'tehdit' etmekten öteye geçememesi…

ABD'nin UNESCO Konvansiyonuna koyduğu çekincelerle , tüm kuralları yok sayıp uluslararası dayanışmadan kaçınmasını ve tek başına hareket etmesi…

Lahey Konvansiyonu'nda yer alan "askeri zaruret" halinde koruma yükümünün ihlal edilebileceği maddesi… ("Zaruret" kavramını, kolaylıkla "askeri uygunluk" veya "askeri gereklilik" olarak değerlendirmek mümkündür.)
Kültürel varlıkların, alımı satımı, ithali ihracı, birtakım ulusal kanunlarla veya uluslararası sözleşmelerle düzenlenirken, ortaya çıkan sonuç kabul edilen hırsızlık ya da kabul edilmeyen hırsızlıktır…

Savaş sırasında kültür varlıklarına karşı işlenen suçlar, tanımlanmamıştır. Bu tür suçları işleyenleri yargılama ve failleri hakkında ceza tayin etme yetkisine haiz olan herhangi bir uluslararası yargı organı, yoktur.

Öneriler.

BU genellemeden sonra Murat Cano'nun önerileri şunlardı:

Irak'ta yer alan bütün arkeoloji müzeleri, kütüphaneleri, arkeolojik kazı alanları, höyükler, Birleşik Milletler tarafından alınacak bir kararla; içinde Irak'lı arkeologların, müzecilerin, kütüphanecilerin, tarihçilerin ve mimarların yer alacağı uluslararası bir bilim kurulunun denetimine derhal devredilerek, bu kuruldan, belirli bir süre içinde kayıp ve zarar envanteri çıkarmaları istenmelidir. Kurulun güvenliğini sağlamayı; Birleşik Devletler ile Birleşik Krallık, BM'ye karşı taahhüt etmelidir. Birleşik Devletler ve Birleşik Krallık, taşınmaz eserlerde meydana gelen zararı tazmin etmelidir. BM ise 1991 ve son savaşta Irak'tan kaçırılan taşınır arkeolojik nesnelerin edinilmesini yasa dışı ilan ederek kaynağına iade edilmesi gerektiği yolunda karar almalıdır.

Kültürel varlık, eser ve değerler üzerindeki hak, ayrı bir kategori halinde BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ne, İnsan Haklarını Ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi'ne eklenmelidir. AB de bu yeni kategorik hakları, aynen kabul ettiğini açıklamalıdır.
Bu tür eserlerin, değerlerin özel mülkiyete ait olması,alımı satımı, ithali, ihracı, el değişrtirmesi, mülkiyet nakli yasaklanmalıdır. Bunlar üzerinde yalnızca ulusal ve enternasyonal kamu zilyetliği söz konusu olabilir…

Kültürel varlıklara karşı işlenecek suç tipleri belirlenmeli, kaynak ülkelerin, geçiş ülkelerinin ve hedef ülkelerin güvenlik ve siyasi yetkililerinin iştirak halinde uluslararası örgütlü suç işledikleri kabul edilmeli, bu tipteki suçlar, insanlığa karşı işlenen nitelikte suçlardan sayılmalı ve faillerini yargılamak, haklarında hüküm kurmak görev ve yetkisi, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne tanınmalıdır.
Evet Murat Cano'nun ilgi çeken, tartışmaya açılan önerileri böyle.

Onun da son sözünde dediği gibi: "Uluslararası toplumun kendini sorgulamaya başladığı süreç; bu konuda umutlu olmamıza yol açıyor, bizleri ve başkalarını göreve çağırıyor…"


3 Temmuz 2004

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.