Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2016

 

"Türklerin en Kürdü; Kürtlerin en Türkü" gideli ...

Koskoca bir yıl geçmiş aradan.  Oysa daha dün gibi. Sanki dün ayrıldı aramızdan koca Yaşar Kemal! 
             Hayır hayır, belki de  o güzel insanlar gibi, o güzel atlara binip gideli yüz yıl oldu.  Bunca yoksul, bunca yoksun kalmamızın, bunca rezil, bunca pespaye durumlara düşmemizin nedeni,   yalanın, hoyratlığın  buca yaygın, sevginin,  merhametin, vicdanın  bunca kıt olmasının nedeni   Yaşar Kemal ve Yaşar Kemal gibi insanların artık aramızda olmamasıdır!
             O "gittikten" sonra da  yaşadığımız acımasız ortamdan sıyrılmak için  ona sığındım ben. Onunla, kitaplarıyla  dolu dolu geçti günlerim.    Kah ülkemdeki çeşitli kitap fuarlarında, kah yurtdışında onu ve eserlerini, anıları ve düşünceleri paylaştım dinleyicilerle...
            Sık sık da iyi ki bu günleri görmedi, kahrından yeniden yeniden ölürdü diye içimden geçirmedim değil.   Sait Faik'in tanımlamasıyla: "Türklerin en Kürdü, Kürtlerin en Türkü Yaşar Kemal" bir değil bin kez daha ölürdü! Kendi vatandaşlarına savaş açanla, kendi  topraklarına mayın döşeyenler arasında , canlı bombalarla  silah ve uyuşturucu  tacirleri arasında , acıların katliamların  yarıştırıldığı bir ortamda  Yaşar Kemal   yine kolları sıvar haykırırdı: Onun  haykırışı bizleri   yeniden yeniden dostluğa, barışmaya, kucaklaşmaya  çağırırdı.   
             Şimdi   "Bu bir Çağrıdır"a  yeniden  kulak vermek zamanıdır. Sözü, Yaşar Kemal'e bırakıyorum. Özlemle, sevgiyle, saygıyla:  
Bu bir Çağrıdır
            "Ey Türk halkı, Kürt halkı, bu toprakların kültür zenginliği olan tüm halklar, sözüm hepinizedir.  Yirmi yıldan fazladır bu ülkede herkesin onuruyla, barış içinde yaşaması için çağrıda bulundum. Bu çağrıları bu kitapta toplayarak bir kez daha sesleniyorum.  Bu kardeş kavgasında binlerce, binlerce gencimizi toprağa verdik. Çok kötülük, zulüm oldu.  Bu savaş bin yıllık kardeşliğin yolunu kesti.  Dostluk topraklarına öfke ve kin tohumları serpildi.   
            Bugün bu ülkede ya­ra­tı­cı­lı­ğı­mız ek­sil­miş­se, vic­da­nı­mız vur­dum­duy­maz ol­muş­sa, şiddet hayatımızın her alanında üstümüze çökmüşse,   hiçbir kuruma güvenimiz kalmamışsa, bunlar bir kuşak ömrü süregelen bir kirli savaşın insanlığımızda açtığı yaralardır. 
            Her savaş, adı ne olursa olsun,  bir yıkımdır,  insanların ölüm fermanıdır, üstünde yaşadığımız toprakların, doğamızın ölüm fermanıdır, insanlığımızı çürütür, vicdanımızı çürütür.
-
            İn­sanlık doğamızı korumanın yaşamımızın birinci koşulu olduğu bilincine nasıl varmışsa, dilleri ve kültürleri korumanın da aynı olduğunun bilincine çok­tan vardı.  İnsanlığın yarattığı insanı insan yapan kültürler hepimizin zenginliğidir. 
            Coğrafyasından ve çok kültürlü bir toprak olduğundan dolayı çağlar boyu dünya kültürüne kaynaklık etmiş Anadolu, binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Böyle bir zenginliği yok etmek,  insanların yüreğine kin ve öç tohumlarını ekmek hiçbir ülkeye hayır gelmez. 
            Bugün bir umut­suz­luk ye­li or­ta­lı­ğı ka­sıp ka­vu­ru­yor.  Ben diyorum ki bu yaraların sağılması bizim elimizde.  Ülkemizin onurunu, ekmeğini, kültür zenginliğini kurtarmak elimizde.  Ge­lin de doğ­ru dü­rüst bir de­mok­ra­tik dü­ze­nin ku­rul­ma­sı için aklımızla, yüreğimizle elele ve­re­lim. 
            Bu bir çağrıdır.  Sözüm sizedir."

28 Şubat 2016

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri