"Growtowski'nin çocukları" ve Araç olarak sanat...
26 Temmuz 2003 - Zeynep Oral -
Tiyatronun sadece bir gösteri sanatı olmadığını, insanoğlunun varolduğundan beri irdelediği , sorduğu evrensel sorulara yanıt arama çabası olduğunu da her fırsatta dile getirmeye çalışıyorum.
Yaşam dediğimiz bu kaosun anlamı ne? Ya ölümün? Ya oyunun? Kimim ben? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?
Ah işte tam da bu nedenle, sorulara yanıt bulmaya değil, soruları çoğaltmak üzere koştum gittim Jerzy Grotowski - Thomas Richards Çalışma Merkezi'nin etkinliklerini, çalışmalarını izlemeye. ( Aya İrini ve Darphane'de bir ay boyunca çalışmaları sürüyor. Ayrıntıları ve programı 21 Temmuz tarihli Cumhuriyet'te Ayça Tezer'in röportajında bulabilirsiniz.)
Bir efsane
Grotowski : Ülkesi Polonya'dan yola çıkıp, dünyayı fetheden ; tiyatro sanatında devrim yaratan ; sahneden oyuncu dışında neredeyse her şeyi atıp, oyuncuyu tüm fazlalıklardan arındırıp özüne, benliğine kavuşturan; "yoksul tiyatro" adını verdiği kuramıyla özellikle atmışlı, yetmişli yıllarda , birçok tiyatro adamına esin kaynağı olan , tüm yaşamını tiyatro araştırmalarına , alternatif tiyatroya adayan Grotowski... "Laboratuar Tiyatrosu"nu kurduğunda 26 yaşındaydı... 65 Yaşında (1999) öldüğünde , bir efsane...
1975 Yılında Venedik Festivalinde ilk ve son kez bir Grotowski oyunu ("Apocalypsis Cum Figuris"i) izlediğimde yeryüzünün tüm sularında yıkanmış gibiydim. Bu bir "oyun" değil, bir ayindi sanki... Son kez. Çünkü o temsillerden sonra , Venedik'te Grotowski, bundan böyle seyirciye yönelik "gösteri"yapmayacaklarını, yalnızca tiyatro araştırmalarını sürdüreceğini açıklıyordu.
Bugün İstanbul'da izlediğimiz Thomas Richards 1986'dan beri Grotowski'yle çalışan, önce öğrencisi , sonra çalışma arkadaşı ,sonra da "Jerzy Grotowski- Thomas Richards çalışma Merkezi"nin yöneticisi...
İçimizdeki gizil güç
Sadece belirli sayıda izleyicinin tanıklık edebileceği 3 "olay"dan ikisine tanıklık ettim. "Aksiyon" daha çok bir çalışma, egzersiz niteliğinde, "Kalan Son Nefes" ise seyirciye yönelik bir gösteri. Hemen belirteyim, geçen yıl sundukları aynı adlı oyundan çok farklı, her yıl yeniden yaratılan bir oyun.
Aya İrini'nin kapalı kapısı önünde tam 30 kişiydik. Hep birlikte , önemli bir törenin oyuncuları gibi içeri alındık. Bir çember oluşturacak biçimde oturtulduk. "Aksiyon"la ilgili açıklamaları dinledik. Sonra oyun alanına geçtik ve izlemeye başladık.
Boş alanda altı oyuncu, seslerini (Kıpti dilinden çevrilmiş çok eski metin parçaları) bedenlerini, yüzlerini kullanarak ,gırtlaktan gelen şarkılarıyla birbirleriyle müthiş bir ilişkiler ağı kurmaya başladılar. İç dürtülerle, tepkilerle, ritimle, devinimle bu ağ gelişti. Sahibi olmayan sözleri anlamak ya da anlamamak hiçbir anlam taşımıyordu. Herhangi bir şey anlatılmıyordu. Seslerin ve bedeninin şiirini duyuyordunuz. Afrika ya da Afro-Karayip kökenli şarkılar, yitirdiğimiz saflığı, masumiyeti çağrıştırıyordu. Bir kez olsun birbirlerine dokunmadan, gözlerle, bedenlerle, ritimlerle birbirlerini "çağırmalarına", birbirleriyle kucaklaşmalarına tanıklık ediyordunuz. Özellikle Thomas Richards ve Mario Biagini'nin içselliği dışa vurmaları görülecek bir şeydi.
Evet, "Aksiyon" yalnız oyunculara değil, biz "tanıkların" da kendi iç dünyalarımıza doğru çıktığımız bir yolculuk için araçtı.
"Aksiyon"da , yani "araç olarak sanat"ta kullanılan "dil" ve "eylem", "Kalan Son Nefes" adlı oyunda seyirciye sunuluyordu. Mario Biagini ve Thomas Richards'ın yönettiği oyun, süreç içinde gelişerek değişen bir biçime sahipti ve benim izlediğim dünyadaki ilk gösterimiydi.
Yukarıda belirttiğim özellikler, bu kez tiyatroyla , yani yaratıcı eylem ile yaşam ve dünya arasında bir "köprü" kuruluyordu. On üç oyuncu aracılığıyla mahşer gününde yaşam, doğum, ölüm, sınanma...
Her iki etkinliği de izledikten sonra bir kez daha tiyatronun sonsuzluğuna, sınırsızlığına, büyüsüne kapılıyordum.
Evet, içimizdeki gücü dışa vurmak için eşsiz bir araçtı tiyatro.
Avrupa Birliği destekli üç yılı ve birçok ülkeyi kapsayacak "Kesişen Yolların İzinde" projesi çerçevesinde izleyebildik , benim deyişimle "Grotowski'nin çocuklarını". (Tiyatroyla ilgilenen herkesin görmesi gerek!)
Bu proje ve organizasyonun başındaki Gül Gürses ve Türkiye ayağındaki yardımları için Lemi Bilgin'e sonsuz teşekkürler.
26 Temmuz 2003
Paylaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Zeynep Oral
Gazeteci , yazar, feminist, İnsan Hakları savunucusu, Barış eylemcisi, STK (Sivil Toplum Kuruluşları) bağımlısı; çok sesli, çok renkli yaşam tutkunu… Halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve PEN Türkiye Yazarlar Derneği Başkanı.
Arama Yapın
Kategoriler
EdebiyatTiyatro
Plastik Sanatlar
Kadın Olmak
Memleket Hali
Müzik
Sinema
Çevre
Tüm Kategoriler