Menü

AB İçin İstiyorsam Namerdim


10 Ekim 2004 - Zeynep Oral -

AB komisyonun İlerleme raporunu açıklamasından bir gün önceydi.

TRT 1'de yayınlanan popüler sabah programı “Gün Başlıyor” da konuktum. İzleyicilerin telefonla katılabildikleri, görüş bildirdikleri, soru sordukları Ankara, İstanbul, İzmir stüdyolarından canlı yayınla süren interaktif bir programdı. Konu AB ‘den beklentilerdi…

Sorular ve beklentiler üst üste yığıldıkça , dehşete kapılmaya başladım. Kalın hatlarla genelleyecek olursam, iki uç arasında gidip geliyorduk:

Kah öyle bir hava esiyordu ki, AB'ye girdik mi işsizlik ortadan kalkacak, genci yaşlısı herkes iş bulacak, tüm çocuklar okula gidecek, tüm çalışanlar sigortalı olacak , ülkenin sağlık ve eğitim sorunları toptan halledilecek, evde pişen yemeğe bir kap daha eklenecekti… Kısacası daha zengin olacak, daha rahat bir hayata kavuşacaktık. (Siz olsanız dehşete düşmez misiniz?)

Kah öteki uca savruluyorduk: Bizim kendi geleneklerimiz, adetlerimiz vardı. Biz Türk'tük, onurumuz vardı. Bu Avrupa Birliği de kim oluyordu! Zaten Avrupa yozdu, bizi de yozlaştıracaktı. Onlar kendi çıkarlarını düşünüyordu. Bizim zaten bizden başka dostumuz yoktu ve olamazdı… (Siz olsanız bunları duyunca dehşete düşmez misiniz?)

Dehşete düşmek bir yana, iki ayrı uçtaki görüşlerin de ne büyük tehlikelere gebe olduğunu görüyordum.

Soruları yanıtlarken, dilim döndüğünce şunları vurgulamaya çalıştım:

AB , her şeyden önce bir zihniyeti temsil etmektedir. Ve Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk'le bu zihniyeti benimsediğini daha Cumhuriyetin ilk yıllarında dünyaya ilan etmiştir. (Bakmayın sonradan yoldan çıktığımıza…)

AB ile birlikte sihirli bir değnekle tüm sorunlarımız hallolacak, gökten iş, aş, zenginlik yağacak diye bir şey yok. Biz ne yaparsak, nasıl yaparsak öyle olacak. Kimse bize gümüş tepside bir şey sunmayacak, daha çok çalışarak, daha çok üreterek, yolsuzluğa yağmacılığa geçit vermeyerek, yaşam standardımızı biz kendimiz yükseltebiliriz, onlar değil.

Kimi sorular karşısında , nasıl da üretmeden tüketmeye alışık bir toplum olduğumuzu düşünüyordum ki, Almanya'dan telefonla arayan bir Türk hanım, kimi nimetlere kavuşmak için karı koca nasıl çalıştıklarını anlatarak imdadıma yetişti. “Siz orda tembelsiniz” demedi ama , “Biz burada daha rahat yaşıyorsak, daha çok çalıştığımız içindir”e getirdi sözü…

Uyum yasalarından söz ederken, Türk Medeni Kanun ve Ceza Kanunun, değiştirilmesi için kadın kuruluşlarının neredeyse 40 yıldır mücadele verdiklerini ancak AB zorlamasıyla değiştiğini örnek olarak verdikten sonra bu hedeften şaşılmaması gerektiğini savundum. Bu değişiklikleri AB için istiyorsam namerdim, kendim için, çocuklarım için, torunlarım için istiyorum diye anlatmaya çalıştım.

Telefonda bir bey, bu yasaların değişmesini bile bizim örf ve adetlerimize aykırı bulduğunu söyledi. “Zaten Avrupa'da yaşlıları, bakımevlerine kapatıyorlar, bizde aile bağları var, onlarda yok” dedikten sonra uyum yasalarına karşı olduğunu açıkladı.

Off! Daha çok işimiz var! Çalışmaya devam!

Çağdaş, evrensel, uygar değerlerin yüceltildiği ; insan hakları ve demokrasinin gereklerinin yerine getirildiği; hukukun üstünlüğü, ayırımcılığın sonlanması ve fırsat eşitliğinin savunulduğu bir zihniyetle, bir dünyayla bütünleşmek istiyorum … Bu zihniyetin, bu dünyanın adı şimdilik AB…

Tekrarlıyorum: Bunu kendim için, çocuklarım için, torunlarım için istiyorum.

Bu Pazar sizi gülümsetmeye çalışayım:

AB sınavında ülkeler sıraya girmiş.

Birinci ülkeye sormuşlar “Atom bombası ilk nereye atıldı?” Yanıt vermiş A ülkesi : “Hiroşima'ya”… Bravo, kazandınız, AB'ye girebilirsiniz.

İkinciye sormuşlar: “Hangi tarihteydi?”… Yanıt “1945. “… Siz de bildiniz. B ülkesini de almışlar.

Üçüncüye sormuşlar: “Atom bombasını atan uçağın adı neydi?”…C ülkesi yanıtlamış:”Enola Gay”. O da girmiş AB'ye.

D ülkesine sormuşlar: “Kaç kişi öldü?” Yanıt: “150 bin kişi.” Aferin siz de bildiniz.

Sıra Türkiye'ye gelmiş. Soru: “Ölenlerin adlarını verir misiniz, lütfen…”

İyi pazarlar.

10 Ekim 2004 – Cumhuriyet

Paylaş

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Zeynep Oral

Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı. 

Devamı

Sosyal Medya

 
© 2021 Tüm hakları saklıdır.