Menü

Arena'da İsyan'a Tepkiler


13 Ağustos 2004 - Zeynep Oral -

Geçen Pazar , "Arena'da İsyan" başlıklı yazıma, sizlerden bir çok tepki geldi. Tepkiler farklı görüşleri, düşünceleri ve duyarlılıkları içeriyordu. Kimi , Placido Domingo dinlemeye gelmiş izleyicilerin, beyaz perdeden "başka şeyler" izlemek zorunda bırakılmaya isyanını haklı bulurken ; kimi de "farklı kültürlere" tahammülsüzlüğe isyan ediyordu.

Tepkiler arasından iki farklı görüş örneği seçip , yazarlarının izniyle sizinle paylaşıyorum. Yerimin sınırları nedeniyle ikisini de kısaltmak zorunda kaldım.

Farklı görüşler

Ayşegül Vaizoğlu'nun tepkisi şöyleydi:

"Yazınızı okuyup bitirdiğimde, bir süre donup kalmışım...

Okuduklarıma inanamadım. "Kurmaca bir dehşet öyküsü olmalı bu..." diye geçirdim aklımdan… Oysa, bu muhteşem gösteriyi izleyecek şanslı insanlardan biri olabilmeyi ne kadar istemiştim...

Biz biraz safız galiba, Avrupa "uygarlığı"nı gözümüzde bu kadar yücelttiğimiz için -- sonuçta, o gece Arena'yı dolduranlar Avrupa'nın bilinçsiz, cahil takımı değil, düpedüz kalburüstü kesimi olmalı, yani "karar alma konumunda olanlar".
Yazıklar olsun, bin kere yazıklar olsun..."

Şimdi de Erden Bilgen (Müzisyen) imzalı mektup :

"Sizin de beklediğiniz gibi, insanlar her zaman toleransı eğitilmiş olanlardan bekliyor. Ancak, dünyanın neresinde olursa olsun, kendini yonta yonta ve büyük bir özveriyle geliştiren ve güzel bir zevke, kültüre kavuşmuş insanların da, seviyesizliklerden uzak yaşamaya ve konser dinlemeye hakları olduğunu düşünüyorum.

Domingo gibi harikulade bir sese sahip olan kişiyi dinlemeye gelenlerin, sekiz Akdeniz ülkesinin, kendi sınırları içerisindeki antik tiyatrolarında, kendilerine özgü hazırladıkları sinevizyonu bu insanların protesto etmesini hoş görmek lazım."

'Köçekçe' isimli eserimizle büyük gurur duymama rağmen, davul ve zurnalı bir düğünün, o atmosferi ne kadar olumsuz etkileyebileceğini tahmin edebiliyorum."

Evet, iki farklı görüş. Doğrudan doğruya beklentilerle ilgili.

Bizden bir örnek

Erden Bilgen mektubunda, bizden , İstanbul Caz Festivali'ndeki bir konserden de örnek veriyor:

Değerli caz piyanisti Aşkın Arsuman'ın, Big Band Orkestrası eşliğinde ve Sezen Aksu ile günümüzün büyük gitarcılarından efsane isim John Scofield 'in katılımıyla gerçekleşen konserden…(Aşkın Arsuman'ın projesiydi. Sezen Aksu ilk andan işin içindeydi. John Scofield sonradan eklendi.)

Bu konserde, Sezen Aksu'nun katıldığı bölüm biter bitmez, Açıkhava Tiyatrosu'nu dolduran dinleyicilerin akın akın çıkmaları karşısında duyduğu öfkeyi , ya da üzüntüyü (bu sıfatlar benim tanımlamalarım) şöyle dile getiriyor:

"Ben bu olayı Arena di Verona'dan çok daha vahim bir müzik olayı olarak nitelendiriyorum. Çünkü İstanbul'daki konserde, Sezen Aksu'yu sevenler, onun dışında tümü son derece büyük müzisyen olan sanatçılara tahammül edememişlerdir. Üstelik sadece protesto etmeyip, mekanı da boşaltmışlardır. Oysa sabredip otursalar, John Scofield gibi bir devi dinleyip müzik dağarcıklarına büyük güzellikler katabilecek, müziğin,eğlencenin dışında bir sanat olayı olduğu bilincine varmadaki ilk adımlarını atacaklardı. Ne yazık ki bu fırsatı da kaçırdılar. "

Beklentiler:

Hemen belirtelim. Eğer Sezen Aksu adı olmasaydı , sahnedeki sanatçılar ne denli önemli, büyük ,değerli sanatçılar olsalar da o tiyatro asla ağzına dek dolmazdı. Açıkhava tiyatrosuna gelenlerin dörtte üçünün beklentisi Sezen Aksu'yu dinlemekti O nedenle tiyatroyu terk etmeyi protesto olarak değil, beklentinin karşılığını aldıktan sonra dağılmak diye değerlendiriyorum.

Farklı birikimler, farklı eğitim, farklı alımlamalar, farklı okumalar, farklı bilinçler, farklı duyarlılıklar, beklentilerimizi de farklılaştırıyor.

Beklentilerimizi karşılayamadığımız vakit düş kırıklığı, üzüntü, öfke ya da mutsuzluk kaçınılmaz.

Evet, keşke Açıkhava Tiyatrosunu dolduranlar , o konserden çıkmasalardı. Keşke bilmedikleri bir sanatçıyı ve bir müziği en azından merak etselerdi…

Yabancı olandan, bilinmeyenden, ötekinden korkmasak, kaçmasak… Hiç olmazsa merak etsek… Anlamaya , öğrenmeye çalışsak…

Belki o zaman hissetmeye, kim bilir belki , belki sevmeye bile başlayabilir insan…

 

13 Ağustos 2004

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.