Menü

Fransa'da Eşitsizliğe ve ayırımcılığa direniş (1)


30 Ocak 2004 - Zeynep Oral -

Stasi Komisyonu'nun tek Türk Üyesi Gaye Petek, Laiklik düzenlemelerinin gerekçelerini anlatıyor:

Cemaat üyesi değil, Yurttaş Olmak …

Önümüzdeki günlerde , Fransa'da Parlamento, "Stasi Raporu"ndan yola çıkan yasa tasarısını onaylayacak. Türkiye'deki medyaya daha çok "Türban Yasası" olarak yansıyan Fransa'nın yeni laiklik düzenlemesi , elbet yalnız kadınların saçlarını gizlemeleri, başlarını türbanla sarıp sarmalamalarıyla ilgili ve sınırlı değil.

Hayır, ele alınacak yasa tasarısı , her şeyden önce eşitlikle ilgili, her tür ayırımcılığa karşı çıkan bir tasarı.

Fransa Cumhuriyeti, laiklik ilkesinin demokrasiyi kullanarak bile olsa ihlaline izin vermeyeceğini açıklarken, gözettiği temel ilke eşitsizliği ve ayırımcılığı ortadan kaldırmak…

Ocak ayında birkaç gün için Paris'teyken karşılaştığım her çevrede bu konular tartışılıyordu. (Farklı tepkileri Ali Sirmen'den okuduğunuz için yinelemiyorum.) Daha çok Fransızlardan, Fransız aydınlarından sanatçılardan oluşan benim çevrelerimde, "Türban" ayrıntıydı. Esas olan kadın erkek eşitliğinin sağlanması ve dini ayırımcılığın önlenmesiydi.

Bu birkaç gün içinde, yıllardır tanıdığım, çalışmalarını saygıyla izlediğim, "Stasi Raporu"nu hazırlayan komisyonun tek Türk üyesi Gaye Petek'le konuşma olanağını buldum. Bu görüşmeye geçmeden önce, "Stasi Raporu"yla ilgili kısa bir anımsatma:

Fransa'nın eski bakanlarından, Cumhuriyet temsilcisi Bernard Stasi'nin başkanlığında toplanan kurul (ki adını buradan alıyor) 18 kişiden oluşuyordu. Araştırmacı, filozof, sosyolog, politikacı, hukukçu, eğitimci ve dernek yetkililerinden oluşan bu kurul, Cumhurbaşkanına sunacağı raporu hazırlamak için kendi birikimlerini ve deneyimlerini bir araya getirmekle yetinmedi, çeşitli katmanlardan, farklı dinlerden yüz yirmi kişiyi dinledi. Tüm Fransız halkı televizyonlardan bu görüşmeleri izledi.
Gaye Petek'e soruyorum: Nereden doğmuştu böyle bir kurulun ve raporun gerekliliği?

" Geçen temmuz ayında Cumhurbaşkanı Chirac, Cumhuriyet'te laiklik ilkesinin uygulanması konusunda fikir üretecek bir kurul oluştururken, amacı da çok net belirtmişti: 'Farklılığı, özellikle de dini farklılığı kabul edip tanıyarak, ulusal birlikle Cumhuriyet'in tarafsızlığını bağdaştırmak'… Bu ilkenin Fransa tarihine en sağlam biçimde (İnsan Hakları Bildirgesi, Din devlet işlerini birbirinden ayıran 1905 yasası) kenetlenmiş olduğuna dikkati çekmiş ve bu geleneğin son yıllarda tartışılır olduğunu belirtmişti... Chirac laikliğin, dini konularla ilgili sorunların ötesinde , toplumculuk, özel uygulama talepleri, kültürel ya da etnik aidiyet gibi konular üzerinde de düşünmemizi istemişti. Çünkü… 'Fransa'da Cumhuriyet, yurttaşlığın unsurlarından biri olarak herhangi bir topluluğa bağlılığı reddeder."

Gaye Petek, konuşmamız boyunca , Fransa'daki "yurttaşlık" öğesini vurgulayacaktı. Hayır tebaa değil, cemaat üyesi olmak değil, yurttaş olmaktı önemli olan. Yurttaş olmanın bilinci okul eğitiminden başlıyordu.

Okullarda

Bilindiği gibi , Kurul , devlet okullarında, türban da dahil olmak üzere tüm dini simgelerin yasaklanmasını önerdi.
"Sorun yalnız haç, türban, kippa değil. Sorun , öğretmen karşında öğrenci kimliğinin öne çıkması. Oysa giderek öğretmenin karşısına öğrenci Müslüman, Yahudi, Katolik diye çıkıyor, aynı bilgi paketini paylaşmayı reddediyorlardı… Cimlastik dersine girmemekten, sınav ortasında namaz için sınıftan çıkmaya , 'Biz Darwin okumayız, Voltaire okumayız'a, 'Kadın öğretmen istemeyiz'e varan dilekler sıralanıyordu. "

İsrail Filistin savaşının Fransa'daki okullara taşındığını belirten Gaye Petek, son bir yıl içinde devlet okullarına gitmeye korktukları için özel Yahudi okullarına girişin yüzde 30 arttığını; Kimi okul duvarlarında " Fırınların kapanması yazık oldu" diye yazıların göze çarptığını söylüyor.

Okul çağında çocukları olan Fransız arkadaşlarımdan da duydum: "Biz okulumuzda Filistinli / Arap öğrenci yaşatmayız!"… "Biz okulumuzda Yahudi Öğrenci yaşatmayız!" sözlü ve yazılı sloganları, artık kimsenin yabancısı değildi. Öyle ki, öğrenciler bu düşüncelerini, televizyon kameraları karşısında, Fransız halkının gözünün içine baka baka söylemekten de çekinmiyorlardı.

Stasi Raporu ya da Yasa Tasarısı, tüm ilk ve orta devlet okullarından dini simgeleri yasaklarken, üniversitelere dokunmadı. Çünkü üniversiteler reşit öğrencileri barındırıyor, çünkü üniversitelerin tartışma alanı olduğu kabul ediliyor. Ancak her üniversite, kendi iç tüzüğünü hazırlayacak ve üniversiteye giren her öğrenciyle bir Laiklik Şartı, iç tüzüğe uyacağına dair bir mukavele imzalayacak.

Raporda önerilen ve kabul gören okullara ilişkin diğer maddeler, okullarda Din Felsefesi derslerinin okutulması ; ana dillerin öğretilmesi ve Devlet kontratıyla Özel Müslüman okullarının açılması. Paralı olan, devlet okullarıyla karşılaştırılmayacak kadar az sayıda olan Özel Yahudi ve Özel Katolik okulları halen var, ancak Özel Müslüman Okul yok. Olması gerekir düşüncesi onaylandı.

Bunlara karşılık, raporda önerilen Kurban Bayramı ve Yahudi Bayramlarında okulların tatil olması, kabul edilmedi.

Fransa'da Türk Çocuklar

Hazır Gaye Petek'i yakalamışken, kurduğu ve yönettiği "Elele" Derneğiyle tam yirmi yıldır Türkiye'den gelen göçmenlere verdiği hizmetleri bildiğimden, sormadan edemiyorum.
Türk çocukların durumu ne?
Koca bir iç çekiş.
Daha somut bir tepki ya da yorum istiyorsanız şu sayılara bakın:
Fransa'da ilkokula giden 60 bin Türk çocuğu var.
Fransa'da orta ve liseye giden 28 bin Türk çocuğu var.
Fransa'da üniversiteye giden 1700 Türk Genci var. (Ki, bu sayının içinde, Fransa'da doğmuş, büyümüş, ilk orta öğrenimini Fransa'da almış olanlardan çok, doğrudan üniversiteye girmek üzere Türkiye'den gidenler var.)
Bu sayılar, Fransa'daki Türk göçmen ailelerinin çocuklarının başarısızlığını ortaya koyuyor.

"Aynı zamanda Fransız eğitim sistemindeki başarısızlığı da…" diye ekliyor Gaye Petek. Nitekim bu çift yönlü başarısızlık üzerine Elele Derneğinin işlevleri ve etkinlikleri çoğalmış. Gerek Paris'de gerek taşrada, sürekli seferi halde, hem Fransızlara, hem Türklere yönelik o ve dernek elemanları eğitim veriyor ; seminerler, konferanslar, açıkoturumlar , çalışma seansları düzenliyor… Göçmenlerin hakları nelerdir, ödevleri nelerdir , en çok bunu anlatmaya çalışıyor.
Fransa'da egemen olan "en az uyum sağlayanlar Çinliler ve Türkler" düşüncesi , Elele'nin çabalarıyla kırılmaya çalışılıyor.

Türk Çocuklarının durumu , öteki göçmen aile çocuklarıyla karşılaştırıldığında nasıl?
" Türk çocukları, Magrebliler'den daha başarısız. Her şeyden önce dil sorunları var. Evlerde yalnız Türkçe konuşuluyor. Kendi içine kapalı bir düzende yaşanıyor. Aileler, çocuklarına, kendi veremediklerini, dışarıdan almalarına yasak koyuyor. En korkuncu, çocukları 'Seç bakalım , Türk müsün, Fransız mısın?' diye sıkıştırıyorlar. Oysa her ikisi de olabilirler."

"Örneğin, sık sık taşradaki ailelere gidiyorum. Eğitim verirken soruyorum: 'Sizin için Türk Kültürü nedir?' diye… Hemen sıralıyorlar: Geleneklerimiz, dinimiz, dilimiz, büyüklere karşı terbiyemiz, konukseverliğimiz… 'Peki sizin için Fransız Kültürü nedir?' diye sorduğumda ise tarih, coğrafya, felsefe,resim sanatı, edebiyat diye sıralıyorlar… Aradaki farka işaret ettiğimde 'ama biz onları çocuklarımıza öğretemeyiz ki' diyorlar. Ben de anlatmaya çalışıyorum. Fransız işçisi de çocuğuna bunları veremiyor, ama bu bilgileri başka yerden öğrenmesini de yasaklamıyor…"

Kız Çocukları

Bir ara, Gaye Petek, Türk çocuklar arasında, kızların daha başarılı olduklarını belirtmesiyle konunun üzerine gidiyorum. Neden kız çocukları daha başarılı?

"Kız çocukları, okulu, aile baskısından kurtuluş olarak görüyor ve değerlendiriyorlar. Okul, onlar için, onları geleceğe taşıyacak kurtuluş yolu."

Örneğin, kimi kız çocukları, ailelerine "bizim okulda baş örtüsü, türban yasak" diyerek, ailenin türban baskısını kırabiliyor.

Özellikle taşra kentlerinde ve kasabalarında kız çocuklar üzerinde türban baskısı ağır basıyor. Bir de sokakta gülmenin ayıbı…

Gaye'nin anlattığı sayısız örnek arasından taşradaki bir kız çocuğunun şu deyişi içme oturuyor:

"Biz , kızlar sokakta yürürken, sanki tepemizde bir kara bulut bizi izliyor . Kara bulut, yani yüzlerce göz bize kenetlenmiş, bizi izliyor. "

Gaye Petek Kimdir?

Altı yaşından beri ailesiyle Paris'te yaşadı. Babası Fahrettin Petek kimya doktorasını yapmaya gelmişti. Doktorayı izleyen yıllarda Fransa Ulusal Bilim Araştırmaları Merkezi'ne (CNRS) girdi ve bir bilim adamı olarak , emekli oluncaya dek, burada araştırmacı yönetici olarak görev yaptı.

Gaye Petek tüm eğitimini Paris'te aldı. Edebiyat ve Sosyoloji mezunu. Çalışma hayatına St. Michel Lisesinde edebiyat öğretmeni olarak başladı. Fransa'ya göçmenlerin gelişiyle, Çalışma Bakanlığı'nda göçmenlerle ilgili bürolarda çalıştı , özellikle alan çalışmalarında uzmanlaştı.

Bir yandan sosyal görevli diplomasını alırken, bir yandan da "Göçmenlere Sosyal Hizmet" vakfında on yıl boyunca çalıştı. Bunu , iki yıl boyunca sürdürdüğü Birleşmiş Milletler Yüksek İltica Komisyonu (UNHC)'ndaki görevi izledi. Bu dönemde özellikle Iran, Irak, Afganistan ve Habeşistan'dan gelen göçmenler üzerinde yoğunlaştı.
Fransa'da Türk göçmenlerinin ve sorunlarının artmasıyla 1984'de bugün en büyük derneklerinden olan kendi derneği "Elele" yi kurdu. Burada , Fransa'daki Türk göçmenlere yol göstericilikten öte, onların haklarını savunuyor. Fransız Hükümeti onu muhatap olarak alıyor.
Fransa'da Cumhurbaşkanına bağlı çalışan Uyum Yüksek Kurulu'nda (HCI) üçer yıldan iki dönem görev aldı. Bu kurulun hazırladığı ve Jacquesn Chirac'a sunduğu iki raporun "Sorunlu Mahallelerdeki Gençlere Sosyal Teşvik" ve "Göçmen Kökenli Kadınların Hakları" raporlarının çalışmalarına katıldı.

Gaye Petek , "Stasi Raporunu" hazırlayan komisyonun tek Türk üyesiydi. Türk olduğu için değil, tüm bu çalışmaları ve birikimleri nedeniyle komisyona seçilmişti.
Gaye Petek "Legion d'Honeur" ve "Chevalier de l'Ordre du Merit" gibi bir çok ödülün sahibi.

Geçen Aralık ayında, Özdemir İnce'nin Hürriyet'te yayınlanan laiklik konulu araştırmasında , Gaye Petek'le yaptığı röportaj üzerine dinci basın tüm kinini ve öfkesini, hışmını Gaye Petek'e yöneltti. Saldırı, hakaret ve tehditler arasında ne "komünistliği", ne de "Yahudiliği" kaldı.

Bu iğrenç saldırılara yer vermeden, şu iki etikete dönmek istiyorum:
Gaye Petek'in babası, bilim adamı Fahrettin Petek, 50'li yıllarda DP iktidarı sırasında Türkiye Sosyalist Emekçi Köylü Partisi üyesiydi… Gaye Petek'in, 20 Yıl evli kaldığı, altı yıl önce boşandığı eşi Jak Şalom ise yalnız benim değil, bu ülkede sanatla içli dışlı olmuş herkesin kadim dostudur. Türk Sinematek'in , Onat Kutlarla birlikte ilk kurucularından, Mehmet Ulusoy, Işıl Kasaboğlu dahil olmak üzere, birçok tiyatrocunun ve topluluğunun müdürü, sayısız tiyatro ve müzik olayının yapımcısı, Fransa'da kültür merkezlerinin yöneticisi…

Bu iki isim, sadece Gaye Petek'e değil, herhangi bir kimseye karalama değil, ancak onur katabilir inancındayım...

30 Ocak 2004

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.