Menü

İşkence suçundaki payımız !


19 Ekim 2002 - Zeynep Oral -

Hiç unutmadım: O çocukların gözlerini, o çocukların seslerini hiç ama hiç unutmadım. Parçalanmış, lime lime olmuş, her bir parçası dipsiz kuyuların en dibine saplanmış o bakışlar , o sesler Manisalı gençlerindi. Ben onlara çocuk diyordum. Çünkü içlerinde en küçüğün yaşı 14'dü, çoğununki 17... Sanki kendileri yoktu sesleri ve bakışları vardı...İçine düştükleri dehşeti anımsıyor musunuz... İçlerinden biri duruşmada işkenceyi anlatırken, daha doğrusu anlatamazken, öyle utanmıştı ki, yaşadıklarını hakim amcanın kulağına fısıldamak zorunda kalmıştı... Onu kucağıma alıp, "küçüğüm, sen değil, bunu sana yapanlar utansın" demeye....
Tamam geriye dönmeyeceğim... Yüzyıllar önce değil, 6 yıl önce yaşanan o dehşete ,yeniden dönmeyeceğim...
Manisa'da izlediğim duruşmalarda o çocukların anneleri babaları, ablalarını da unutmadım. Çocuklarına kanat geren, adalet için savaş veren, acılarını öfkeyle bileyen aileleri hiç unutmadım... Ve de işkenceci savıyla yargılanan polislerin meydan okuyan tavırlarını da...
Bildiri dağıttılar, slogan attılar, duvara yazı yazdılar diye yakalanmıştı o çocuklar... Örgüt üyeliğinden yargılandılar... Beraat ettiler... Gözaltında gördükleri işkence nedeniyle polislere dava açıldı... Polislere delil yetersizliğinden iki kez beraat kararı verildi... Karar iki kez Yargıtay'dan döndü... Üçüncü yargılamada polisler hapis cezası aldı. Karar, polisler son duruşmada savunma hakkı kullanmadı diye bozuldu. Ve birkaç gün önce tüm gazetelerde okudunuz, işkenceci polisler (44. duruşmada!) yeniden hapse mahkum edildi...
Bütün bu olay neredeyse 7 (yazıyla yedi) koca yıl sürdü. Olay bitmiş değil. Polisler temyize baş vuracak. Ve dava "zamanaşımına" uğrayabilir. Bu süre 2003 Haziranında doluyor... İşte çocukların avukatları şimdi bunu önlemeye çalışıyor...
Gecikmiş adalet zaten ne kadar adil olabilir ki!
Ayrıca şimdi AB'nin gözü bu davada ve AB ilerleme raporunda da örnek gösterildiği için mi, işlerin hızlanacağına ve tutarlılığa kavuşacağına inanıyoruz? Yanıtımız evet ya da hayır olsun, bence her ikisi de utanç verici. AB bizi zorlamadan işkenceyi cezalandıramaz mıydık, lanetleyemez miydik!
Şimdi yedi yıl öncesine dönüyorum:
Manisalı çocuklara yapılan işkencelerin televizyon ekranlarından evlerimize girdiği günleri düşünüyorum...
O günlerde, Yüce Divana gitmemek için sözlerinden dönen,yalan söyleyen, komisyonlarda aklanmak için çıkar ittifakları kuran hükümet yöneticileri neden işkenceyi lanetlemediler? Bir kez olsun kamuoyunun önüne çıkıp neden işkence yapanların cezalandırılacağını haykırmadılar?
"Faili meçhul cinayetlerin" faillerini "kahraman" ilan etmiş insanlar, bunları "devlet hizmetinde" kullandığını açıklamış liderler neden işkence konusunda tek laf etmediler? Neden hep sustular? Kendi çocukları da işkence görseydi, yine susacaklar mıydı?
Ya o anlı şanlı büyük medyamız? Neden tüm gazeteler aralarında anlaşıp işkenceye karşı kampanya açmadılar , tüm köşeleri tüm sayfaları buna ayırmadılar? Ülke yöneticileriyle içli dışlı ilişkilerini neden bu konunun hizmetine sokmadılar? Televole kültürsüzlüğünü misyon edinmiş televizyon kanalları , sistematik ve yaygın işkenceyi lanetlemek için bir gün olsun tüm ekranları karartmadılar?
AB zorluyor diye değil, insan olduğumuzu anımsamak için gerekliydi bu.
Bakıyorum da şimdiye dek susan gazeteler bile, birkaç gündür Manisa haberlerini yayına sokuyor. Önceki suskunluklarından utanmıyorlar mı?
Yıllar boyu, bu insanlık ayıbına, bu insanlık utancına karşı duranlar "vatan haini" diye bellendi ülkemizde...
Şimdi herkes , evet herkes suçluların telaşı içinde...
İşkenceyi yapan kadar, işkenceyi yaptıran da suçludur. İşkenceye izin veren de suçludur. İşkenceye göz yuman , işkenceyi yok sayan da suçludur. Emniyet Müdürlerinden, İçişleri Bakanlarına, Başbakanlarına , güç ve iktidar odaklarından suskun kalmayı seçenlere kadar uzayan bir suçlular listesi var önümüzde. Hepsinin bu suçta payı var.
Ülkemin adını işkence suçuyla bir arada kullanılmasına yol açanlara lanet olsun!

19 Ekim2002

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.