Menü

Güleriz ağlanacak halimize…


26 Ekim 2008 - Zeynep Oral -

Sizi bilmem ama, ben Ergenekon Davası’nın iddianamesini okumadım.  2500 sayfalık iddianamenin  neresinden başlayayım, neresinden çıkayım derken, ya gözüm korktu, ya da yılgınlık , belki de fazlasıyla “magazin”e bulandığından okuyamadım işte!

Ama hata etmişim!  Geçen hafta boyunca  İlhan Selçuk’un,  iddianameden alıntılar yaptığı yazılarını okudukça nasıl eğlendim, nasıl güldüm anlatamam!  Meğer   amma da komikmiş!  İlhan Abi’ye , okurların   ve Cumhuriyet çalışanlarının  “İlhan Abi” demesi bile önemli bir ipucu olarak  iddianameye girmiş! 

Asrın Davası  dendi…Demokrasi  ve hukuk sinavi dendi...İlk günün fiyaskosundan sonra tüm medya  duruşma koşullarına taktı. Tamam o koşullar da  rezil bir vodvilden farksızdı ama bence  daha da vahimi işin içeriği! Sahiden ne yargılanıyor? Bilen var mı?  Derin devlet  mi? Devlet mafya ilişkileri mi? Yıllardır süregelen “faili meçhul” olayları, kayıplar, işkence mi? Yıllardır korunan asla ceza almayan güvenlik birimleri mi? Silahlı Kuvvetler mi? Silahlı Kuvvetlerin bir bölümü mü? 12 Mart? 12 Eylül? 28 Şubat? Diyarbakır? Malatya? Sivas?   Yoksa bugünkü iktidara karşı olanlar mı?  Evet, yargılanan ne? Demokrasi sinavi dediginiz  aylardir suren gozaltilari, haklarindaki suclamayi dahi bilmeden olume terkedilenler, yargisiz infazlar mi?

Almanya’da yayınlanan  Spiegel  Dergisi,  kısa bir süre önce Türkiye’yi  kapak konusu olarak ele aldı.   Kapak fotoğrafında biri saçları açık öteki kapalı iki güzel hatun, arkada cami ve Boğaz köprüsü … Klişe bir fotoğraf. Hele bir “Türkei” yazısı var ki evlere şenlik, Arap harflerini eski Türkçe yazıyı andırıyor…

Olur böyle şeyler, takma kafaya dedim kendime… Derken…   Uçaktaydım…Uçakta tüm yerli gazeteler kucağımdaydı… Hangisinde okuduğumu anımsamıyorum…

Çok meşhur, çok ünlü New York Times’dan  alıntı yapmışlar: New York Times’ın Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise  Türkiye’deki değişimden söz ediyor.  Türbanlı genç kızların ne denli bilgili ve kültürlü olduklarını anlatıyor. Ve örnek olarak şunu söylüyor:  Marx dendiğinde  laik, başı açık kızlar “ Marks & Spencer” dükkanlarını anlarlarmış, oysa türbanlılar   bunun ünlü filozof Karl Marx olduğunu hemencecik  bilirlermiş!

E pes yani,  bu Sabrina Tavernise kimse, ona bir madalya takmalı, bu müthiş bilgilendirme için!  Ne kadar akıllıca, bilgili,  derinlikli, veciz  ve sağduyulu ifade etmiş evladım!  Bu gazeteci milletinden  korkulur! 

Uçakta aldı mı beni bir gülme! Kahkahalarımı tutamıyorum  Sen çok yaşa emi Sabrina!

Uluslar arası Türk Dili Kurultayında, başbakanın , Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın sanarak Faruk Nafız Çamlıbel’den bir şiir  okuması… Dinleyenlerin  yağcılık yarışıyla, ne dinlediklerini bile bilmez oluşu…

Yok bu hiç komik değildi.  Vahim olan  yapılan  yanlıştan çok sahtecilik!   Bir de kimse zorlamıyor ki illaki şiir okusun diye… İllaki Dağlarca’yı bilir, tanır, sever, en azsından değerini bilir görünmesi şart değil ki …   Bunca yapaylık, sahtelik  niye?

Behiç Ak’la hem güler , hem ağlarım.

Geçen hafta içinde  az ve öz meseleye damardan girmişti.
İki adam karşılıklı konuşuyor Behiç Ak’ın karikatüründe. Biri diyor ki, “Sevdiğin kız, seninle evlenmek istemiyor. Ama hukuken seninle evlenmek zorunda kalacak. Nasıl oluyor bu?”

Öteki, pis pis  sırıtarak  yanıt veriyor: “ Kıza tecavüz ettim!”

Ne garip, ne korkunç bir ülke burası!  Namus bekçiliğine soyunan , en muhafazakar, en dindar parti, AKP  iktidarı, adeta tecavüzü teşvik ediyor!

Medeni Kanun ve TCK’daki evlenme yaşının 14’e indirilmesi… “Reşit olmayanla cinsel ilişkide”, suçun cezalandırılması için gereken şikâyet koşulunun 15 yaştan 14’e çekilmesi… Tecavüz edenin, mağdurla evlenmesi durumunda cezadan kurtulması… Eşe tecavüzde 7 yıla kadar olan cezanın 1 yıla indirilmesi… Bu yasa değişikliği önerilerini getiren AKP!  Bir de  AKP’yi kapanmaktan  kurtaran sözde  kadınlara yönelik  “pozitif ayırımcılık” olmuş demezler mi!

El insaf! Bu , pozitif ayırımcılıksa ,   negatifi nasıl olur!

Dikmen Gürün’ü kutluyorum

Gazetemizin yazarı, tiyatro eleştirmeni  Dikmen Gürün , benim arkadaşım! Ah insanın çok sevdiği bir arkadaşı üzerine  yazması  ne güçtür!   (İltimas mı yapıyorum? Duygularıma mı teslim oluyorum? Başkasının hakkını mı yiyorum? ) Aptalca kaygılar yüzünden asıl arkadaşınıza haksızlık edersiniz! Hele bu arkadaş çok yönlüyse; yazarlığı, eleştirmenliği, yöneticiliği , müdürlüğü , hocalığı, akademisyenliği  

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği, belki çok emek verdiğimden benim “çocuğum” gibidir. Bu yıl  tüm üyelerimizin katılımıyla  “2008 Onur Ödülü” nü  Dikmen’e, yani Prof. Dr. Dikmen Gürün’e verdik.

“Tiyatro dünyasına katkıları, alanındaki başarıları ve topluma karşı sorumlu bir akademisyen / yönetici / eleştirmen kimlikleriyle yaşamı boyunca tiyatro dalında üzerinde yürüdüğü tutarlı çizgisini sürdürmesinden dolayı”   verildi  onur ödülü.  

Yönetim kurulumuz,  Dikmen Gürün’ün “yıllardır Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nin direktörü olarak dünya tiyatrosunun belli başlı topluluklarını, yorumcularını sanatseverlerle buluşturması, yerli tiyatro topluluklarını ve sanatçılarımızı dünyaya tanıtmayı amaçlayan çalışmaları, genç tiyatrolara yeni açılımlar sağlaması, ortak-yapımlarla uluslararası ilişkileri güçlendirecek zeminler oluşturması ve her geçen yıl çıtasını yükselten İstanbul Tiyatro Festivali’ni dünyanın saygın festivalleri arasına sokmasını” bu ödüle layık görülmesinin gerekçeleri arasında gösterdi!

Elbet resmi açıklamada yer almadı ama İKSV’deki çalışmalarını ben yakından bildiğimden  ona Onur Ödülü’nün yanı sıra, Emek Ödülünü,  Sabır  Ödülünü,  Sağduyu Ödülünü, Terbiye ve Nezaket Ödülünü, Hoşgörü Ödülünü, Sükunet Ödülünü, , kısacası “Efendilik Ödülünü” de verdim!

Cumhuriyet- 26 Ekim 2008

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.