Karaburun’da Kadınlar..
13 Kasım 2004 - Zeynep Oral -
Ah şimdi Karaburun köylerinde olmak vardı! Neden mi?
O kucaklaşmayı, o dayanışmayı, o paylaşımı görmek için, Aynı dili konuşmayan kadınların, ortak deneyimlerden, ortak birikimlerden damıttıkları bilgeliklerini paylaşmalarını, anlaşmalarını, birbirlerine sarılmalarını izlemek için… Bugün İzmir Karaburun köy kadınlarıyla , Midilli / Lesbos Adası’nın Petra köyünün kadınları buluşacaklar ve üç gün boyunca bir arada olacaklar. Bu ilk buluşmaları değil, inanıyorum ki sonuncusu da olmayacak… Ama durun, her şeyi en başından anlatmalıyım:
Türkiye – Yunanistan Kadın Barış Girişimi WINPEACE hareketinden size zaman zaman söz ettiğim oluyor. Amacımız iki ülke arasında barış kültürünü, şiddet dışı çözümleri yerleştirmek . Bu amaçla 1998’den beri çeşitli projeler üretip, bunları yaşama geçiriyoruz. (Biz dediğim her iki ülkede de çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri…) İstedik ki, bu çalışmalarımız yalnız kent ve kentli kadınlarla sınırlı kalmasın ; barış köprüleri kırsal alan kadınlarıyla da güçlensin.
Yunanistan’da köy turizmiyle, ilgili kadın kooperatifleri çok yaygın. Kadınlar kendi ürettiklerinden kendilerine ve köye gelir sağlıyor, hem farklı tatil yapmak isteyenlere hizmet veriyor, hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Benzerlerini Türkiye’de gerçekleştirmek için kolları sıvadık. Bunları Yunanistan’da başlatan, yaygınlaştıran Sue Kalastypi zaten başından beri WINPEACE ile çalışıyordu. Bizden de Meral Ekmekçioğlu, proje sorumluluğunu üstlendi. Kadın kooperatifleri ve alternatif turizm olanakları için Ege Bölgesini tararken, Karaburun’un Küçükbahçe, Parlak ve Sarpıncık köylerinin kadınları öyle bir istekli davrandılar ki, bir köy yerine üç köy seçtik .
Kadın Kooperatifi
Sarpıncık Köyü (nüfus:300), Parlak Köyü (n:700) ve Küçükbahçe Köyü (n:1000) , Karaburun’un batı yakasında, birbirine yakın köyler…
İzmir-Çeşme arasındaki dev otoyolu jet hızıyla geçenlerin asla uğramayı akıl etmedikleri , Karaburun’a gidecek olsalar bile, daha gelişmiş Doğu yakasındaki yerleşim bölgelerini tercih ettikleri bir yöre. Yani üç köy de dokunulmamış ve bakir durumda. Doğa buradan nimetlerini hiç mi hiç esirgememiş. Enginar, nergis, fulya tarlaları, mandalina bahçeleri, badem, incir, zeytin bolluğu… Oksijeni bol, kıyı şeridi ve denizi hiç kirlenmemiş.
Avrupa Birliği’nden sağlanan, Eymir Kültür Vakfı aracılığıyla kullanılan küçük bir fonla, üç köyün kadınları uzmanlardan eğitim almaya başladıklarında 2003 yılının nisan ayıydı. İlk eğitim semineri, Kadın bilinçlenmesi, dayanışma , iletişim teknikleri üzerineydi. Sonrakiler, kooperatifçilik konuları, pansiyonculuk standartları, temizlik uygulamaları, hijyen, temel muhasebe, tarım ürünleri, reçel, turşu konserve, depolama, paketleme, satış ilişkileri…
Acaba? Yapabilir miyiz? Nasıl olacak? Buraya kim gelir? Yabancı turist gelse nasıl anlaşırız? Dilimizi anlamazlar ki? Ürünlerimizi kim satın alır ki? Satabilir miyiz? Becerebilir miyiz?
Bir yandan eğitim sürerken, bir yandan sorularını çoğaltıyorlardı… Karaburun’a her gidişte, bu çalışmalara katılan kadınların nasıl değiştiklerine, endişelerin yerini yavaş yavaş özgüvenin aldığını görüyordum.
Hele ressam Su Yücel’in köy kadınlarıyla sürdürdüğü kolektif resim çalışması… Ellerine ilk kez aldıkları boyalarla tüm yaşamlarını ve tüm duygularını kağıda döktüler. Yere düşen mandalinaları , topladıkları enginarları, traktör kazasını, koyunlarını, keçilerini , güzelim gün batımlarını, zeytin toplamalarını, düğünlerde yaptıkları gelin süpürgesini, hayallerini, türkülerini kağıda geçirdiler.
Sonra, renklerin evrensel diliyle oluşturdukları metrelerce uzunluktaki “tablo”nun karşısına geçip, kendilerine ve dünyaya yeniden baktılar!
Sonunda beklediğimiz haber geldi: “Bugün saat 12 ile 18 arasında Karaburun Noterliğinde tam tamına 4.860 tane imza atıldı” (18 kurucu üye x 10 nüsha x 27 sayfa…) diyordu mesaj… Karaburun Kadınları Agro Turizm Kooperatifi ekim 2003’de resmen kuruldu.
Ya erkekler
Köylerdeki bütün bu hummalı faaliyet sürdüğünde, kadınlar kahvede ya da okulda eğitim çalışmalarına kapandığında, sesleri daha bir gür çıkmaya başladığında, özgüvenleri arttığında, erkekler ne diyordu bu işe?
İşte bu görülecek bir şeydi: Önce yok sayma, önemsememe, sonra küçümseme, sonra alaya alma … Köyler arası rekabet… Ama haklarını yememeli, daha ilk baştan bizlere ve eşlerine, analarına ve kızlarına destek olanlar da vardı… Destek deyince , Karaburun Kaymakamı Ömer L.Yaran’ın, Tarım Müdürü Recep Çöpten’in ve son dönemde Belediye Başkanı Serdar Yasa’nın yapıcı, olumlu desteklerini anmadan geçemem.
Köydeki erkeklerin tavrı, yanılmıyorsam o müthiş günde değişti. Oradaydım. Asla unutmayacağım!
O müthiş gün, İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu'nun Kadın Kooperatifini ziyaret ettiği gündü. Önce gelmez dediler, inanmadılar. Koskoca Cumhuriyet tarihinde hiçbir Vali bu köylere ayak atmamıştı, şimdi kadınlar kooperatif kurdu diye mi gelecekti? Ama geldi işte! Ve … Erkekleri değil kadınları dinledi.
Bir yıl önce konuşmaya çekinen kadınlar, Vali’ye çatır çatır çalışmalarını anlattılar, ürünlerini gösterdiler, taleplerini bildirdiler. Bu sıradan, formalite gereği bir vali ziyareti değildi. Karşılıklı diyalog kurulan, anlaşma ve paylaşmayı içeren bir buluşmaydı. Onların, bir yıl önce tanıştığımız kadınlarla aynı insanlar olduğuna inanmak zordu. Değişimlerini elle tutulabilir, gözle görünür kılmışlardı.
İlk kez bir Vali, kadınlar sayesinde bu köylere geliyordu ve bu olay erkeklerin kadınlara bakışını da değiştirdi.
Tüm aşamaları anlatmaya yerim yok: İzmir İleri teknoloji Enstitüsü Mimarlık Fakültesi’nden 36 öğrencinin köylere yerleşip, ev pansiyonculuğu için çalışmalarını…Örnek köy olarak Şirince’ye gidip Nişanyan ailesiyle konuşmalarını… İlk kez yurtdışına çıkışlarını, Midilli Adasın’da Petra Köy’ü Kadın Kooperatifine beş günlük ziyaretlerini … Pazarda ürünlerinin müthiş saygınlık kazandığını , rağbetin arttığını… Kimi zaman ürün taleplerine yetişemediklerini…
İşte şimdi de bu bayramda Karaburun Kadın Kooperatifi Yunanistan’dan, Petra köyünden gelen Yunanlı kadınları ağırlıyor…
Bir zamanlar Şeyh Bedrettin’in müridi Börklüce Mustafa’nın “yarin yanağından başka her şeyin paylaşıldığı” bir toplum kurduğu bolluk ülkesi Karaburun’da, bizim (Wİnpeace’in) pilot projemiz çok yakında sona erecek. Ama inanıyorum ki, Karaburun Kadın Kooperatifi kendi kanatlarıyla uçmayı ve örnek olmayı sürdürecek.
Muhteşem bir doğada ve insan sıcaklığında günübirlik ya da birkaç gün kalmak için , yöreye özgü karabaş otu, enginar reçelleri, sepet peyniri ve diğer ürünler için, karanfil kolyeler ya da şalvarların dili, göz nuru el işleri için, yolunuz düşecek olursa Kooperatif Başkanı Zehra Hanımı ( 0537 632 2339) arayabilirsiniz.
13 Kasım 2004- Cumhuriyet
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler