Hrant için, Adalet için...
18 Ocak 2008 - Zeynep Oral -
Önümdeki kitabın kapağını açıyorum... İlk sayfalar: Siyah, simsiyah... Türkiye’nin en karanlık günlerinden birini görüyorum o siyahlıkta. En karanlık, en utanç verici, en kahredici günlerinden birini... 19 Ocak 2007...
Bir yıl önceydi. O gün yeryüzünün en güzel insanlarından birini, Hrant Dink’i Türkiye katletti. Daha özgür, daha bağımsız, daha adil, daha mutlu, daha umutlu bir Türkiye ve bir dünya için çalışan; şiddetten, ırkçılıktan, bağnazlıktan, sömürüden, baskıdan, ayırımcılıktan arınmış bir Türkiye, bir dünya yaratmak için didinen, arkadaşım, meslektaşım Hrant Dink’i Türkiye katletti.
Bir kitapta toplumsal bellek
Önümdeki kitabın ilk simsiyah sayfalarında, çocuklardan gençlerden katil yaratan karanlığı görüyorum. O karanlığı sorgulamayan bizleri görüyorum... Bugüne dek bu ülkede adına "faili meçhul" denip de, failleri pek de meçhul olmayan katliamların her geçen gün daha derinleşen karanlığını görüyorum....
Siyah sayfalardan sonra kaldırım taşlarına beyaz tebeşirle çizilmiş bir silueti görüyorum. Birazdan o beyaz tebeşirli çizim bir güvercin olup gökyüzüne havalanacak. Kaldırımda kalacak olan sadece kan. Biraz benim, biraz sizin kanınız...
Tüm tehditlere karşın, "bu ülkede güvercinlere kimse dokunmaz" bilgisine sığınan, bu duyguya güvenen daha kaç insanımızı yitireceğiz sorusu da kaldırımda kalıyor...
Kitabın sayfalarını çeviriyorum. Üç, beş, on değil, yüz binler yürüyor Hrant’ın arkasından, Hrant’la birlikte. Kanı kandan üstün tutmayan insanlar... Irkçılığa, faşizme, şiddete, tehdit ve baskıya ve bunların sıradanlaşmasına, kanıksanmasına karşı çıkanlar... Düşünce ve ifade özgürlüğüne inananlar... Katil 301’e karşı olanlar... İnsana, insan yaşamına, insan onuruna saygı duyanlar... Halkların kardeşliğine inananlar... Hrant’ı koruyamamış olmanın utancını duyanlar... Vicdan sesini duyabilenler... İnsan olanlar...
Kitabın sayfalarını çevirdikçe, çoğalıyoruz, çoğalıyoruz, çoğalıyoruz...
Kitabın adı "Hepimiz Hrant Dink’iz". Agos Yayıncılık ve Uluslar arası Hrant Dink Vakfı tarafından yayınlandı. Kitabın konsept ve tasarımı Bülent Erkmen’e ait.
19 -23 Ocak 2007 tarihleri arasında çekilmiş binlerce fotoğraftan seçilmiş 135 fotoğrafın yer aldığı bir kitap... Sözsüz... Yazısız...
Agos Yayıncılığın deyişiyle, yaşadığımız acının ardından ortaya çıkan toplumsal tepkiyi, kamusal belleğe taşımak amacıyla hazırlanmış bir kitap. "Kökeni ve statüsü ne olursa olsun kültürel çeşitlilik fikrini içselleştirmiş bireylerin birbirine nasıl kenetlenebildiğini görsel olarak anlatan" bir kitap...
Umudun iflası
O birbirimize kenetlendiğimiz günlerde yine de içimde bir umut vardı. Yargıya, adalete, sağduyuya, vicdana, güvenebiliriz sanıyordum... Çok kültürlülüğe inancın sahiciliğinden güç alabiliriz sanıyordum... Sonra yavaş yavaş umutlarım un ufak oldu...
Umutlarım, cinayetin göz göre göre, geliyorum diye diye işlenişi karşısında kimsenin kılını kıpırdatmamasıyla ufalandı. Deliller ortaya çıktıkça mağdurla sanığın yer değiştirdiğini görüp, katillerle "gurur duymamız" saptamasıyla parçalandı.
Bu cinayeti önlemekle görevli olanların "cinayet milli duygularla işlenmiştir" özrüyle, umutlarımla birlikte yüreğim de aklım da parçalandı.
Umutlarım, Türk bayrağına yapılan hakaretle, bayrağımı pisletme lekeleme çabalarıyla yok oldu. Katillerin ellerine bayrak vermek ve anı fotoğrafları çektirmek başka ne anlama gelebilirdi ki?
Umutlarım ve güvenim, cinayeti öven şarkılarla, üzerinde "ya sev ya terk et" sloganı olan güvenlik araçlarıyla, delilleri yok sayan görevlilerin alkışlanması, terfi ettirilmesiyle paralandı...
Bilmez değilim: Umutsuzluk bize yakışmaz! Ama inanın dostlar zor çok zor umudu her daim diri tutmak!
Ama şu önümdeki kitaba "Hepimiz Hrant Dink’iz" kitabına baktıkça, bir kez daha haydi diyorum.
Haydi, korkuya, güvensizliğe yer yok! Hele hele şiddete ve nefrete asla geçit yok! Sayfaları çeviriyorum ve o fotoğraflarda halkların kardeşliğini görüyorum. Dil, dink, ırk farkı, cinsiyet farkı, etnik köken farkı, düşünce farkı gözetmeyen insanların kenetlenişini görüyorum.
Bu çok etkileyici kitaba baktıkça bir kez daha içimden o ses yükseliyor: "Gerçek failleri bulunmamış suikastlarla bir arada yaşamaya alışmak istemiyoruz!"
Yarın 19 Ocak. Cumartesi günü saat 15:de Agos gazetesinin önünde yeniden kenetlenmek üzere...
Cumhuriyet- 18 Ocak 2007
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler