Menü

Buluşma


22 Mayıs 2011 - Zeynep Oral -

“Bir de bana şiirlerin / Neden söz açmaz diye soruyorsunuz / Düşlerden yapraklardan / Doğduğun ülkenin koca yanardağlarından?/ /

Gelin görün sokaklar kan / gelin görün / Sokaklar kan / gelin görün kanı / Sokaklar boyunca akan.”

Bu dizeler Pablo Neruda’nın...

Bu dizeler, aklımda, yüreğimde ve dilimde dolanıp durmaya başlayınca, anlarım ki asıl yazmak istediklerimi değil, başka şeyler yazmaya hazırlanıyorum...

Açıklayayım: Bu pazar günü, sizlerle bir “Buluşma”yı paylaşmaya niyetleniyordum... Çok keyifli bir yazı olacaktı...
Bayram ve tatil sevincini, cennet ülkemin doğa mucizesini, belleklerde biriken güzellikleri, paylaşmanın coşkusunu, arkadaşlığın eşsizliğini, “dostluk” dediğimiz o mucizeyi içerecekti yazım...

“Bizim kızların”,
yani İzmir Amerikan Kız Koleji’nin 1964 mezunları, yani sınıf arkadaşlarımla (Okulumuz o zamanlar yalnız kızlara mahsustu, şimdiki gibi kız erkek karışık değildi) Akyaka’da buluşmamızı anlatacaktım sizlere...

Gelin görün ki tam yazıma başlamadan önce haberleri izledim. Polisler yine gençlere girişmişlerdi. Sille tokat dövüyorlardı. Coplar inip kalkıyordu. Yakaladıklarını yerlerde sürükleyerek polis arabasına atıyorlardı...

Neden bu şiddet?

Gençler, Başbakan’ın “Açılım” toplantılarının birinde “Parasız eğitim istiyoruz, alacağız” yazılı pankart açtığı gerekçesiyle 15 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan arkadaşlarına destek olmaya çalışıyorlardı da ondan! O pankartı açan iki öğrenci, Berna Yılmaz ve Ferhat Tüzer bir yıl iki aydır tutuklu! Bütün bu süre içinde pankart davasının üçüncü oturumu 24 Mayıs’ta yapılacak. Anımsayın, Berna Yılmaz, Bakırköy Kadın Cezaevi’nden gönderdiği mektupta, “Parasız eğitim anayasada var olan bir hak, ama talep etmek suç” diyordu...
Haberleri izleyince, Gökova’nın güzelliklerini, buluşmanın sevincini anlatmaya utanırım duygusu ağır bastı... Ne yapacağımı bilemez halde arkadaşlarımın yanına döndüm.

“Yazın bitti mi? Ne çabuk?”
dediler. “Daha başlamadım” dedim. “Çünkü...” Haberleri anlattım. Sonra... Sonra...

“Bizim kızlar”
tek tek ne dilediklerini, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek ya da en çok ne istediklerini söylediler. Yaşları 65-67 arası, çeşitli mesleklerden, kimi emekli, kimi hâlâ çalışan, farklı düşüncelerden, birikimlerden, farklı deneyimlerden geçmiş 21 kadındık. İşte önem sırası gözetmeden, özlemlerimizi dile getiren en sık tekrarlanan sözcükler ve tümceler:

Huzur.

Barış.

Dürüstlük.

Adalet - Hukukun üstünlüğü.

Hak bilirlik.

Aklıselim.

Yalan söylemeyen politikacılar.

Ekonomik özgürlük.

Kadınların öldürülmediği bir ülke.

Çocukların eğitim hakkını kullanabilmeleri.

Her tür ayrımcılığın yok edildiği bir ülke.

Uçurumlaşan ekonomik farklılığın en aza indirilmesi.

Herkesin, kendi olarak, kendi kalarak mutlu olabilmesi.

Lise öğrencilerinin en masum istekler yüzünden zulme uğratılmaması.

Her tür şiddetten arınma.

Etik davranışlar.

Emeğe saygı.

Düşünceye saygı, düşünce ve ifade özgürlüğü.

Hümanist bir Türkiye.

Kavgasız, birlik içinde bir ülke.

Önyargılardan arınmak.

Kendimize ve çevremize çocuk gözüyle ya da gönül gözüyle bakabilmek...

Sevgili okurlar, gördüğünüz gibi “Bizim kızlar” sapıtmış! Bunlar Türkiye’de yaşadıklarını unuttu, kendilerini Ay’da ya da gerçekten “ileri demokraside” yaşıyor sandılar!

Elbet daha nice muhteşem istekler ve dilekler de vardı ama neme lazım, bakarsınız birileri “bedelini” ödetmeye kalkar diye onları yazmıyorum. Hem zaten yerim de bitti.

Son söz: Aradan kaç yıl geçerse geçsin, sınıf arkadaşlarınızla buluşmaları sakın kaçırmayın. Bu buluşmalarda haberleri dinlemeseniz de olur!

Cumhuriyet – 22 Mayıs 2011

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.