Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2018

Gençler, kelimeler, renkler nereye?..

- Savaşlarda yitirdiğimiz gençlere...-

Dört bir yanımız savaş iştahı ve savaş açlığıyla, savaş çığırtkanlığı, savaş yalancılığı ve ahlaksızlığıyla, savaş vahşetiyle, savaş gösterileriyle, savaş sahtekârlığıyla, savaş ticaretiyle, savaş zulmüyle, savaş yoksulluğuyla, savaş çıkarcılığıyla, savaş kahpeliğiyle sarılmışken....

Kendi çocuklarının savaşa yollanmayacaklarını bilmenin rahatlığı içinde savaş kararı alanlar ahkâm keserken...

Ateş her seferinde düştüğü yeri yakar ve kahrederken...

Her savaşta yoksullar biraz daha yoksullaşır, zenginler biraz daha zenginleşirken...

Biliyorsunuz güzel memleketimizde savaşa “Hayır” demek; “Savaşa gitmeyin”demek, “Savaş istemiyoruz” demek zinhar yasak. Bu sözcükler terörist, komünist, vatan haini sözcükler ...

Siz bu yazıyı okuduğunuzda ben Slovenya’nın Bled kentinde Uluslararası PEN Yazarlar Birliği’nin Barış Konferansı’nda olacağım. Orada savaşa hayır demek, savaşın kazananı olmadığını ya da savaş tahribatını 150 kadar PEN Merkezi temsilcileri arasında tartışmak serbest. Şu anda konferans merkezine doğru ilerlerken bizdeki yasakları nasıl açıklayacağımı kara kara düşünmekteyim...

Ben düşünedurayım, sizi, hayran olduğum şairimiz Haydar Ergülen’in 2007’de yayımlanan Üzgün Kediler Gazeli (Kırmızı Kedi Yayınevi) kitabından “Harbe Giden Kelime”ye Sitem şiiriyle baş başa bırakıyorum...

‘Harbe Giden Kelime’ye Sitem

“Kelimeler nereye gidiyorsunuz böyle,

savaşa mı

ölümün kum gibi kaynadığı çöl mü

çağırıyor sizi,

oysa yenik çıkmıştınız her savaştan, hayli

yorgundunuz

dinlenecektiniz biraz, birkaç şiirde keyfini

çıkaracaktınız

kelime olmanın, dilden dile dolaşmanın,

mırıldanmanın…

Vakit dünyanın sonbaharıydı,

sevdiklerimizin de sonbaharı

olacakmış meğer hayat, hiç bilmeden,

hiç istemeden,

‘birlikte bir kışımız daha olur mu’ diye

telaşlı yüreğimize,

‘yavaş biraz, beni öldüreceksin, yavaş’

diyecektik, acıdığını

söylemeyecektik elbet, ‘nereye

gidiyorsun ya hu’ diyemeden giden

Mehmet Koyunoğlu’na, ‘pek erkencisin

arkadaş’ demeyecektik;

gençliğimiz gibi gidene, hani şiir gibi

şarkılar yakan

Fikret Kızılok’a, ‘Bu kalp seni unutur mu’

demeyecektik,

biliriz, unutmaz, dünyanın bu son/

baharına, sondan

sonraki kışına ne kalırsa kalbimizden,

kalırsa yani kalbimiz, unutmaz!

Kelimeler nereye gidiyorsunuz böyle,

savaşa mı, maviydiniz,

kırmızıydınız, beyazdınız, mordunuz,

yeşildiniz, şimdi

kahverengiler, griler, siyahlar, hakiler

içinde hiç bilmediğiniz

dillere gidiyorsunuz, çekirge sürüsünden

harf ordusu

karınca katarından şiir alayı, cümle

mangası, hiç düşmediğiniz

çöllere gidiyorsunuz, ‘harbe giden

mektepli’ gibi, üstelik sizi

arkadaşı gibi, treni gibi, kedisi gibi seven

çocukların gözü önünde,

yaşarlarsa eğer sizi bir daha hiç

mırıldanmayacaklar belki

âşık olurlarsa yazmayacaklar

sevdiklerinize bir harfinizi

sizden bir mektup beklemeyecekler,

Tanrı’ya sizinle

dua etmeyecekler, gözyaşı

dökmeyecekler yağmur gibi kelimelerle,

bir harfin bile gölgesine kıvrılıp

uyumayacaklar ikindiyi…

Çünkü önce siz yazıldınız savaşa,

silahlardan önce

askerlerden önce kelimeleri

gönderiyorlar artık,

‘düşman’ın üstüne

ve ne tuhaf, güle oynaya, yaza sızıla

savaşa gidiyor kelimeler de!

Kelimeler, kardeşlerim, savaşta işiniz ne,

büyük küçük

demeden birer birer kırılacak harfleriniz de

sizi başka savaşlar bekliyor bilmiyor

musunuz, aşk

bekliyor işte, savaşların güzeli, evler

bekliyor

‘savaşların çetini’, oyunlar bekliyor

bahçeler gibi,

kâğıtlar bekliyor ki kimse kimseyi

beklememiştir öyle,

yollar bekliyor, gözler bekliyor, narlar,

incirler, üzümler,

zeytinler bekliyor sizi, kelimeler

kardeşlerim, nereye

gidiyorsunuz terk edip şiirleri, eylülleri,

kederleri, yağacak

karları belki gelecek belki de geçmiş

sonbaharları…

Bari tüfek çatmamış bir kelime bırakın da

geriye

onunla sitem edeyim harbe giden

kardeşlerine!”

19 Nisan 2018

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri