Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2017

 

Bak çocuğum...

Bak çocuğum, önceki gün karne alan 18 milyon öğrenciden biriysen kendini şanslı sayabilirsin. Okul yaşamı dışına düşmediğin için... Milyonlarca tarım işçisi çocuktan biri olmadığın için... Henüz hapse, sürgüne ya da birilerinin çıkarı için başka bir ülkeye asker diye yollanmadığın için... 

Ama gel gör ki, bu ülkede yaşadığın için, bugünleri öğrenerek, okuyarak, anlamaya çalışarak yaşadığın için işin zor çocuğum: “Büyüklerin”, en yetkililerin her an yalan söylediklerini; yalanları tekrarlayıp milleti aptal yerine koyduklarını, bir gün öyle, bir gün böyle davrandıklarını, yanlışlarından hiç öğrenmediklerini gördüğünde, sakın şaşırma. Bil ki bütün o yalanlar er geç ortaya çıkacaktır. Hep öyle olmuştur! 

Adaletsizliğe, hukuksuzluğa tanık oldukça, “kendimi nasıl kurtarabilirim bu haksızlıktan” diye değil, “bu ülkede herkesin adaletten yararlanmasını nasılsağlarım” diye düşünmeye bak... 
Şu günlerde sana, “bir ekabire damat ol, gelin ol” nasihati verenler olur. Kulak asma. O adamlar gidici, sen kalıcısın! 

Bak çocuğum, yarın öbür gün belki avukat, doktor, belki piyanist, belki şarkıcı olacaksın... Bakanın biri sen sadece şarkını söyle, piyanonu çal, sen sadece doktorluk yap gerisine karışma derse, onun yüzüne kahkahalarla gül emi... 
Ben önce insanım de. Yurttaşım de. Yaptığım işten olduğu kadar, yaşadığım yerden de, çevremden de, ülkemden de, dünyadan da, çağımdan da sorumluyum, de... 
Onun için şimdiden sormaya, sorgulamaya alıştır kendini. Kentini betona boğan, ülkenin ormanlarını, nehirlerini, taşını toprağını satanlardan hesap sor. 

Zeytinliklerin sanayi tesislerine açılması için el kaldıranlara, sor bakalım: “Zeytin mi, sanayi tesisi mi? Zeytin mi, beton mu? Zeytin mi, zehirli gaz mı?” gibi soruların, artık “Demokrasi mi, diktatörlük mü” sorusuna dönüştüğünün farkındalar mı diye sor... 
Daha dün Katar’a asker yollama kararı almak için Meclis’te el kaldıran milletvekillerine, kendi çocukları gidecek mi Katar’a diye sor bakalım... 

Bak benim canım çocuğum, sor, soruştur, merak et, öğren, anlamaya çalış, tart, tartış, sana tekrarlatılanla yetinme, farklı açılardan irdele, ama bunları yaparken yüzünden gülümsemeni, yüreğinden şefkati ve sevgiyi, gönlünden vicdanı eksiltme...
Unutma yavrum, senin amacın kindarlık değil, intikam değil, rant değil, güç ve mevki değil, öteki dünyada huriler falan hiç değil... Senin amacın insan olmak. Senin amacın insanca yaşamak. 
Seni insanca yaşatacak şimdilik tek sistem var dünyada çocuğum. O da demokrasi. 

Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları laiklik ilkesiyle, eğitim seferberliğiyle, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle, kadın-erkek eşitliğiyle, “muasır medeniyetler” hedefiyle o sistemin temel taşlarını inşa etmişti. Onun yolundan ayrılma çocuğum. 
Karnende notlar şöyleymiş böyleymiş. Takma kafaya. Yaşadığımız günler çok karanlık geliyorsa sana, hemen sevdiğin birilerini, sevdiğin bir şeyleri düşün. Gülümse. Gülümseme bulaşıcıdır. Sonra bil ki, “Gece ne denli karanlık olsa da güneş mutlak doğar.”

Doğan Heper’e veda

Doğan Heper’e veda edemedim... Ben Milliyet’e girdiğimde (1968) Doğan Heper oradaydı. Ben Milliyet’ten kovulduğumda (2001) Doğan da kovulanlar arasındaydı... Sonradan ona yanlışlık oldu falan dediler, gerisini bilmiyorum. 

Bildiğim şu: Milliyet yıllarımın her anında (33 yıl boyunca) Doğan vardı... Kâh bir nefer, kâh Genel Yayın Yönetmeni olarak... Ve bütün o yıllar boyunca bir kez olsun birbirimizi kırmadık. Bu ne kadar önemlidir, birbirinin kuyusunu kazanların egemenliğinde olan Babıali’de bilemezsiniz! 

Birlikte çok çalıştık, çok tartıştık, çok çatıştık ama çok da anlaştık... Birlikte güldük, birlikte ağladık, birlikte sevindik, birlikte üzüldük. 
“Doğan, yazım birinci sayfalıktı! Mahvettin beni!” - “Aslan Doğan yazımı harika kullanmışsın!” - “Doğan bak Deli Turan ne diyor!” ; “Doğan Avignon’a gidiyorum”... “Doğan Afrika’dan geldim!”. “Doğan çıldırdın mı MargaritaPapandreu’nun yatak odasında ne işim olur. Salondaki fotoğraflarla yetin!” “Doğan Abdi Bey’i kandırdık, bu akşam kutlamaya diskoteğe gidiyoruz!” 

Hoşça kal Sevgili Doğan... Artık dinlenebilirsin. 
Tüm yakınlarına, sevenlerine sabırlar diliyorum.

11 Haziran 2017

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri