Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2016

 

Kelepçeler - Onur Bileziklerimiz.

            Başlık benden değil. Sevgili Reha İsvan'dan. 12 Eylül faşist askeri darbe sonrasında Barış Derneği sanığı olarak tutuklandığında, genç bir polis özür dileyerek kelepçe takmak zorunda olduğunu söylemişti. Torunu yaşındaki polise ellerini uzatırken Reha İsvan gülümseyerek,  "takın, o kelepçeler benim onur bileziklerim" diyordu. (Anımsıyorum, öyleyse ışıklar içinde yaşıyor hala.)
                                                           X
            Önceki gün Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve  Ahmet Nesin'in kelepçeli tutuklanış fotoğraflarını görünce , yıllar öncesinin faşist darbe günleri ve Selimiye Kışlası önündeki o sahne geldi gözümün önüne. (Bir daha faşist askeri darbe olmasın diye, faşist sivil darbeye geçit verenleri gel de anma şimdi!)
            Ozgür Gündem  gazetesiyle  dayanışma için bir günlük yayın yönetmenliği görevini üstlenen onca insan içinden seçilen üç ismin  tutuklanması, rastlantısal değil.
            Şebnem ve Erol, çok güçlü uluslararası bağlantıları olan  evrensel çağdaş  kurumların  başkanları. İlki Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı , ikincisi   Sınır Tanımayan Gazeteciler Başkanı. Ahmet Nesin, gazeteci , yazarlığının yanı sıra, Aziz Nesin'in oğlu.
            Bu seçimin hakla hukukla falan ilgisi olmadığını hepimiz  biliyoruz. Peki neden onlar?
            Aklıma ilk gelen iki olasılık:
            1)   Gözdağını,tehdidi büyütmek; sindirmek; sıra  STK'larda , ayağınızı denk alın, uluslararası ilişkiler vız gelir demek, korkuyu çoğaltmak, dayanışmayı kırabileceğine inanmak...
            2) Günahları, suçları örtbas etmek için, ülkede iyiden iyi bir kaos yaratmak; dış dünyadan koparmaya çalışmak... 
            Ne denli başaracaklarını belirleyecek olan bizim, hepimizin tepkisidir, başka bir şey değil...
                                                           X
                        Üç gazeteci, yazar ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi tutuklandıktan çok değil,  hiç abartmıyorum 15-20 dakika sonra  önce Uluslararası PEN Dünya Yazarlar Birliğinden, ardından  çeşitli ülkelerin PEN Merkezlerinden e-posta ve telefon bombardımanına tutulduk.
            PEN'in yüzden fazla ülkede merkezi var.  Önceki güne dek  uluslararası arenada, Honduras'daki  öğrenci protestolarına destek veren şairlerin yargılanması birinci sıradaydı.  Üç gündür varsa yoksa Türkiye'nin utanç tablosu...  Üç aydının tutuklanmasıyla başlayıp  geriye doğru  tüm haksız tutuklanmalar,  baskı altında tutulan gazetecilik ve akademik özgürlük, çiğnenen  yasalar, hak hukuk ihlalleri,  hepsi yeniden yeniden ele alınıp irdeleniyor!
            PEN Türkiye Merkezi Yönetim Kurulu olarak, "Düşünce ve ifade özgürlüğü açısından  bu tutuklama utanç verici bir durumdur. Gazetecilik mesleği ve dayanışma  bir ülkede suç sayılıyorsa, o ülke yüzünü aydınlığa değil karanlığa dönmüş sayılır."dedik. "Vicdanlarda ve hukukta yeri olmayan bu durumu kınıyoruz ve tutuklananların derhal salıverilmelerini istiyoruz." dedik
            Şu sırada dünyanın dört bir yanından düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan nice kuruluş bir araya gelmiş Türkiye aleyhine İnsan Hakları Konseyine başvuruda bulunuyor...
            Ülkemi bunca rezil etmeye,  bunca küçültmeye, aşağılamaya kimin hakkı var?
            Bu soruyu herkes kendine sorduğunda belki bir şeyler değişebilir... Öyleyse dayanışmaya devam!
                                                           X
            Metris Cezaevine tıkılan  Önderoğlu ve Nesin'in, Bakırköy Cezaevinde tecride alınan Prof. Şebnem Korur Fincancı'nın bileklerinde artık kelepçe olmayabilir ama  onların onur bilezikleri, nicelerinin saray ziynetinden, ve o saraydan medet umanların kollarındaki yükten çok daha değerli.

23 Haziran 2016

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri