Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2016

 

Hayallerin peşinde kanatlanmak...
 
21 Nisan 2016 Perşembe
Tam iki saat boyunca düş gücünüzün kanatlarıyla muhteşem bir serüvene dalıyorsunuz...

Okyanuslara yelken açıyor, ormanlarda dolaşıyor, balonlarla uçuyor, yıldızlara uzanıyor, yeni dünyalar keşfediyor, sisler labirentinde yol arıyor, kar fırtınalarında ilerliyorsunuz... Daha neler, neler...

Her kaybolur gibi olduğunuzda sahnedekiler imdada yetişiyor. Bir gülümseme, bir bakış, bir duruş, bir boyun büküş, önünüzde derhal yeni yollar, yeni serüvenler açıyor...

Şimdi kahkaha, şimdi hüzün, şimdi şiir, şimdi bir gülümseme, şimdi bir ses, şimdi bir duygu, sonra bir renk, sonra bir renk cümbüşü, sonra bir mevsim derken yeryüzünün tüm mevsimleri, sonra yine şiir, yine şiir... Ve işte yeryüzünün tüm duyguları...

Duygusal soytarılar

Baştan başlıyorum: Önceki akşamdı. Zorlu Gösteri Merkezi’ndeydi: “Slava’nın Kar Gösterisi”ni izledim. (İngilizce “Slava’s Snowshow” diye ilan ediliyor.)

St. Petersburg’dan gelen, günümüzde çok ünlenmiş, dünyanın her yerinden ödüller toplayan gösteriyle aynı adı taşıyan topluluk, “okullu” soytarılardan, palyaçolardan oluşuyor. Hepsi Soytarılar Akademisi mezunu ve tiyatro, mim, pantomim, akrobasi, görsel sanatlar ve müzik alanlarında ustalar...

Sahnede elbet teknik donanım, görsellikten sonsuz yararlanıyorlar ama onları bence büyücü kılan ve sahnede o büyüyü (yaşamın büyüsünü) yakalamalarına yol açan en önemli öğe, duyarlılıkları. Yani sihirbazlığa değil, duygulara öncelik veriyorlar.

Glasnost öncesi isyan

Topluluğun kurucusu; yöneticisi, eğitmeni, her şeyi Slava Polunin’i (d.1950) daha bunca ünlenmeden önce dünyanın sayılı festivallerinden birinde Bordeaux’daki Sigma Festivali’nde tanımıştım. Sene 1991’di. O zaman topluluğunun adı “Litcedei”ydi. (Rusça “Oyuncular” demek)

Slava Polunin’le yaptığım röportajda, Sovyetler Birliği’nde Glasnost’u, Gorbaçov’dan on yıl önce bu toplulukla başlattığını; ama karşılığında çok hırpalandığını, çok yasaklandığını, buna karşın ödün vermeden, çizgilerinden sapmadan sanatını sürdürdüğünü anlatmıştı bana. Festivalde onlardan iki sözsüz oyun izlemiştim: Çernobil üzerine “Facia” ve yaşama sevinci üzerine “Revü”. İkisi de sadece isyan duygusunu kışkırtmıyor, aynı zamanda önceki akşam izlediğim gösterinin tüm ipuçlarını barındırıyordu.

Neyin isyanı

İsyan neye karşı mı? Dünyadaki haksızlıklara, sömürüye, şiddete, yozluğa ve hoyratlığa karşı isyan!

Önceki akşam gösteri sona erdiğinde 7’den 77’ye tüm salonun yaşadığı mutluluğu mümkün kılan belli başlı özellikler şunlardı:
Sonsuz bir düş gücü. Müthiş bir incelik. Olağanüstü yetkinlik. Disiplin. Hiç şaşmayan zamanlama. Seyirciyle çarpıcı etkileşim.
Slava’nın kar fırtınası sona erdiğinde yeryüzü güzeldi. Dünyada kötü insan ve savaş yoktu. Ülkemde katliam, rezillik, karşıdevrim yoktu. Soytarılar sadece sahnedeydi. Yarın her şey daha güzel olacaktı. Sanki yarın duruşmada tutuklu akademisyenler serbest bırakılacak, Can Dündar ve Erdem Gül’ün tüm davaları düşecekti... Türkiye yüzü gülen insanların ülkesi olacaktı... 24 Nisan’a dek matine suare 6 gösteri daha var. Kaçırmayın!

***

Attila Özdemiroğlu - Ah yüreğim! Ah o müzikler, o dostluklar, o geçen yıllar... Yeryüzünün en cömert, en iyi kalpli müzik ustası Sevgili Attila... Müziğin, güzel kişiliğin ve muhteşem gülüşün artık hep bizimle... Şimdi seni orada Onno ile birlikte yeni armoniler, yeni ritimler, yeni yeni keşifler peşinde görüyorum. Sevgiyle, aşkla kalın ikiniz de...

Cumhuriyet- 21 Nisan 2016 Perşembe

Geri
Zeynep Oral Hakkında Yazılar Kitaplar Erişim Bilgileri