Hiç Utanmıyor musunuz ?
22 Şubat 2003 - Zeynep Oral -
Sizler utanmıyor musunuz ? Rezil olmuyor musunuz? Yer yarılsa da içine girsem dedirtecek kadar kendinizi aşağılanmış hissetmiyor musunuz ? Şu kadara olmaz bu kadar olur diye pazarlığı sürdürürken , savaş pazarlığını, kan pazarlığını , can pazarlığını sürdürürken ...
6 Milyar dolar nerede, 21 milyar dolar neredeee diye , biraz daha çok, biraz daha çok koparmaya çalışırken ...
Açık arttırmada bezirgan başı rolünde ahkam keserken...
Savaşımız mübarek olsun, iş paraya kaldı derken...
Satılık malınız varmış gibi, fiyatı yükseltmek için tehditler savurup pazarı kışkırtırken...
Bütün bunları yaparken insanlık onuru denilen şey hiç mi aklınıza gelmiyor! Ne biçim insansınız siz! Kaç can, kaç ölüm, kaç katliam, kaç bomba alacağınız paranın karşılığını ödeyecek ? Yıkımın ne kadarı vicdanınızı rahatsız etmeyecek? Geçen hafta sonu , ABD yönetiminin dayattığı düzene , hiçbir hukuki , ahlaki gerekçesi ve meşrutiyeti olmayan savaşa “Hayır” demek için dünya ülkeleri ayaklandığında, içimi bir umut sarmıştı. Sonra... Hafta boyunca, umut paralanmaya başladı...
Aslan Medyamız Türkiye vatandaşlarının üzerine ölü toprağı mı serilmiş, kamuoyu araştırmaları halkın yüzde 95’inin savaşa karşı olduğunu söylerken, neden bu halk sokaklara dökülmüyor, neden bizdeki savaş karşıtı etkinlikler böylesi cılız kalıyor diye soranlara da söyleyecek sözüm var. Her şeyden önce bizim medyamız, hem televizyon hem yazılı basınının büyük bir bölümü, sanki tepeden bir emir almışçasına (sanki değil, öyle demek geliyor içimden) savaş kışkırtıcılığı yapıyor. Medya savaş istiyor, kan istiyor. Kolay mı, satışlar artacak, “rating” –izlenme oranı yükselecek!
Her akşam sekizde ışık yakıp söndürme eylemini televizyonlarda görebildiniz mi? Kadıköy Meydanında geçen Cumartesi toplanan 8 bin kişilik kalabalıktan güzel bir görüntüye rastlayabildiniz mi? Hayır yalnız kırılan camları ve binlerce poster arasından yalnızca mitinge ters düren aykırı posterleri gördünüz.
10-15 Gün önceydi. Mersin’de 30 bin kişi “Savaşa Hayır” diye yürüdü. Hiç haberiniz oldu mu? İnternetten izlemedinizse, elbet olmamıştır. Aslan Polisimiz!
Gelelim asıl önemli faktöre... Başka ülkelerde savaşa hayır etkinliklerine katılanlar kendi ülkelerinin polisi tarafından korunuyor. Oysa bizde... Polis, orada barış yanlılarını korumak için değil, onları engellemek, yıldırmak için bulunuyor. Nitekim geçen Cumartesi, köprü başları, Kadıköy vapur iskelesi, Eminönü motor iskelesi polis tarafından tutulmuş, Kadıköy Meydanına girişler engellenmiş ,daha meydana ulaşamadan birçok insan yok boyun atkısının rengi, yok yakasındaki rozet, diyerek gözaltına alınmıştı.
Ayrıca herhangi bir mitingden alınıp karakola götürülenlerin her birinin de dizi oyuncuları gibi el bebek gül bebek karşılanmadığı da hepimizin malumu! Ayrıca, polisin vatandaşı korkutma ve yıldırma azmi, yeni bir olgu değil. Bugüne dek savunmasız insanları , hele gençleri saçlarından yerlerde sürüklemelerine, coplarla saldırmalarına, hırlayan köpeklerini insanların üstüne üstüne saldırtmalarına öyle çok tanık olduk ki, bu yılların korkusundan kurtulmak pek kolay değil.
Hayır bu ülkenin insanlarının üzerine ölü toprağı serilmedi. Hükümetin sürdürdüğü iğrenç pazarlık utancından, medyanın kışkırtıcılığı ve beyin yıkamasından, polisin saldığı korku psikozundan sıyrılmaya, bu üçlünün dişlileri arasında un ufak olmamaya çalışıyor , hepsi bu...
22 Şubat 2003
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler