Menü

AKP Karanlığı...


04 Temmuz 2008 - Zeynep Oral -

Sivas Katliamının 15. yılında ibret verici olaylar yaşıyoruz... Gerici, yobaz, dinci faşistlerin, şeriat tutkunlarının, gözü dönmüş katillerin,  35 insanı diri diri yaktıkları Sivas katliamının 15. yılı...   (Sanıkların çıkarıldıkları mahkemede duruşmaları izlemiş biri olarak, bir önceki cümlede bilinçle seçtiğim sıfatların, bu canileri  tanımlamakta  yetersiz bile kaldığının bilincindeyim!)

Günlerdir  Cumhuriyet'te  Attila Aşut'un  geniş kapsamlı "Sivas Katliamı" dizisini okuyorsunuz.  Orada söylenenleri tekrarlamayacağım. Ancak şunu vurgulayacağım:

O vahşetin yaşandığı mekan bugün hala kebapçı. Unutturmamak için  müze olması gereken yerde  halen   ateşte kızarmış et yeniyor!  Kültür Bakanı  Günay'ın müze değilse de orayı çiçekçi dükkanına dönüştürme sözü  çoktan unutuldu. Devletin seyirci kaldığı, sanıkların cezalandırılmadığı  bu vahşeti  yok sayanlar, görmezden gelenler, hatta ve hatta savunanlar  bugün iktidarda olduğu için  bu gelişmelere belki de şaşmamak gerek!

Sivas - Karabük hattı

Karabük Festivali'nde Belediye Başkanı Hüseyin Erer'in yazar Latife Tekin'i   susturması, sadece bir yöneticinin bir yazarın, düşünce ve ifade özgürlüğüne müdahale olarak değerlendirilemez. Olay, bundan öte gerçekleri , bir zihniyeti ortaya koyuyor!  Cehaleti, hoyratlığı, baskıyı, tehdidi , saldırganlığı ve terbiyesizliği ortaya koyuyor!

Eleştiriye tahammülsüzlüğün yanı sıra,  "parasını veren düdüğü çalar" mantığı... Kimin ne konuşabileceği, nerede neyin söylenebileceği açıklaması...(Sivas katliamının ertesi günü kimi "liberal" köşecilerimiz, "Ama Aziz Nesin de..." "Ama keşke Sivas'ta ..." diye başlayan "ama"lar sıralamışlardı ya!) Yazarlara "Boynunu koparırız..." tehditleri... Özür dilerken bile  "zaten alkol almıştı"lafı... Latife Tekin'in kadın olması da bunları çileden çıkarmıştır! Bütün bunlar bu ülkede egemen kılınmaya çalışılan rezil tutumun altını çiziyor. 

Olayı yaşarken "Sivas aklıma geldi ve Karabük'ü terk ettim" demesi ise  bu ülkede artık çok sık karşılaştığım bir durum... Ardahan'dan Edirne'ye , İstanbul'un gebeğinden, Ege kıyısındaki sahil kasabasına bu baskıyı duyan yaşayan öyle çok insan var ki!

Mustafa Balbay'dan korkulur!

Türkiye'nin birçok kentlerindeki kitap fuarlarında, festivallerde falan siz  hiç Mustafa Balbay'ı gördünüz mü?

Ben çok gördüm.  Daha o zaman söyledim. Bu adamdan korkulur! 
Konuşma mı yapıyor, salonlar dolar taşar! Kitap mı imzalıyor, önünde kuyruklar, kuyruklar, kuyruklar... Her okur sanki ailesinden biri, sarılmalar, kucaklaşmalar, fıskos konuşmalar...  Tutan sarılır,  yakalayan anlatır da anlatır bırakmaz! O da dinler de dinler, notlar alır! E pes yani hücre çalışması, örgütlenme, darbe hazırlığı bu kadar aleni yapılmaz ki! Sonunda yakalandı işte!

(Hayır böyle sürdüremeyeceğim...)

Salı sabahından beri, ben de sizler gibi haberleri izliyor, Cumhuriyet okurlarıyla kucaklaşıyorum.    

Salı günü boyunca  yılların birikimini ve deneyimini,  gözlerinde ve şakaklarında damıtmış Cüneyt Arcayürek'in açıklamalarını televizyon ekranından izlerken  içimden hep geleceğimiz tehlikede diyordum.
"Geleceğimiz tehlikede" düşüncesi ve duygusu yalnız benim değil, o gün bugün karşılaştığım herkesin bir parçası artık!  AKP iktidarı hiçbir şey değilse de bunu yerleştirmeyi başardı!

Ama o günden beri beni en çok şaşırtan Cumhuriyet gazetesi dışındaki medyanın tutumu...

İkiyüzlü medya

Heeey her fırsatta  AKP'ya demokrasi  kahramanı diye niteleyenler suskunluğunuzdan utan mıyor musunuz! Cumhuriyet  ilkelerinin  topluma eziyet ve zülm ettiğini  ha bire tekrarlayanlar  13 aydır iddianamesi olmayan  suçlamadan gözaltında tutulmayı nasıl kabullenir?

Aklım almıyor:  Sanki bir maç var: Şeriatçılar bir yanda  Darbeciler öte yanda!  Ve "liberal" geçinenler, "politik doğruluk" adına  bu ikisini vuruşturmaya çalışıyor! Yuh olsun sizlere!

"Ergenekon"la ilgili varsayımları okudukça  baktım ki içimden Aziz Nesin'den Genco Erkal'ın derlediği "Bir Takım Azizlikler" in bir bölümü aklımdan yüreğimden çıkmıyor.

Başbakana, AKP'ye ve dönek, ikiyüzlü  medya yobazlarına ithaf etmek isterdim o oyunu... Neden başbakana? Çünkü geçen salıdan beri beni en güldüren sözü o söyledi. Kasıklarımı tuta tuta , gözlerimden yaş gelinceye dek güldüm:

Yeni gözaltılara tepkisini şöyle belirtmişti başbakan: 

"Temennimiz odur ki bu soruşturmalar neticesinde , karanlıklar da aydınlığa çıkmış olur. "

Siz söyleyin sevgili okurlar  bundan ala Aziz Nesinlik olunur mu?

Cumhuriyet - 4 Temmuz 2008

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.