Menü

En Zoru Şimdi Başlıyor


19 Aralık 2004 - Zeynep Oral -

“Evet!”, “Si!”, “Ja!”, “Yes!”, “Oui!”, “Evet!”…

Avrupa Birliği bayrağıyla Türk bayrağı yan yana… Ve altında kocaman yazılmış şu yukarıdaki sözler…

Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu Türkiye raporunu onaylarken, birdenbire havaya kalkan kollar ve ellerde her dilden kocaman “Evet!” …

Boşuna anlatıyorum, nasılsa ertesi gün tüm gazetelerde hepiniz gördünüz o fotoğrafı ve o görüntüleri… Ben o anı televizyonda ilk izlediğimde Adana’daydım. O anda, o kapalı mekanda ne kadar insan varsa, yüzlerinde kocaman bir gülümseme, ayağa fırlayıp alkışlamaya başladı. Etkileyici bir andı doğrusu.

Avrupalı mıyız , değil miyiz?

Bu soruyu sorduğum ya da bu yazıyı yazmakta olduğum 17 Aralık sabahı, Brüksel’de müzakereler kıran kırana devam ediyordu. Görüşmeler, kopma noktasıyla devam arasında, ileri - geri arasında, olumlu - olumsuz arasında gidip geliyor, inişli çıkışlı sürüyordu.

Avrupalı mıyız, değil miyiz sorusuna Brüksel’den yanıt beklemektense, yüreğimle yanıtlamaya karar verdim.

Hayır elbette Avrupalı değiliz. Baksanıza aynı günkü (17 Aralık) tarihli Cuımhuriyet’te okuyorum: Aydın Valiliği “sakıncalı” gerekçesiyle, “toplum düzenine uygun olmadığı” gerekçesiyle ” çocukluk ve gençlik çağının normal gelişmesine zararlı olduğu “ gerekçesiyle, “ siyasi , ideolojik ve bölücü telkinlerin bulunması” gerekçesiyle , öğrencilere tiyatro yasaklıyordu.

Bunca tehlikeli ve sakıncalı olan oyun ne miydi: Aydın Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun sunduğu “Bir Ceza Avukatının Anıları”! 80’li yıllarda Ankara Sanat Tiyatrosu’nun, 90’larda Ankara, Antalya ve Van’da Devlet Tiyatrolarında oynanan , TRT’de dizi olarak yayınlanan oyun. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Faruk Erem’in anılarından yola çıkarak yazılmış oyun!

El insaf!

Oyunları, kitapları yasakladığımız sürece, bırakın tüm öteki koşulları, kriterleri, uyum yasalarını vb, biz asla Avrupalı olamayız.

Yasaklamanın ancak güvensizlikten kaynaklandığını bilmiyor muyuz?

Korkularımızla baş edemediğimiz anda, en kolay yol yasaklamak. Ama aynı zamanda en tehlikeli olanı.

“Şu oyunu izleme, bu kitabı okuma, şu filmi seyretme” dediğiniz anda , - hadi bir adım daha ileri gidip şunu da ekleyeyim - “Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu’ sakıncalıdır, hazırlayanlar hakkında soruşturma açayım, dava açayım” değdiniz anda, ortada var olan bir kitabın, bir oyunun, bir filmin ya da bir raporun gerçeğini yok etmiyorsunuz. Yalnızca kendi kafanızı kuma gömüyorsunuz. İzleyen, gören, okuyan insanların o gerçekleri yokmuş gibi, olmamış gibi, değilmiş gibi düşünmelerini sağlamak için, kafalarını kopartmaktan başka çareniz kalmaz elinizde.

İşte asıl en zoru şimdi başlıyor dememin nedeni bu.

Çünkü Avrupa Birliği’ne girmek için çaba harcadığımız, bu yolda önemli adımlar attığımız , ülke çapında “Evet, bu Birliğin parçası olmak istiyoruz” dediğimiz şu sıralarda, Avrupalı mıyız değil miyiz sorusunu yanıtlamadan önce şunu bilmemiz gerek:

Çağdaş, evrensel, uygar değerlerin yüceltildiği; insan hakları ve demokrasinin gereklerinin yerine getirildiği; hukukun üstünlüğü, ayırımcılığın sonlanması ve fırsat eşitliğinin savunulduğu bir zihniyetle, bir dünyayla bütünleşmek istiyorsak, artık bu yasaklamalara son vermek gerek.

Biliyorum işimiz zor: Eleştiriye açık olmayı, tartışmayı, sorgulamayı, tepkimizi efendice göstermeyi , kaba güce baş vurmadan göstermeyi öğrenmemiz gerekecek.

Ve en önemlisi kimi kavramları yüceltmemiz, yaşamdaki en büyük erdem saymamız gerekecek.

Hangi kavramları mı?

Örneğin “Özgürlük”…

Örneğin , “Emek”…

Örneğin, “Yaratıcılık.”

Evet, işimiz bundan sonra daha zor. En zoru şimdi başlıyor…

19 Aralık 2004

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.