Menü

Bir Tasarım Büyücüsü Metin Deniz


24 Ocak 2004 - Zeynep Oral -

Heyecanlanmadan, coşkumu dizginlemeye çalışarak anlatmalıyım diyorum kendi kendime. Ama başarıp başaramayacağımı bilemiyorum doğrusu… Elime geçti geçeli, ondan ayrılamıyorum: Tüm tanıklıklar arasında dolaşıp duruyorum, her bir fotoğrafa dakikalarca dalıp, tiyatro yolculuklarına çıkıyorum…60'lı yılların sonlarından başlayarak, günümüze uzanan zamanda ve mekanlarda kanatlanırken, tiyatroyla, yaşamımın ne denli zenginleştiğini düşünmeden edemiyorum.

Nihal Koldaş'ın "Metin Deniz : Tiyatroda Mekan ve İnsan" adlı kitabından söz ediyorum. ( Maya Yayını). Büyük format , bol fotoğraflı, Metin Deniz'in birlikte çalıştığı yönetmenlerin anıları, yorumları, değerlendirmeleriyle ilerleyen , sanatçının tasarımlarına, eskizlerine, çizimlerine , onun hakkında yazılanlara yer veren, tiyatro "mikrobunu" başınıza musallat edecek bir kitap.

Nihal Koldaş'ın ustalığı, kitabını yazarken ve oluştururken , kendisini en geri plana çekip, belli temalar üzerinde odaklaşmasıyla, vurgulamalarıyla , seçimleriyle, sunduğu belgelerle, bütün bunları kurgularken gösterdiği özen ve titizlikle, sanatçıyı bütünsellik içinde ele almasında ve onun yaratıcı gücünü ortaya koymasında…

Mekanı dönüştürmek

Metin Deniz'i ben hiçbir zaman salt bir sahne tasarımcısı olarak izlemedim. (1966'da İstanbul Şehir Operası'nda başlamış mesleğe… Benim onu izlemeye başlamam 1968. İlk iki yılı saymazsak, gerçekleştirdiği her işi gördüğümü sanıyorum. ) O, tasarımın "büyücü"gillerinden . Bu aileden iki tasarımcı daha biliyorum: Tunca Çavdar ve Duygu Sağıroğlu.

Metin Deniz , sahne dediğimiz boş alanı yeniden yorumlarken, yeniden yaratırken, yalnız mekanı dönüştürmekle kalmaz; söz konusu oyunun , oyun kişilerinin, dramaturjinin, oyunun özünün, temel niteliklerini ve özelliklerini, o dönüştürdüğü mekana taşır.

Tamam, onun tasarımları işlevsevdir , takır takır işler, yönetmene ve oyunculara kolaylık sağlar, gerekli atmosferi sağlar… Ama söylemek istediğim bundan öte bir şey. Oyunun ruhunu, şiirini, müziğini tutar sahneye yansıtır.

Farkındaysanız, biçimden değil,özden söz ediyorum. Tiyatronun ya da oyunun "ruhu", "müziği", "şiiri" , elle tutulur, gözle görülen şeyler değil. Ya da sahneye taşıdığı gözle görülen bir cisim , biz seyircilere yüzlerce binlerce görünmeyeni gördürür, sahnede bulunmayanı algılatır…

Bunu gerçekleştirebilmek için en başından en sonuna dek tiyatro olayının içine girer, araştırmalarını yapar, provalara katılır,ekibin bir parçası olur, yoruma müdahale eder. Ve hisseder. İşte, işin "ruhu" o hissettiklerindedir.

Müdahaleden dostluğa

Metin Deniz'in sahneye taşıdığı bir cismin, bir objenin oyuna müdahale etmesine az mı tanık olduk. "Kafkas Tebeşir Dairesi"nin o meşhur perdesini düşünün, "Cesaret Ana"nın arabasını, "Keloğlan"ın sepetten giysilerini , "Brecht Kabare"nin iskemlelerini, "Marat Sade"daki çarşafları; "Bahar Noktası"ndaki ay dede salıncağı, "Alpagut Olayı"ndaki kömürü, "Kahramanlar ve Soytarılar"daki koltuğu düşünün… İlk aklıma gelen şu eşya ve cisimleri sıralamak bile, onları en az oyunun içeriği, zamanı, özü, oyuncuları, yönetmeni denli içimde taşıdığımı anımsatıverdi bana.

Büyük tiyatro adamı Peter Brook'tan bir alıntıyı kitaptan aktarıyorum:

" Herhangi bir gösterinin amacı seyirci ile bütünleşebilmek ve seyirciyle birleşmektir. Bireyler olarak gösteriye gelen kişiler, her şey yolunda giderse ve gösteri amacına ulaşırsa bütünleşirler: Tiyatronun deneyiminin özü budur: Başkaları ile bütünleşmek, bir an için tek vücut olabilmenin ne demek olduğunu hissedebilmek (…) Bir tiyatro deneyiminin esas işlevi bir insani tepki yaratmak da olsa, tiyatronun nihai hedefi imgelemi serbest bırakmaktır. Aktörle seyirci ancak aynı dünyayı paylaştıklarında, öyküyü anlatan ile dinleyenin imgeleri aynı doğrultuda çalıştığında bir dostluk ilişkisi kurulur aralarında."

Bu "dostluğu" sağladığı için , imgelerimizi serbest bıraktığı için de teşekkür ediyorum Metin Deniz'e.

Ama asıl teşekkürüm bunlara söyleme olanağını bana veren kitabın yazarı Nihal Koldaş'a…

Dilerim, günümüzün gençleri, genç tiyatrocuları ve izleyicileri bu kitapta sunulan tiyatro-zaman- mekan -insan ilişkilerinden bir ders çıkarabilir, pay alabilirler.


24 Ocak 2004- Cumhuriyet

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.