Frankfurt Kitap Fuarı ve Kazanılmış Haklar...
27 Temmuz 2008 - Zeynep Oral -
Geçen Pazar, Frankfurt Kitap Fuar’ında “Konuk ülke Türkiye” programında Gala konserine ilişkin yapılan değişikliği eleştirmiş, yazımın sonunda bu hafta yazarların katılımı tartışmasını ele alacağımı belirtmiştim ya… Bir hafta boyunca telefonum durmadı. Okur, yazar ya da gazeteci dostlar, eksik olmasınlar sorup durdular: Kim gidiyor / kim gitmiyor / protesto edenler / etmeyenler / kim düşman / kim bizden… Nasıl da liste meraklısıyız… Nasıl da takım ruhu içinde hareket etmeye bayılıyoruz!
Daha önce bu sayfalarda okudunuz. O nedenle özetliyorum: Kimi yazarlar AKP ve Kültür Bakanlığı’nın politikalarını gerekçe göstererek Frankfurt Kitap Fuarı’na davetli oldukları halde katılmayacaklarını belirttiler. Buna karşılık Fuar Ulusal Yürütme Komitesi ve Türkiye PEN Yönetimi bir açıklama yaparak, Frankfurt Kitap Fuarı’nın devlet ve hükümetler arası değil, yayın dünyasının bir etkinliği ve organizasyonu olduğunu; Yazar örgütlerinin temsilcilerinden oluşan Yazarlar Komitesine bakanlıktan herhangi bir müdahale olmadığını vurguladı.
Bu gelişmeler olurken, kimseye saygısızlık etmek istemem ama, içimden, şu sorular geçiyordu:
İçimdeki sorular:
- Medyamızın “Kim katılacak, kim katılmayacak / Kim protesto ediyor kim etmiyor ?” sorusu, çok yanlış bir soru değil mi?
- Doğru soru “Kazanılmış haklardan vazgeçmek mi, geçmemek mi?” diye sorulmamalı mı?
- Frankfurt Kitap Fuarında Türkiye’nin konuk ülke olması, yılların cabası ve birikimiyle gerçekleşmedi mi?
-Hükümetlerden bağımsız olarak sayısız yazar ve yayın kuruluşunun çabası, emeği, azimli çalışması, verdiği savaş, şimdi beğenmediğimiz bir hükümet var diye yok mu sayılsın?
-Türkiye’nin konuk ülke olması, bu yazar ve yayın kuruluşlarının mücadelesiyle elde edilmiş bir hak değil midir?
- Yoksa bu durum, AKP’nin marifeti ya da Ertuğrul Günay’ın başarısı diye yanlış bir vahamete mi kapılındı?
- Ha diyeceksiniz ki, bu yıl devlet bütçesinden bu olaya pay ayrıldı. Elbet ayıracak! Hangi hükümet olsa ayırmayacak mıydı? Bunun bir lütuf değil to9plumsal bir hak olduğunu bilmiyor muyuz?
- Şimdi kazanılmış bu haktan neden vazgeçelim ya da Feyza Hepçilingirler’in deyişiyle bu hakkı neden AKP’ye armağan edelim?
- Katılımın içeriğini oluşturanın, yayıncılar ve yayıncılık aracılığıyla edebiyatçılar, sanatçılar, yazarlar, özetle bu ülkenin kültürel birikimi olduğunu bilmeyen var mı?
Sonra aklıma ve yüreğime şöyle sorular da düşüyordu:
- Bugüne dek sayısız kitap fuarına katılanlar, gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin ve tüm Kültür Bakanlarının politikalarını onaylıyorlar mıydı?
-Geriye dönüp araştırmadım ama 12 Eylül döneminde, faşist cuntayı protesto etmek için Frankfurt Kitap Fuarına katılmayan kimlerdi?
- Ülkemizde “parayı veren düdüğü çalar “ zihniyetine kimi politikacılar, parti bezirganları, kimi bürokratlar ve kapı kulları kapılabilir; yazar, yayıncı, eleştirmen ve sanatçının has olanının parayı verenle düdüğü çalma arasında bağ kuramadığını; özgür iradesiyle dilediği gibi , bedelini ödemeyi göze alarak konuştuğunu , yazdığını, kendini ifade ettiğini bilmez misiniz?
Soruları çoğaltabilirim… Ama gereksiz. Yukarıda belirttiğim açıklamanın son paragrafı şöyle. Yürekten katılıyorum.
Yazarların sesine güvenmek
“Benimsenen anlayış, Türkiye’nin konuk ülke olması fırsatını, asla bir diplomatik-turistik-folklorik tanıtım ve güzelleme vesilesi olarak görmemek; tersine, Türkiye’nin yayıncılık deneyimini, edebiyat ve düşünce birikimini bütün yelpazesiyle görünür kılarak değerlendirmektir. Görünür kılınmasından ürkmeyeceğimiz bu gerçeğe, elbette, düşünce ve ifade özgürlüğünden okuma oranlarının düşüklüğüne varıncaya dek pek çok sorunumuz da dahildir. Bu bakımdan Frankfurt Kitap Fuarı, Türkiye yayıncılığının ve edebiyatının, kendi muhasebesini yapması için de bir vesile olabilir, olmalıdır.
“Bu büyük uluslararası platform, yazarların, edebiyatların, kitapların bu büyük buluşması, bir hükümet girişimine indirgenemez. Tam tersine, kültür dünyamızın sansürsüz, siyaset ötesi temsili için elde edilmiş bir hak, bir platformdur. Bize düşen, öninde sonunda kitapların ve yazarların sesine güvenmektir.”
Cumhuriyet- 27 Temmuz 2008
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler