Zeynep Oral Zeynep Oral HakkındaYazılarKitaplarErişim Bilgileri
Yazılar

Yazılar 2016

 

Wajda öldü dediler...

“Batırın kalemlerinizi kanıma, yazınızı öyle yazın! Wajda Polonya’yı terk etmeyecek!”Andrzej Wajda öldü dediler, ilk önce bu sözü aklıma geldi. Zaten hiç çıkmamıştı ki! Danton filmini çekmek için Fransa’ya gelmişti. Sistemi eleştiriyordu, Polonya’dan ayrılıyor mu diye soran gazetecilere verdiği yanıttı bu.

Hayır, önce “Ah gençliğim!” geldi yerleşti içime... Wajda öldü dediler, ben aptal, neredeyse dünya duracak sandım. Oysa bizim gazetede bile 5 satırlık bir haber olabildi ancak...

Polonyalılık bilinci

20. yüzyılın ikinci yarısında dünya sinemasına damgasını vurmuştu.

Onun filmleri sadece bir kimlik arayışının izini değil, Polonya’nın tarihsel birikiminin, siyasal evrelerinin, toplumsal çalkantıların da izini sürerek, bir “Polonyalılık” bilincini geliştirdi. Bunlardan damıtılmış bir ulusal direnişin simgesiydi. Sonuçta toplumun vicdanı oldu.

Babası katledilen, 16 yaşında Nazi işgalinde direnişe katılan çocuktan, Polonya edebiyatıyla beslenen, sinema tarihinin geçmişiyle zenginleşen bir ustaya dönüştü. (“Küller ve Elmaslar” çocukluk anılarından kaynaklandı.)

Polonya geleneğindeki romantizmi ve Slav hüznünü tüm filmlerine kattı. 40’ların ABD sineması ve İtalyan yeni gerçekçilik akımından, De Sica, Visconti’den etkilendi. Tartışmayı, eleştiriyi hiç gözden kaçırmadı. Ama her şeyden çok ruh derinliğini araştırdı ve vurguladı. Bunlar onun biçemini de belirleyecekti: İnceden inceye işlenen bir barok stili...

Her tür baskıya karşı

Wajda’yı dünyaya tanıtan kuşkusuz “Mermer Adam” (1977) filmi oldu. Ünlü üçlemesinin ilk filmiydi. Film içinde film anlayışıyla (70’lerden, Stalin dönemine bakış) iki farklı dönemi ele alan müthiş bir eleştiriydi.

Bir sinema başyapıtı olan bu filme, başta ABD ve kapitalist dünya biraz da aha işte ustanın komünizm eleştirisi diye dört elle sarıldı!

Oysa usta her dönemde sistemleri eleştirmekten geri kalmadı. Ve bu filmi Wajda sosyalist dönemde çekti! O despotluğa, totalitarizme, baskıya ve zorbalığa karşıydı. İnanmayan devam niteliğindeki “Demir Adam” (1981) filmine baksın. Gdansk tersanelerindeki direniş, Dayanışma Sendikası üzerine bu filmle Cannes’da ödül kazandığında “Biliyorum, ödül benden çok sendikaya veriliyor” diyecekti. Üçlemenin son filmi “Halkın Adamı” (Walessa) 3 yıl önceydi.

Nâzım - Wajda ruh ikizliği

“Mermer Adam”ı izledikten sonra ben Nâzım Hikmet’le Andrzej Wajda’nın ruh ikizliğine iyiden iyiye inandım. Romantizm, direniş, aşk, tutku, eleştiride buluşan ruh ikizleri...

Nâzım’ın “Saman Sarısı”ndaki şu beş satır, “Mermer Adam” filminin özüdür sanki! Şiirde ve filmde geçen Nova Huta, (Yeni Hayat) Krakow yakınlarında Stalin döneminde işçiler için işçilerin inşa ettiği bir semttir.

“vakıt hızla ilerliyor gece yarılarına yaklaşıyoruz / vuruyor bulutlara kızıltısı NovaHuta’nın” diyor şair, Wajda’dan yıllar önce.

Ve şöyle devam ediyor: “orda köylerden gelen genç işçiler madenle birlikte / ruhlarını da alev alev döküyor yeni kalıplara / ve ruhların dökümü madenin dökümünden bin kere zordur”

Wajda’nın tiyatrosu

Soğuk Savaş yıllarında yalnız Polonya’da değil, tüm Doğu Bloku ülkelerinde tiyatrolar aynı zamanda parlamento, kilise, üniversite, direniş alanı, sokağın sesi olarak işlev görürdü.

Wajda 1960’tan başlayarak önce kendi ülkesinde, sonra ülkesi dışında da oyunlar yönetti. “Oyun sahnelerken, film yönetmeni olduğumu unutmaya çalışıyorum”diyordu. Tiyatroda izleyiciyle ilişki bana heyecan veriyor diyordu. Daha çok klasikleri sahneliyordu.

Ondan Krakow’da 80’li yıllarda izlediğim iki oyun Dostoyevski “Ecinniler” veSofokles’in Antigone’siydi. İkisinde de metne sımsıkı bağlı kalmış ama güncel sorunları ortaya koymuştu.

Antigone’de oyunu Gdansk tersanelerine taşımıştı. Koca koroyu önce askerlere, sonra diktatöre (Kreon’a) peşkeş çeken sanayici ve işadamlarına, sonra din adamlarına, sonra yalaka medya üyelerine dönüştürmesini hiç ama hiç unutmayacağım...

Wajda öldü dediler... Filmleri, oyunları yaşıyor, yazı yaşıyor...

13 Ekim 2016


Geri