Menü

Kanıma dokunanlar…


29 Kasım 2003 - Zeynep Oral -

“Ben İslami terör ifadesini duyduğum zaman buna tahammül edemiyorum, dayanamıyorum, şahsen kanıma dokunuyor.”

Şu tümceyi defalarca evirip çevirip söyledi Başbakan . Hala da söylemeye devam ediyor.

Terörün nereden geldiğini bile bile bunun söylenmesine siz tahammül edebiliyor musunuz? Siz dayanabiliyor musunuz? Sizin kanınıza dokunmuyor mu?

Kahrolmuş, acısını içine boğmuş, isyan etmeyi aklına getirmemiş , “kader” diye diye hep boyun eğmiş, edilgen kılınmış bir topluma , her şeyden önce GÜVEN duygusu vermek sorumluluğu taşıyan, taşıması gereken bir hükümetin başındaki insanın söyleyeceği söz mü bu!

İstanbul’daki bombalı katliamları, İslam’la içli dışlı olan, bunu Allah adına, İslam adına yaptıklarını söyleyen köktendinci örgütler üstlendi.

Başbakan duymadı mı? Okumadı mı?

Bu gözü dönmüş canilerin, hasta ruhlu fanatiklerin tüm İslam alemini temsil etmediğini, İslam dünyasını kapsamadığını Başbakan bilmez mi?

Peki bu ikircikli tutum, bu çelişki niye?

Öyleyse, sakın bu söylem , algılama yeteneğinden yoksun, duyduğunu gördüğünü değerlendirme özürlü, karacahil güruhlara, “Endişelenmeyin, bir şey değişmedi, ben neysem, ne idiysem oyum” mesajı vermek olmasın!

Sakın bu söylem, terör üzerinden politika yapmak olmasın! Doğrusu, İslam’ı alet ederek politika yapılması ne kadar korkunçsa, bu terörün faillerinin adının konmaması , gizlenmesi, çarpıtılması da o kadar korkunç.
İşte bu da benim kanıma dokunuyor!

Geçen Cumartesiydi. Hepimize yönelik bombaların kurbanlarından Kerem Yılmazer’i son yolculuğuna uğurluyorduk.

İstanbul Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun sahnesinde , olağanüstü güzel bir dekor vardı. Sahneyi ve Kerem’i örten, şefkatle kucaklayan, bağrına basan kocaman bir Türk bayrağı… Salon hıncahınç doluydu. Salon nasıl da sessizdi. Hani yere iğne düşse duyulacak… Sevgiyle, saygıyla sahneye kenetlenmiştik…Orası bir mabetti…

Tören tam başlamıştı ki… Ansızın bir gürültü patırdı. Avaz avaz telsiz telefonları kulaklarında, tehdit dolu tavırları, açılın, yol açın nidaları, itip kakmalarıyla salona dolan korumalar içeri doldu. Aralarında bakanlar…
Zaten, yukarıdan aşağıya inen basamaklarda millet ayakta duruyordu. Yok olamayız ki! Buharlaşıp uçamayız ki!

İtip kakmadan hepimizi payımızı aldık. Keşke gelmeselerdi… Başbakan ve bakanları gören onlarca kamera ve foto muhabiri, hurra sahneye... Kerem’le aramıza girdiler. Bir anda mabet, ahıra çevriliyordu ki, hatırlamıyorum ama, bir bağırdım, bir bağırdık, yeniden mabede dönüştü orası.

Keşke gelmeselerdi… Ya da hiç ama hiç korunmaya ihtiyaçları olmayan o tiyatroya korumasız gelselerdi…Sahi kimden korunuyorlardı? Benim en çok kanıma dokunan bu saygısızlık…

Törenden sonra, Taksim Meydanındaydım. Terörü lanetlemek için. Sessiz bir yürüyüş oldu. Kendini tutamayıp, birkaç slogan atan da susturuldu. Sessizlik içinde dağılındı. Üç ya da dört bin kişi ya vardık ya yoktuk. Aynı gün Londra’da, terör saldırısına falan uğramamış Londra’da, Bush’un yayılmacı politikasını lanetlemek için yüzbinler sokaklardaydı.

Benim kanıma dokunan bu tepkisizlik…



29 Kasım 2003

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.