Bir gün öyle, bir gün böyle konuşmak...
20 Temmuz 2008 - Zeynep Oral -
Tanığım. Oradaydım. Kulaklarımla duydum.
Çok değil birkaç ay önceydi. Nisan ayı... Rusya’da bir yıla yayılmış "Türkiye Kültür Yılı"nın önemli bir durağındaydık... 7 Nisan akşamıydı. Moskova’da görkemli konser salonunda Fazıl Say’ın "Nazım Oratoryosu"nu dinlemiştik. Konserden sonraydı... Herkes besteciyi, tüm solistleri, Şefi , orkestrayı, koroyu kucaklıyor, kutluyor, birbirinden etkili anlar yaşanıyordu. O kutlama furyasında, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, bu olağanüstü konserin, Frankfurt Kitap Fuarı’nda tekrarlanacağı ballandıra ballandıra anlatıyordu.
Kimileri için bu yeni bir haber değildi. Çünkü Frankfurt Kitap Fuarı’nda "Konuk Ülke Türkiye" programı bir basın toplantısıyla daha Ocak ayında açıklanmış ve irili ufaklı haberlerde yer almıştı. Bakan bizzat kendi söylemişti: 15 Ekim 1008 deki gala konserinde Fazıl Say’ın Nazım Oratoryosu çalınacak diye. (Bakınız 24 ve 25 Ocak tarihli gazeteler.) Eseri Rengim Gökmen yönetiminde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası yorumlayacak, solistlerin söylediği dizelerin çevirisi ışıklı üst yazı olarak verilecekti.
Şimdi öğreniyoruz ki, hayır, Nazım oratoryosu değil, Adnan Saygun’un "Yunus Emre Oratoryosu" seslendirilecekmiş. Gerekçe: Masrafı kısmak. Ekonomi yapmak! Türkiye’den bir koro gitmesi yerine, Almanya’dan bir koronun, Almancaya çevrilen Yunus Emre ‘yi Almanca söyleyecek olması...
Baştan belirteyim: Benim için her iki eser de çok, hem de çok değerli. Niye o eser de, bu eser değil diyecek değilim. İtirazım, isyanım, işin uygulanışına, yöntemine, yapılış biçimine!
Bir gün öyle, bir gün böyle konuşmak, kahve sohbetlerinde belki de çok yadırganmaz... (Bence o bile ayıptır.) Ama bir ülkenin kültür bakanı bir gün öyle bir gün böyle konuşmak hakkına sahip değildir. Masraf, ekonomik boyut, baştan düşünülmeliydi. Ya basın toplantısında o açıklamayı yapma, ya da açıkladıktan sonra değişiklik yapma! Aksi halde yalnız işin, o makamın değil, devletin ciddiyeti, saygınlığı, güvenirliği kalmaz!
(Sevgili okurlar, tam da burada kıs kıs güldüğünüzü görür gibiyim!)
Gelelim içimdeki başka bir rahatsızlığa:
Bu program değişikliğindeki gerekçe beni pek ikna etmedi. AKP’ye egemen olan zihniyet nedeniyle ikna etmedi...
Tüm referanslarımızın dini öğelere endekslenme çalışması yüzünden ikna etmedi...
Kültürel birikimimizi, yaşam biçimimizi dışa yansıtan, görünür kılan simgelerde, inancı ön plana geçirilme gayreti nedeniyle ikna etmedi...
Son yıllarda tanıklık ettiğim, Nazım Hikmet’i ancak "içi boşaltılarak", ancak "popüler kültüre hizmet " amacıyla kullandırtma işgüzarlığı yüzünden ikna etmedi...
Bu arada, Fazıl Say ve üç solistin Genco Erkal , ZuhalOlcay, Güvenç Dağüstün’ün bir yıla yakın bir süredir, açıklanmış program nedeniyle koskoca bir haftalarını 15 Ekim akşamı konseri için bloke etmelerini; konser, temsil, program öneri ve tekliflerini geri çevirmelerini; bu nedenle uğradıkları maddi ve manevi kayıpları düşünen var mı, oldu mu? Bunu da bilemiyorum doğrusu...
Frankfurt Kitap Fuarı’yla ilgili bir başka tartışma da yazarların katılması ya da katılmaması... Bir sonraki yazıda...
Cumhuriyet -20 Temmuz 2008
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler