AB ile Kadın Dayanışması
16 Ekim 2004 - Zeynep Oral -
“Başta Fransa olmak üzere Avrupa Ülkeleri , Türkiye hakkında tam bir cehalet içinde. Fransa'da politikacıların sürdürdüğü tartışma beni dehşete düşürüyor. Söyledikleri saçma sapan şeylerle halkın, kamu oyunun Türk toplumu hakkındaki bilgisizliğini körüklüyorlar. Halkın bilgisizliğini kendi politik oyunlarına alet ediyorlar… Bu cehaletin önüne geçmek, yine sizlere düşüyor., Türkiye'ye ilişkin her konuda Batıyı bilgilendirmeniz gerek… “
Bunları söyleyen bir Fransızdı. Avrupa Konseyi'nin eski Genel Sekreteri, Paris Avrupa Evi başkanı Catherine Lalumiere'di.
Yalnız ondan değil, bütün bir gün boyunca ne çok yabancı konuşmacıdan duydum bu sözü:
“Batıyı bilgilendirmeniz gerekiyor!”
Brüksel'de Güzel Sanatlar Merkezi'ndeydik. Anadolu'nun on bin yıllık kültür birikimini gözler önüne seren “Analar, Tanrıçalar, Kadın Sultanlar” sergisiyle aynı mekanda…
Sizlere daha önce sözünü ettiğim, (2 ekim - Cumhuriyet) Arzuhan Yalçındağ'ın girişimiyle oluşturulan “Avrupa Birliği İçin Türkiye Kadın İnisiyativi”nin düzenlediği “AB Kadın Diyaloğu”ndaydık. Türkiye'den çok sayıda kadın, AB içinde önemli bir yeri olan önemli kadınlarla buluşup, dinleyicilerin önünde , kadın ekseninde AB'yi ve Türkiye'yi tartışıyorduk.
İçimizden büyük bir bölümü, uzun yıllar Türkiye'de kadın hareketine emek vermiş, demokrasilerin olmazsa olmaz koşulu eşitlik için mücadele vermiş kadınlardık, çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcileriydik. Kolokyumun yabancı konuşmacıları arasındaysa, Avrupa Parlamentosu kadın milletvekilleri Anna Karamanou, Angelica Beer, Emma Bonino, Almanya Yeşiller Partisi başkanı Claudio Roth, Belçika Başbakan yardımcısı ve Adalet Bakanı Laurette Onkelinx gibi üst düzey isimler vardı.
Dayanışma
Avrupalı konuşmacıların tümü Türkiye'nin AB'ye katılımına tam destek verenlerdi. Hepsi, Türkiye'yi AB için bir avantaj olarak değerlendiriyordu. Hepsi bu desteğin, kadın dayanışması aracılıyla yaygınlaşabileceğine inanıyordu.
Anna Karamanou “Ben Yunan'ım . Türkiye'nin AB'ye girmesi , politik ve ekonomik olarak bizi güçlendirecek, toplumsal adalet ve cinsiyet eşitliği gibi konuları sağlamlaştıracak . Türkiye'nin katılımı Avrupa'nın güvenliğini ve barışı sağlamak için de kaçınılmaz” diyordu.
Claudio Roth “Partimin yüzde yüz desteği sizinle Türkiye'siz AB düşünülemez. AB tek din, tek kültür, tek coğrafya değil, bir zihniyettir, çoğulculuktur” deyip, kendi ülkesinde de hala kadın erkek eşitliği için verdikleri mücadeleyi anlatıyordu.
Baltık Ülkeleri Konsülü eski başkanı Hele Degn , “AB'nin Türkiye ‘ye ihtiyacı var. Çünkü AB düşüncesinin temelinde değişim ve gelişim yatıyor . Bu da ayırımcılıkla değil, bütünleşmekle sağlanabilir” diyordu.
Belçika Adalet Bakanı Laurette Onkelinx,, “ülkemin tüm desteği sizinle” derken Avrupa'nda istikrarsızlığı önlemenin yolunu Türkiye'yle dayanışmada görüyordu.
Avrupa'da binlerce kadın kuruluşunun üye olduğu Avrupa Kadın Lobi'sinin Başkanı Lydia la Riviere Sijdel, AB içinde de çeşitli kurumlarda da kadın erkek eşitliğinin, temsil eşitliğinin sağlanamadığına işaret ediyordu.
Kolokyum'da Margarita Papandreu ve ben, WINPEACE- Kadın Barış Girişimi'ni anlatıyor, AB'nin bizden örnek almasını istiyorduk.
Avrupa kendini sorguluyor
Düşünmeden edemiyordum: Özellikle kadın konusunda -kadına yönelik şiddetten tutun eşit işe eşit ücrete uzanan bir çok alanda- AB ülkeleri, ya da AB'ye aday ülkeler arasında ev ödevini yapmamışlar öyle çoktu ki!
İşte burada başta andığım Catherine Lalumiere'in politik liderleri suçlayan söylemi önem kazanıyordu. Her şey iç politikaya yönelikti. Fransa'da politikacılar, kamuoyu karşısında demagoji yapıyordu; Türkiye'yi tartışıyoruz bahanesiyle kendi seçmenlerine mesaj yolluyordu. Nabza göre şerbet vermeleri bundandı, bilgisizlikten değil.
Avrupa'nın en büyük korkusu köktendincilik . Türkiye'nin AB yolunda ilerleyişini endişeyle izleyenlerin yüreğinde de bu yatıyor. Peki ama benim bildiğim radikal İslam Türkiye'den çok Avrupa ülkelerinde yeşermedi mi?
Şimdi bizim aracılığımızla Avrupa galiba en çok kendini sorguluyor. Türkiye'ye bakar gibi yaparken, kendi yüzüne ayna tutuyor.
Fransa'da “Elele” Derneğinin başkanı Gaye Petek anlattı: Türkiye'den gelen genç kız, aile zoruyla kafasına türban bağlamamak için, saçlarını kazıtmıştı. Oysa şimdi Fransa'da doğan bir genç kızın, okullardaki türban yasağına karşı, türbanı savunmak için kafasını kazıttığını görüyoruz. Ve yıllardır Fransa'daki göçmenlerle çalışan Gaye'nin Türkiye'ye seslenişi öyle önemli ki : “Bize cami yaptırıp imam yollayacağınıza, okul yaptırıp, öğretmen yollayın!”
Brüksel'deki toplantıda tekrar tekrar diyalog gerekliliğini, Avrupa kamuoyunu bilgilendirmemiz gerektiğini vurguluyorlardı.
Ah evet! Avrupa'yı bilgilendirmek… Ama nasıl?
Tepeden tırnağa Türkiye'yi destekleyen kadınlar bile hala Başbakanın “zina “ konusundaki görüşünün şokunu atlatamamışken , siz kime neyi, nasıl anlatacaksınız?
Hayır yılmayıp anlatacağız.
AB Parlamentosu Milletvekili Emma Bonino'nun haykırışı kulağımda: “Avrupa bizi istemiyor deyip sakın vaz geçmeyin! “
Hayır vazgeçmeyeceğiz! Burada Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düşüyor. Daha çok çalışacağız ve yılmadan, usanmadan Avrupa'yı bilgilendireceğiz. Bunu , çocuklarımıza borçluyuz.
Avrupa değişiyor ve değişecek. Belli kurallar ve vazgeçilmez çağdaş evrensel ilkeleriyle birlikte gelişecek.
Ben nasıl bir Türkiye istiyorum sorusuna bizim yanıt aradığımız gibi, onlar da nasıl bir Avrupa istiyorum sorusuna yanıt aramak zorundalar.
16 Ekim 2004-Cumhuriyet
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler