Afrodisias'ı gidin görün!
06 Haziran 2008 - Zeynep Oral -
Ne biçim bir ülke burası diye şaşmaktan kendini alamıyor insan... Bir gün bulutların üzerinde uçuyorum ertesi gün dipsiz kuyuların en dibine yuvarlanıyorum. Kimi kez aynı gün, ayni zaman dilimi içinde ikisi arasında gidip geliyorum...
Antik kent Afrodisias'da yaşadığım olağanüstü bir günü düşünüyorum. Olağanüstülük, sadece muhteşem sanat tarihi ve kültür mirasından kaynaklanmıyordu. Olağanüstülük en çok, en çok, bir avuç insanın çılgınca azmiyle, canla başla çalışıp, olanaksızı olur kılmalarından kaynaklanıyordu... Aydın'a bağlı Geyre'de ben bu mutluluğu yaşadığım sırada, Sapanca'da Ulusal Kürek Takımında yarışan kürekçilere, "vay siz burada nasıl şortla dolaşırsınız" diye sille tokat girişiliyordu!
Türkiye bir tane bir ikincisi yok. Ama Türkiye'de birbirinden farklı o kadar çok Türkiye var ki... Nasıl öğreneceğiz bir arada yaşamayı, bir arada yaşayabilmeyi???
Afrodisias'a dönüyorum: Geçen hafta sonu Afrodisias antik kentinde Müzeye ek olarak Sebasteion –Sevgi Gönül Salonu acıldı.
Ara Güler yolunu kaybedince
Afrodisias'ı dolaşıyorum: Agora, Odeon, Hadrian Hamamı derken bir ara karşıma Sevgili Ara Güler çıkıverdi. Sarılıp kucaklaşırken dayanamayıp şöyle dedi: "Ben olmasaydım, şimdi nah burada dolaşıyor olurdun!"
Ara Güler doğru söylüyordu. O olmasaydı, değil ben, hiç kimse buralarda dolaşıyor olamazdı belki de... En iyisi baştan anlatayım:
Sene 1958. Ara Güler, "Hayat Mecmuası" için Keban barajının açılışına gider.Dönüşt e gecikir. Hava kararır. Aydın valiliğinden aldığı arabanın sürücüsü yolu kaybettiğini itiraf eder. Sonuç: Gördükleri ilk ışığa, karşılarına çıkan ilk köye girerler.
Köy kahvesinde Ara şaşkına döner:Masanın ayağı, iskemlenin arkalığı harika mermer yontudur... Sorduğunda "köyde daha bunlardan çooook var" yanıtını alır.
Ertesi sabah bütün o yontuların "çook var"ların fotoğraflarını çekecek, bu fotoğraflar Batı dergilerinde yayınlanacaktır...
Dünyanın öbür ucunda New York'da genç bir Türk bilim Adamı Prof. Dr. Kenan Erim bu fotoğrafları görür uçağa atlayıp Türkiye'ye gelir. Geliş o geliş. 1961 yılından ölümüne dek tüm yaşamını bu antik kente adayacaktı...(Öyküyü, Cengiz Bektaş'ın "Afrodisias" kitabından özetledim.)
Kenan Erim, dünyanın her yanından insanların dikkatini buraya çekip bir yandan maddi katkı sağladı bir yandan kazıları sürdürdü... Yıllar geçtikçe ortaaya çıkanlar arkeoloji dünyasını sarsıp durdu. Çünkü Afrodisias neolitik çağdan başlayarak önce bir yerleşim merkezi; M.s. 2. yüzyıldan sonra da kah dinsel merkez, kah Karya'nın başkenti ama asıl önemlisi 600 yıl boyunca çevredeki zengin mermer kaynakları nedeniyle, güzel sanatlar merkezi oldu. Buradaki ünlü heykelcilik okulu yüzyıllar boyunca sanatçıları buraya çekecekti!
Bizim Ara Güler'imizin bir akşam vakti yolunu kaybetmesi boşuna değil yani!
Sevgi Gönül Salonu
Prof. Erim zamanında, Afrodisias'da ortaya çıkarılan eserler, buradaki hazinenin çok küçük bir parçasını oluşturuyor. Bunların sergilenmesi için kurulan müze 1979 yılında hizmete girmiş ancak eserlerin büyük bir çoğunluğu depolarda tutuklu kalmıştı...
Afrodisias'a gönül verenler Kenan Erim ve arkeologlarla sınırlı değildi. Sevgi Gönül'ün öncülüğünü ve başkanlığını yaptığı Geyre Vakfı 80'li yıllardan başlayarak seferber oldu. Bir avuç insan olağanüstü bir çabayla kolları sıvadı, yurt iççinden ve yurt dışından buraya finansman sağladı. Yaratıcı güç, emek, alın teri ve en çok da düş güçlerini işleterek, maddi ve manevi katkı için amansız bir çaba sürdürdüler. Geyre Vakfı'nın tüm etkinliklerine Yapı Kredi destek verdi.
Cengiz Bektaş Ustalığı
Sevgi Gönül göremedi. Ancak geçen haftasonu açılan salona onun adı verildi. Aslında salon demek doğru değil. İlkine ustalıkla bağlanmış ikinci bir müze...
Kenan Erim döneminde ortaya çıkarılan Sebasteion ya da İmparatorlar Tapınağı'nın eşsiz kabartma heykelleri, yersizlikten bugüne dek depolarda duruyordu. Geyre Vakfı bunların sergilenebileceği alanı Mimar Cengiz Bekrtaş'tan istedi.
Cengiz Bektaş burada "mücevher" niteliğinde bir iş çıkartmış. Hem çok yalın hem çok işlevsel, hem de mükemmeli yakalayan bir tasarım. Görkemli merner röliyefler, yapının iki yanı boyunca, öyküleri, özellikleri, katkıda bulunanların adlarıyla sergileniyor. Geçmişine ihanet etmeden sergileniyor... Zemindeki camdan, kentin çok daha gerilere giden dokusunu görebiliyorsunuz... Kaynağına göz kırparak sergileniyor .... Bir kabartmadan ötekine ilerlerken, o mermerin kaynağına Babadağa siz de camdan bakabiliyor ve hayranlık duyabiliyorsunuz... Geleceğe işaret ederek, yarının çizgilerini de barındırarak sergileniyor...
Afrodisias'a bu eşsiz gezim Odeon'da Borusan Yaylı Çalgılar Dörtlüsü ve flütüyle bizlere un utulmaz anlar yaşatan Bülent Evcil'in konseriyle taçlanırken emeği geçen, katkıda bulunan herkese şükran duyuyordum.
Afrodisias orada, sizi bekliyor. Gidin görün!
Cumhuriyet – 6 Haziran 2008
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler