Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2018

ÇOK KORKANLAR ÇOK KONUŞUR
                   ya da
CANAN KAFTANCIOĞLU DESTEKLENMELİ

Son zamanlarda şu ülkede olan en güzel şey bence CHP İstanbul İl Başkanlığı’na Canan Kaftancıoğlu’nun seçilmesi oldu. Bu sonuca çok sevindim.
Canan Kaftancıoğlu’nun seçilmesine sadece kadın olduğu için, sadece genç olduğu için değil; hem kadın, hem genç, hem güler yüzlü olduğu için de; ama asıl düşünceleri ve yaklaşımı nedeniyle sevindim! Daha ilk andan keşke sosyalist enternasyonalin bir parçası olan CHP içinde Canan Kaftancıoğlu gibi düşünenler çoğalsa diye düşünmekten kendimi alamadım. 
Ama gördünüz işte seçilmesiyle birlikte anında dehşetengiz bir linç kampanyası başladı... Hedef gösterme... Hakaret... Alay... Küçümseme... Yalan haber üretme... Erdoğan kükredi, yandaş medya kolları sıvadı, troller devreye girdi... Ve hakkında soruşturma!
Kadın korkusu 
Hani “vur abalıya” desen değil! Canan Kaftancıoğlu ne güçsüz; ne de sessiz! 
Kıskançlık? Belki ama böyle de dışa vurulmaz ki! 
Canan Kaftancıoğlu’nun yerine kim seçilse, hani 24 saat içinde değilse de sonuçta yine soruşturma açılırdı. Ama hiç kuşkusuz seçilenin kadın olması, erkek egemen sistemi sarstığı için ürkütücü gelmiştir çoğuna... Ya bu düzen değişirse... Ya farklı açılımlar, yaklaşımlar getirirse... Ya başarılı olursa... Eyvah, güç elden gidiyor! Üstelik bir kadın! Yok, yenir yutulur bir şey değildi bu olan biten! 
“Kadın korkusu” diye bir gerçeklik var ortada... Her partide vardır bu kadın korkusu... (CHP’nin şimdiye dek ne çok kadın politikacının başını yediğini düşünmek bile yeter...) 
Ama günümüz konjonktüründe, karşıdevrimin hızlandığı; laiklikten ve Medeni Kanun’dan vazgeçildiği günümüzde, AKP’nin kadın korkusunun tavan yaptığından kimsenin kuşkusu olmasın! 
Bu minicik köşede kadın nefreti, kadın korkusu, kadını “şeytan” olarak görmenin tarihsel derinliklerine inmem olanaksız ama bütün bunların özünde “Erk”i kaybetme ya da erki paylaşma korkusu olduğunu söyleyebilirim. 
Canan Kaftancıoğlu’nu kutluyorum, destekliyorum. Cemal Canpolat’ı destekçi tavrından dolayı alkışlıyorum. Ve sözü birkaç gün önce 116 yaşını kutladığımız, bu yazının başlığına ilham veren Nâzım Hikmet’e bırakıyorum:
Taranta Babu’ya Faşist İtalya’da Mussolini dönemidir. Ülkesinden kaçan komünist genç, Habeşistan’daki karısı Taranta Babu’ya yazdığı mektupların sekizincisinde şöyle der: 
Mussolini çok konuşuyor TARANTA BABU! 
Tek başına 
yapayalnız 
karanlıklara 
bırakılmış bir çocuk gibi 
bağıra bağıra 
kendi sesiyle uyanarak, 
korkuyla tutuşup 
korkuyla yanarak 
durup dinlenmeden konuşuyor. 
Mussolini çok konuşuyor TARANTA BABU
çok korktuğu için
 
çok konuşuyor!..”

Mektupların 5.’sinde ise şöyle seslenmiş karısına:

Yaşamak ne güzel şey 
TARANTA BABU 
yaşamak ne 
güzel şey... 
Anlıyarak bir usta kitap gibi 
bir sevda şarkısı gibi duyup
bir çocuk gibi şaşarak 
YAŞAMAK... 
Yaşamak: 
birer birer 
ve hep beraber
ipekli bir kumaş dokur 
gibi... 
Hep bir ağızdan 
sevinçli bir destan 
okur gibi 
YAŞAMAK.. 
. . . 
YAŞAMAK.. 
Ne acayip iştir ki 
bu ne mene gidiştir ki TARANTA 
BABU 
bugün bu 
“bu inanılmıyacak kadar güzel” 
bu anlatılamayacak kadar sevinçli şey: 
böyle zor 
bu kadar 
dar 
böyle kanlı 
bu denlü kepaze...

18 Ocak 2018

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri