Daha işin başındayız...
10 Şubat 2008 - Zeynep Oral -
Hiç ama hiç kimsenin düşünemeyeceği, düşleyemeyeceği kadar böldüler bu ülkeyi...Yeniden toparlanmak, yeniden bütünleşmek çok, çook güç olacak... Bölünmeyi kadınlar üzerinden yaptılar. Kadınları kullanarak. Politikalarını kadın bedeni üzerinden sürdürerek...
Bugün artık iş işten geçtikten sonra, artık türbanın bir politik simge oluşunun tescillenişinden sonra, bunca geç kalınmışlığa karşın, yine de tartışmayı bir kadın sorunu olarak ele almanın kaçınılmaz olduğuna inanıyorum.
Cumhuriyet tarihinde kadınların ayırımcılığa karşı, eşitsizliğe, sömürüye karşı sürdürdükleri mücadelede, şimdi hangi kazanımlardan geriye gidileceğini, nelerden vazgeçileceğini ortaya koymak da gerekiyor... Ama önce, yapılması gereken ilk ve en temel şey, bütün bu dayatmanın, demokrasiden, bireyin hak ve özgürlüklerinden, kadınların eğitim tutkusundan falan değil, sadece ve sadece erkek egemen politikalarla ülkeyi referansı din olan muhafazakarlığa mahkum etmek. Ne sosyal güvenlik yasası, ne düşünce ve ifade özgürlüğü, ne de basın yayın özgürlüğü bu iktidarın ve yandaşı MHP'nin umurunda değil! Varsa yoksa kadınlara karşı ayırımcılık!
X
Bu haftadan iki çarpıcı olay günlerdir içimdeki yaraları kanatıp duruyor:
Birincisi kendi ülkemden: Daha şimdiden kimi kızların, ağabeyleri tarafından başlarının makine ile kazındığını öğreniyoruz:
Başlarındaki türbanı açmasınlar diye!
Kızlar gözyaşları içinde kendileri anlatıyorlar bu durumu!
Söyleyecek hiçbir söz yok!
İkinci olay, İran'dan. Tahran Talim ve Terbiye Kurumu düzenlemiş. İki bin orta ve lise öğrencisi kız çocuğu "Kara çarşaf, en iyi örtünmedir" diyerek yürüyüş yapmış. Amaç başörtüsüyle yetinmeyip, kara çarşafı yaygınlaştırmak. Malum, "Örtü, kadının namusudur"!
Her iki olay da birbirinden pek farklı değil.
Muhafazakarlık yarışına bir kez girdiniz mi, bu yarışın sınırları nerede başlar nerede biter hiç belli olmaz.
Baskının ağırlığı ve yaygınlığı kiloyla, tonla, metre kareyle ölçülmez. Bugün bir bakıştır, yarın saç kesme ya da recm cezası...
Muhafazakar yaşam biçimi bir yarışa dönüştüğünde... ( Kolaylıkla dönüşebilir çünkü: Bu gün dedikodudan korunmak için, yarın bir ihale kapmak için, bir iş bulabilmek için...) Hele hele, bu yarışta, gözle görülen özellikleri (örneğin, baş örtüsü, türban, çarşaf ya da peçeyi) "namus" kavramını belirlemek, tanımlamakta kullanmaya kalktınız mı, artık dipsiz bir kuyudasınız. Sonu yok!
Bugüne dek kadın sorunlarıyla içli dışlı yaşamış biri olarak, dünyanın her yanından sizlere binlerce örnek verebilirim. Ama gerek yok. Nasılsa siz de biliyorsunuz.
Hepimize geçmiş olsun!
Cumhuriyet- 10 Şubat 2008
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler