Menü

Aklımda, yüreğimde "Şermin Teyze" ...


31 Mayıs 2003 - Zeynep Oral -

Tamam, dedim kendi kedime. Bu Cumartesi, İstanbul'u niye sevdiğimi ,nasıl sevdiğimi yazmalıyım. (Yarın Gülhane Parkı'nda gerçekleştirilecek bir şölende İstanbul'un fethinin 550. Yılı için 550 yazar ve şair bir araya geliyor ve katılan herkesten bu tür bir yazı isteniyor. ) Üç İmparatorluğun başkentliğinden süzülüp, yeryüzünün en dinamik metropollerinden birinde dönüşen bu kentin bana verdiği enerjiyi anlatmalıyım... Merakımı her an diri tutan, beni her an şaşırtan, her an yeni bir şeyler öğrenmemi sağlayan, cevap vermeme değil soru sormama yol açan İstanbul özelliklerini yazmalıyım...

Yapamadım...

Hayır , hayır geçen hafta boyunca yaşadığımız sevinci yazmalıyım. Orhan Pamuk'un "Impact-Dublin 2003" ödülü, Nuri Bilge Ceylan'ın "Uzak" filmiyle Cannes'daki başarısı , Sertap Erener'in Eurovision birinciliğiyle, bize armağan ettikleri o müthiş sevinci ve mutluluğu anlatmalıydım bu hafta... Onları kutlamalı, sonra da onları "bahane ederek", sanatın gücüyle kanatlanmanın, Türkiye'ye sağladığı, sağlayacağı kazançları, saygıyı, sevgiyi dile getirmeliydim...

Olmadı, yazamadım.

Şu günlerde yeryüzünün en büyük yaratıcılarından biri Pina Bauch İstanbul'da. İlk temsili izleyip, sıcağı sıcağına izlenimlerimi aktarmalıydım okurlara...

Yapamadım. Olmadı. Yazamadım. Çünkü kafam ve yüreğim "Şermin Teyze"yle dolu.

Şermin Ulagay, benim için "Şermin Teyze'ydi. Bu yazıyı yazdığım gün- Perşembe- onu çiçeklerle sonsuzluğa uğurladık. En yakın dostumun annesiydi. Annemin en yakın dostuydu. Ama bunlardan öte, benim arkadaşım...

Akıllı, zeki, yol gösterici kişiliğiyle harmanladığı engin kültür birikimi ve bu özellikleriyle yaşamı sürekli sorgulaması... Çağdaş evrensel değerlere sonuna dek sahip çıkarken, yeni düşüncelere, gençlere, tartışmaya açıklığı... Sürekli okuyan, Alman edebiyatı, Fransız edebiyatı, İngiliz ve Türk edebiyatına hakimiyetiyle, yaşam referanslarını edebiyat dünyasından seçmesi... Eleştirilerinde zekayla ironiyi, mizahı, nükteyi buluşturması...

Bunlara sahip bir insanın artık yokluğu mu ? Aramızdan ayrılırken , 80 küsur yıllık birikimi de alıp götürmesi mi? Çocukluk, gençlik anılarımın biraz daha yalnızlaşması mı? O tadına doyulmaz sohbetlerin bir daha tekrarlanmayacağı bilmem mi? Hangisi daha ağır basıyor şimdi, bilemiyorum... Belki de her sevdiğimizin kaybıyla , bencilce bir duygu bu tutulduğumuz : Kendi ölümümüze bir adım daha yaklaşmak duygusu...

Goethe mektuplarında anlatır : (Ne çok severdi Şermin Teyze Goethe'yi!)

Yer altı dünyasının nehri , Lethe'nin suları belleği yıkarmış, her şeyi unuttururmuş... Ama bu nehrin sularından kimi zerrecikler havaya karışırmış... İşte havaya karışan su zerreciklerine şükretmemiz gerek. Çünkü biz ölümlü insanlar, her soluk alıp verişte o zerreciklerin bir bölümünü içimize çekermişiz. Ve o zerrecikler bize acıların tümünü unutturur, ama sevinçlerin çok azını unutturabilirmiş. Her nefeste... Her soluk alıp verişte...

Seni çok özleyeceğim Şermin Teyze.

Köksal Toptan'ın Açıklaması

Geçen hafta, bu köşede yer alan, kadınlar aleyhine gelişen Türk Ceza Kanunu Tasarısı'na ilişkin "Bu Yangını Durdurun!" başlıklı yazım üzerine Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan aradı ve şu açıklamalarda bulundu:

Evet, çeşitli kadın grupları temsilcileri bu konuda kendisiyle görüşmeye geldiklerinde, henüz tasarı eline geçmemişti. O nedenle sadece dinlemekle yetinmişti... Şimdi, tasarıya gelen tüm tepkiler , tüm eleştiriler dikkate alınacaktı.

"Bu, önemli bir reform, uzun bir çalışma, oldu bittiye gelmeyecek.

Önümüzde2-3 aylık bir süre var. Her görüşü alacağız, hepsini alt komisyona ileteceğiz. 2-3 ay tartışılacak, sonra üst komisyona çıkacak. Yeni kanun yıl sonundan önce çıkmaz" diyordu.

Kadın bakış açısıyla tasarıyı irdeleyen "TCK Kadın Çalışma Grubu" 'nun değişiklik taleplerine ilişkin raporu okuyup okumadığını sorduğumda yanıtı "hayır" oldu. Benim , Sayın Köksal Toptan ile alt ve üst komisyonda görev alan herkesten ricam "tasarı maddesi- öneriler-açıklamalar" diye çok açık seçik yazılmış, çok önemli noktalara dikkat çeken, çok uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olan 40 sayfalık bu raporu bir an önce okumaları, anlamaları ve benimsemeleri.

31 Mayıs 2003

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.