Menü

Başı açık olmak ahlaksızlık derlerse şaşmayın!


20 Ocak 2008 - Zeynep Oral -

Bu ülkede sanki  başka hiç ama hiçbir sorun yokmuş gibi...

İnsanlarımız her an ölümle burun buruna yaşamıyorlarmış gibi... Yaşamak, rastlantısal değilmiş gibi...

İnsanlarımız silahlı çatışmalarda ölmüyor, öldürmüyormuş gibi...  Kardeş kardeşi vurmuyormuş gibi...  Analar,  acaba dağdaki çocuğumun mu, yoksa askerdeki çocuğumun mu ölüm haberini alacağım diye,  her gün yeniden yeniden, yenibaştan ölmüyormuş gibi...

Yaşama hakkı, hayatta kalabilme hakkı,  bunca güç değilmiş gibi...
Eğitim sistemi hallaç pamuğu misali dağıtılmamış gibi...  Devlet görevlisi kimi yetkililer  okul isteyen kız çocuklarına, okumak yerine  evlenmeyi önermiyormuş gibi...

Adalete,  yargıya ve güvenliğimizden  sorumlu olanlara sanki   güvenimiz tammış gibi...  Failleri bulunmamış suikastlerle bir arada yaşamaya zorlanmamışız gibi... Katilleri "kahraman" ilan etmemişiz gibi...   Yargıdan adalet beklemez olmamışız gibi...

Sanki işsizlik, yokluk ve yoksulluk her geçen gün artmıyormuş gibi...  Ve her geçen gün, biraz daha geri, biraz daha karanlığa gömülmüş  bir üçüncü dünya ülkesi görünümüne bürünmüyormuşuz gibi ...  (İki gün önce Cumhuriyet’te Musa Kart’ın karikatürü söylemek istediklerimi açık seçik ortaya koyuyordu! İş isteyen erkekler   kafalarına türban sarmıştı. Hükümetin dikkatini çekebilmek için  tek çare, tek yol buydu: Örtünmek! )

Şu yukarıda bir çırpıda sıraladıklarımın hiç biri değil de, türban olayı  geldi yerleşti  memleketimin üzerine ve altına, içine ve dışına. Mayınlar unutuldu türban döşendi damarlarına, akyuvarlarına, alyuvarlarına!

El insaf!  Eğer bütün bu türban tutkusunu,   kadınların  özgürleşmesine, bağımsızlığına, eşitliğine  doğru atılmış bir adım olarak görsem, tamam tartışalım diyeceğim. Ama  hayır! Ortada koca bir YALAN var!  Türbanlı kızların üniversiteye girip girmemesi kimsenin derdi değil!    

Hükümetin derdi  kendi  ideolojisini ve bu ideolojinin gerektirdiği yaşam biçimini  etkin kılmak, yerleştirmek, yaymak.

Cumhurbaşkanı inatlaşmasıyla,  başbakan ve bakan eşleriyle örnek oluşturmakla başlayıp,  "Devletten iş, ihale alacak kişinin eşi örtünür" diye uzayan  bir politik kararlar sinsilesi!

Sonuçta evet yine din politikaya alet ediliyor!

Sonuçta, yine politika,  kadınlar ve kadın bedeni üzerinden yapılıyor!

Namus kavramı eşittir kadının örtünmesi, kapatılması!   

MHP’nin önerisine bakar mısınız: Anayasa değişikliğinde,  "Ceza hukuku ve genel ahlaka aykırı olmamak şartıyla hiç kimse kılık kıyafetinden dolayı yüksek öğrenim hakkından mahrum bırakılamaz" mış!

Hay "genel ahlak" kadar taş düşsün başınıza!!!

Ortalıkta pantolon yerine şalvarla, entariyle dolaşan herifler  "genel ahlak" anlayışınıza aykırı düşmüyor mu?

Türban dini simge midir, politik simge mi, başbakan bir gün öyle, bir gün böyle  konuşsa da, konuştuğu an  pişman olsa da, kazı çevirip çevirip yaksa da, sonuçta kesin olan şu: Toplumun  namusundan, ahlakından kendini sorumlu tutan erkekler kadınların  örtünmesinden kapatılmasından yana!  Bu örtünün  kadını aşağılamak olduğunu elbet onları örten erkekler düşünecek değil!
Bizim kimi aydınlarımız "oh yaşasın AKP ile demokrasi geldi" diye  ne denli sevinseler de, çocuk yaşta örtünmeye zorlanan kızların, "düşünce  özgürlüğüne" inansalar da, türbanın kamusal alanda serbest bırakılmasını savunsalar da, bu kadın erkek ayırımcılığını hiç mi farkında değiller diye sormaktan kendimi alamıyorum!
İçimden onlara şöyle seslenmek geliyor:    

Türban azdır çarşaf, kara çarşaf paklar sizleri!

Bir adım daha atıp şöyle bir kampanya başlatmak istiyorum: Erkekler haydi kara çarşafa!

Öyle saç baş açık dolaşmanız, bir sürü kadını tahrik ediyordur! Girin çarşafa! Şu namusu biraz da siz koruyun!

Ondan sonra çarşafla üniversiteye, meclise, mahkemeye, hastaneye, artık  nereye  girmek istiyorsanız, ister anayasayla, ister kanunlarla  yapın dilediğiniz değişiklikleri  ve muradınıza erin! Rahat bırakın şu kadınları. Kendiniz dolanın türbana! 

Bir arkadaşım, "Başı açık dolaşmanın Türk gelenek ve göreneklerine aykırı olduğunu, genel ahlak ve adaba aykırı olduğunu ileri sürerlerse hiç şaşmam" diyordu...

O gün gelmeden, ne yapıp yapıp erkekleri çarşafa sokmak gerek!

 

Cumhuriyet- 20 Ocak 2007

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.