Korkunun yerini Hüzün alınca...
19 Haziran 2014 - Zeynep Oral -
CHP ve MHP'nin ortak Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adını biliyordum o kadar. Uzun yıllar başında olduğu örgüt nedeniyle... Adı açıklanınca önce içimi sonsuz bir hüzün kapladı. Neden mi ? Nereden başlasam ki?
Ülkemin tek seçenek olarak artık hep ama hep daha sağa, daha muhafazakar, daha dinci, daha milliyetçi bir yana yönelmesinden... Evrensel çağdaş değerler yerine daha çok Arap dünyasıyla, Ortadoğu'yla bütünleşme eğiliminden... Muhalefet etmenin, ortaya bir politika, bir vizyon koymaktan çok karşısındakine cevap yetiştirmeye dönüşmesinden... Aydınlanma düşüncesinin rafa kaldırılmış olmasından... Düşmanımın düşmanı benim dostumdur takıntısından... Ya bendensin ya da düşmansın diye kutuplaşmaktan... Çok hızlı değişen gündemde gerilimin , şiddetin sürekli kışkırtılmasından...
Sonra herkes gibi ben de İhsanoğlu'nu daha yakından tanımaya çalıştım. Daha da çalışacağım elbet. Yazılanları okudum. Dünkü gazetemizde Utku Çakırözer'e yaptığı değerlendirmeleri okudum. (Utku'nunki bir gazetecilik başarısıydı.)
Zor da olsa kendimi teselli etmeye çalıştım... içimdeki hüznü ne denli gerilettim henüz bilemiyorum... Şimdilik öğrenme safhasındayım...
Hüzünle baş etme yollarını ararken Nuri Bilge Ceylan'ın "Kış Uykusu" filmini gördüm. Muhteşemdi. Çok yazıldı çok söylendi. Senaryo, diyaloglar, görüntü, kurgu, oyunculuk, müzik... Baştan sona bir ustalık, baştan sona eşsiz bir özen, sonsuz bir denge ve uyum işi..
Emre Kongar filmden aldığı edebiyat tadını vurguluyordu, ben de filmden aldığım tiyatro tadını vurgulamalıyım...
Film üzerine okuduğum yazılarda diyaloglar söz konusu olduğunda Çehov adı da sık geçiyordu. Zaten jenerikte de "Çehov öykülerinden esinlenme" diye belirtilmişti... Bence tıpkı Çehov oyunlarında olduğu gibi , diyaloglardan çok, susuşlarda, sessizliklerde, vardı o Çehov etkisi... Karakterlerin söylemediklerinde vardı o insanın içine işleyen hüzün, o müthiş teatral atmosfer ve de ülkemin ruh hali...
"Kış Uykusu"nun senaryosunun kitaplaşmasını beklerken, filme emeği geçenleri kutluyorum.
Cumhurbaşkanlığına gelince... Aklımda ‘Vanya Dayı’ oyununda Astrof 'un söyledikler var. ( Ki Astrof, oyun kişileri arasında en çok Çehov'a benzeyendir.)
Şöyle der: “Bizden yüz, iki yüzyıl sonra yaşayacak ve yaşamımızı böyle aptalca, böylesine tatsız bir biçimde tükettiğimiz için bizi küçümseyecek olanlar, belki de mutlu olmanın bir yolunu bulacaklardır.”
Cumhuriyet- 19 Haziran 2014
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler